Tepedeki Ev

7,8/10  (5 Oy) · 
10 okunma  · 
3 beğeni  · 
297 gösterim
Amerikan edebiyatının efsanevi yazarlarından biri olan Shirley Jackson’dan zamanının ötesinde bir klasik: Tepedeki Ev. Hayata dair ürkütücü detaylara ilgisi, insan ruhunun kuytularına teklifsizce girebilmesi ve okurun zihnini ustaca ele geçirmesiyle tanınan Jackson, Tepedeki Ev ile dehşet ve deliliğin karanlık köklerine iniyor.

Tepedeki Ev’e atılan ilk adımdan itibaren bastırılmış tüm duygular yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Perili olduğu söylenen bir evde iddiaları araştırmak için bulunan kişilerin kesişen yaşamları ve algıları bu tuhaf macerayla şekilleniyor ve onları hiç ummadıkları bir noktaya getiriyor. Evin suretindeki karanlık, bu tuhaf görevle bir araya gelmiş grubun üyelerini beklenmeyecek biçimlerde etkiliyor.

Algının tuzakları hiç bu kadar olası, bu kadar gerçek anlatılmamıştı.

Burası Tepedeki Ev… Burada her şey biraz çarpık, biraz tuhaf.

Burası tekin bir yer değil.

BURASI SENİN ZİHNİN.

TEHLİKEDESİN.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2011
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    6055903275
  • Orijinal Adı:
    The Haunting of Hill House
  • Çeviri:
    Dost Körpe
  • Yayınevi:
    Siren Yayınları
  • Kitabın Türü:
Berke Can Turan 
02 Nis 18:00 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hayalet hikayelerine bayılıyoruz. Bunu inkar edemeyiz, insanlık tarihine adım attıklarından beri bu hayaletler deli gibi para kazandılar. Bir zamanın kurgularının temel dayanağı olan hayalet hikayeleri genel olarak birbirine benzemelerine rağmen nasıl anlatıldıklarına veya yerine göre nasıl gösterildiğine bağlı olarak oldukca zıt yönlü olabiliyorlar. Yani aslında branşlara ayrılmış hayaletler var bile diyebiliriz. Bazıları sinemanın gözdesi olan vurdulu kırdılı muhabbetlerle uğraşırken bir diğer kısmı da direkt olarak kafaya oynuyor. Ki, "Tepedeki Ev" ile bunun ne kadar etkileyici olduğunu anlayabiliyoruz.

"Değerli yazarlar ülkemizde okunmuyor" demekten ben bıktım, eminim sizler de benden aynı lafları duymaktan sıkılmışsınızdır. Emin olun o sözleri sarf etmemeyi en çok ben istiyorum fakat ne yapayım, okunmuyorlar. "Biz Hep Şatoda Yaşadık" incelememde de aynısını söylemiştim. Shirley Jackson Stephen King'den Neil Gaiman'a kadar birçok alanında en iyi yazarları etkilemiş bir şahsiyet. Ama bakıyoruz ki dilimize sadece iki romanı çevrilmiş. Daha önceden çevrilen varsa da ben denk gelmedim. Denk gelen varsa lütfen bildirsin bana.

Shirley Jackson'ın kalemini kıskanabilirsiniz. Ben kıskandım çünkü. Daha önce de bu durumu yaşadım, şöyle ki; ne olduğunu anlamadan elinizdeki sayfalara kapılıp gidiyorsunuz. Jackson'ın kalemini kullanma şekli sizlere öyküyü benimsetmiyor, adeta damarlarınıza enjekte ediyor. "Tepedeki Ev" ve "Biz Hep Şatoda Yaşadık" birbirinden anlatım konusunda çok farklı iki kitap. Atmosfer ve olay örgüsünün kalitesi ve birbirine benzeyiş yönleri değişmiyor fakat anlatım konusunda birbirinden başarılı iki bambaşka anlatım görüyoruz.

Tepedeki Ev, içinde barındırdığı gerçekçi karakterlere yaptığı gibi biz okurların da kafasına oynuyor. Deliliğe adım attığınızı hissettiğiniz an, geri dönüşün de olmadığını fark ediyorsunuz. Tepedeki Ev'de her ne varsa zaten çoktan etkisi altına girmiş oluyorsunuz ve belki de yaşadığınız en ürkütücü tecrübelerden birini yaşıyor halde buluyorsunuz kendinizi.

Shirley Jackson okurken klasik bir hikaye beklenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar "perili ev" klişesi üzerine kurulu bir romanın incelemesini okuyor da olsanız bu dediğime inanın. Kalemi ile bambaşka bir atmosfer çizebilen bir yazar Shirley Jackson. Ayrıca kendisi gotik korku türünün en başarılı eserlerinin altına imzasını atıp, yazdıklarıyla sinemaya da büyük katkılar sağlamış bir şahsiyettir. Büyüleyici güzellikte olan "Tepedeki Ev" de okunacak bir kitap olmanın ötesine geçip, adım atılacak bir gerçeklik, yaşanması gereken bir macera oluyor böylelikle.