The Haunting of Hill House

·
Okunma
·
Beğeni
·
3982
Gösterim
Adı:
The Haunting of Hill House
Baskı tarihi:
28 Kasım 2006
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780143039983
Orijinal adı:
The Haunting of Hill House
Dil:
English
Yayınevi:
Penguin Books
Baskılar:
Tepedeki Ev
The Haunting of Hill House
First published in 1959, Shirley Jackson's The Haunting of Hill House has been hailed as a perfect work of unnerving terror. It is the story of four seekers who arrive at a notoriously unfriendly pile called Hill House: Dr. Montague, an occult scholar looking for solid evidence of a "haunting"; Theodora, the lighthearted assistant; Eleanor, a friendless, fragile young woman well acquainted with poltergeists; and Luke, the future heir of Hill House. At first, their stay seems destined to be merely a spooky encounter with inexplicable phenomena. But Hill House is gathering its powers—and soon it will choose one of them to make its own.
232 syf.
·2 günde·8/10
“Tepedeki Ev’e adım atmak, bir delinin zihnine adım atmak gibi… Ürkmeye başlıyorsunuz.” Stephen King’in kitap hakkında böyle de güzel bir yorumu var.Bu kitap sadece korku ve gerilim kitabı değil yoğun derecede psikolojik öğeler barındırıyor içinde,bunu söyleyerek başlamak istiyorum.

Kitabımız bir doktorun tez yazmak için geçmişi pek parlak olmayan bir eve gidişini ve yanına üç kişiyi alması ile başlıyor ve olaylar gelişiyor.Kitap dıştan bakıldığında basit bir perili ev klişesi gibi gelebilir ama kesinlikle değil.

Bu kitabı ben korku gerilim türünde bir roman okumak istiyorum diyerek okumaya kalkışırsanız bu kitabın tadını çıkaramayacağınızı düşünüyorum.

Bu kitap konusunda kişisel görüşüme gelecek olursak ben kitabı okurken Daphne Du Maurier’in Rebecca adlı kitabının vermiş olduğu gerilimi hissettim bana Rebecca’yı anımsattı biraz.Gerek gerilim öğeleri olsun gerek psikolojik öğeleri olsun gerçekten çok başarılıydı.Bu kitabı okurken bir diğer hissettiğim şeyse Disney’in 1995 yapımı olan Güzel ve Çirkin animasyonunda Canavarın Belle’e şatoyu gezdirdiği sahne gibi kitapta bana tepedeki evi gezdirdi ve birebir yaşattı.Sanki oraya o ekip gitmedi ben gittim ve kayboldum o odalarda.

Bu kitap hakkında bir de çok sinir olduğum bir nokta var.Bu kitabın da bu yazarın da değerinin bilinmemesi oldukça hayal kırıklığına uğrattı beni.Bu kadar dev gibi bir konuyu en az 500-600 sayfalık bir konuyu olayı gidip 220 sayfaya sığdırabilmek,o korku öğelerini yaşatabilmek,o karakterleri sanki yanınızdaymış gibi hissettirerek yeterince büyük bir iş yapmış olmuş yazarımızı tanıyan,kitaplarını okuyan bile yok.Bu gerçekten çok acı.Milletçe hangi yazara değer vermemiz gerektiğini tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Eğer siz de bir psikolojik gerilim okumak,bulunduğunuz dünyadan bir süre kaçmak ve tepedeki evde misafir olmak istiyorsanız buyrun biletiniz burada :)

Kitaplarla kalın :)
232 syf.
·26 günde·5/10
"Tepedeki Ev'e adım atmak, bir delinin zihnine adım atmak gibi... Ürkmeye başlıyorsunuz." Stephen King

Neden? Ürkünçlü korkunçlu bir şey vardı da ben mi göremedim, ben mi hissedemedim? King'i de referans almam artık. Bu tür cümleleri yazmaları için de para alıyorlar mı acaba? Yoksa bu kitaba ürken de ne bileyim, böh desek bayılır herhalde.

Filmi hakkında olumlu çok şey duydum. Bunun üzerine kitabı satın aldım. Yolda çok fazla vaktim gidiyor ve olay ağırlıklı kitaplar okumak daha kolay geliyor. Dedim yolda 1 saatte biter. (Neredeyse 1 ayda okudu.) Aldım elime. Fena başlamadı. Fakat bence dümdüz, insanı silkelemeyen, korkunun k'sini göstermeyen, beni zerre etkilemeyen bir kitap olarak bitti. Bu tür bir kitap film olarak, o da mekanda ürkütücü ögelerin varlığıyla ve rüzgar sesleriyle destekli bir şekilde daha etkileyici olabilir. Roman olarak okumaya değmez türde.

Eski ve korkulan bi ev. 5 kişi. Birkaç gece. Olması gereken ama olmayan olaylar. İyi saatte olsunların gaipten sesleri. "Seni seçtim pikaçu"lu intihara teşvik. Bitti. Teşekkürler.
232 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayalet hikayelerine bayılıyoruz. Bunu inkar edemeyiz, insanlık tarihine adım attıklarından beri bu hayaletler deli gibi para kazandılar. Bir zamanın kurgularının temel dayanağı olan hayalet hikayeleri genel olarak birbirine benzemelerine rağmen nasıl anlatıldıklarına veya yerine göre nasıl gösterildiğine bağlı olarak oldukca zıt yönlü olabiliyorlar. Yani aslında branşlara ayrılmış hayaletler var bile diyebiliriz. Bazıları sinemanın gözdesi olan vurdulu kırdılı muhabbetlerle uğraşırken bir diğer kısmı da direkt olarak kafaya oynuyor. Ki, "Tepedeki Ev" ile bunun ne kadar etkileyici olduğunu anlayabiliyoruz.

"Değerli yazarlar ülkemizde okunmuyor" demekten ben bıktım, eminim sizler de benden aynı lafları duymaktan sıkılmışsınızdır. Emin olun o sözleri sarf etmemeyi en çok ben istiyorum fakat ne yapayım, okunmuyorlar. "Biz Hep Şatoda Yaşadık" incelememde de aynısını söylemiştim. Shirley Jackson Stephen King'den Neil Gaiman'a kadar birçok alanında en iyi yazarları etkilemiş bir şahsiyet. Ama bakıyoruz ki dilimize sadece iki romanı çevrilmiş. Daha önceden çevrilen varsa da ben denk gelmedim. Denk gelen varsa lütfen bildirsin bana.

Shirley Jackson'ın kalemini kıskanabilirsiniz. Ben kıskandım çünkü. Daha önce de bu durumu yaşadım, şöyle ki; ne olduğunu anlamadan elinizdeki sayfalara kapılıp gidiyorsunuz. Jackson'ın kalemini kullanma şekli sizlere öyküyü benimsetmiyor, adeta damarlarınıza enjekte ediyor. "Tepedeki Ev" ve "Biz Hep Şatoda Yaşadık" birbirinden anlatım konusunda çok farklı iki kitap. Atmosfer ve olay örgüsünün kalitesi ve birbirine benzeyiş yönleri değişmiyor fakat anlatım konusunda birbirinden başarılı iki bambaşka anlatım görüyoruz.

Tepedeki Ev, içinde barındırdığı gerçekçi karakterlere yaptığı gibi biz okurların da kafasına oynuyor. Deliliğe adım attığınızı hissettiğiniz an, geri dönüşün de olmadığını fark ediyorsunuz. Tepedeki Ev'de her ne varsa zaten çoktan etkisi altına girmiş oluyorsunuz ve belki de yaşadığınız en ürkütücü tecrübelerden birini yaşıyor halde buluyorsunuz kendinizi.

Shirley Jackson okurken klasik bir hikaye beklenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar "perili ev" klişesi üzerine kurulu bir romanın incelemesini okuyor da olsanız bu dediğime inanın. Kalemi ile bambaşka bir atmosfer çizebilen bir yazar Shirley Jackson. Ayrıca kendisi gotik korku türünün en başarılı eserlerinin altına imzasını atıp, yazdıklarıyla sinemaya da büyük katkılar sağlamış bir şahsiyettir. Büyüleyici güzellikte olan "Tepedeki Ev" de okunacak bir kitap olmanın ötesine geçip, adım atılacak bir gerçeklik, yaşanması gereken bir macera oluyor böylelikle.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Dizinin fragmanı ve Stephen Kıng’ın yapmış olduğu yorumlar dikkatimi çektikten sonra , diziyi izlemeye başlamadan önce kitabını okumaya karar verdim. Tepedeki ev ile tanışma maceram aslında bu şekilde. psişik güçlerin olduğuna inanılan bu evi araştırıp kitap yazmaya karar veren bir doktorun ve ona eşlik eden üç karakterin başından geçen doğaüstü olayları konu alıyor kitabımız. Kitabın ortalarına kadar “Harika!” diyerek okudum, hatta yer yer gerçekten korktuğum zamanlar da oldu . Konu bakımından muhteşem. Fakat kitabın sonunu hiç sevemedim. “ Yani bu kadar güzel konusu ve gidişatı olan bir kitap anca bu kadar kötü bitirebilirdi “ dedirtti . Bana göre sonu dışında korku , gerilim okumayı sevenler için keyifle okunabilecek bir kitap.
232 syf.
·Puan vermedi
Dr. John Montague, birkaç yıldır sürdürdüğü araştırmalar sonucunda psişik fenomenlerle ilgili ürettiği bazı teorileri sınama fırsatını değerlendirmek amacıyla Tepedeki Ev'i kiralar. Çünkü Tepedeki Ev'i kiralayan kişiler, birkaç gün kaldıktan sonra apar topar çıkmış, bu evin perili olduğunu iddia etmişlerdir. Dr. John Montagur, araştırmalarını bilimsellikten tamamen uzak tutarak, 'perili' olarak bilinen evdeki psişik hareketlerin etkilerini ve sebeplerini yazarak akademik bir ünvan kazanacağını düşünür.

Bu tarz kitaplarda istenilen atmosferi yaratmak çok zordur elbette, Shirley Jackson Tepedeki Ev'de unutulmaz bir mekân kurgulamış. Hatta uzun zaman geçse, aklımdan çıkmayacak şekilde. Ev gizemli ve ürkütücü. Tanımlanamayan davranışlar, derinden gelen fısıltılar, geceleri meydana gelen anlaşılamayan olaylar, çocuk odasının diğer odalardan çok soğuk olması, bir şeyin kapılara vurması, ahşap kapıların titreyip sarsılması, nerden geldiği belli olmayan hafif ve delice bir gülüş, kısık sesle atılmış bir kahkaha vs.
Kitap kısa yani sayfa sayısı az ama yoğun, yoğun fakat boğucu da değil. Kıvam çok iyi ayarlanmış. Ayrıca her karakterin iç dünyasına ışık tutmuş yazar. Bir de inandırıcılık yönünden oldukça başarılı. Havada süzülmek yerine, toprağa tüm ağırlığıyla basan bir hikâyesi var kitabın. Filmini yıllar önce izleyip pek sevmesem de tekrar izlemeyi düşünüyorum...
232 syf.
·2 günde·3/10
kitapta beklediğimi bulamadım. beklenen gerilimi vermiyor. konuda kopukluklar var. karakterler derinlemesine kurgulanmamış hissi veriyor. pek sevemedim.
232 syf.
·4 günde·8/10
Shirley Jackson severken birden surata yumruk çakan bir yazar. Tepedeki Ev bir grup insanın eski ve ünlü bir evdeki bilinmeyen varlıkları deneyimleme için toplanarak kendi korkularını yaratmasını anlatıyor. Hani evde yalnızken gecenin bir vakti eve kulak kabartarak bir ses yahut hareket yaratarak kendimizi korkutma durumunu çok güzel yaşatmış. Kitabın ağır ilerleyişi, devamlı hayaletlerin çıkmasını bekleme sabırsızlığı ile sıkabilir fakat sonunda nabzınızın yükseldiğini göreceksiniz. Ben gecenin bir vakti okudum ve bir arkamı dönüp bakmadan yapamadım.
232 syf.
·6 günde·7/10
Kitabın içeriğine başlamadan önce dışını biraz eleştirmek istiyorum. Bir kitabın kapağı bu kadar özentisiz hazırlanamazdı sanırım. Kültleşmiş, senelerce bir sürü kitaba, filme ilham kaynağı olmuş kitaba yakışır kapağı yok kesinlikle. İlgi çekiciliği sıfır. Askıda duran şato görüntüsünden daha güzel bir kapak yapılabilirdi bence (sonraki baskılarında askıyı kaldırmışlar çok şükür).

Neyse kitabı kapağına göre değerlendirmemek lazım diyip içeriğine geçeyim. Kitap kendini güzel bir şekilde okutturuyor. Hikaye bazı yerlerde kopuk kopuk ilerlemesine rağmen konu havada asılı kalmıyor, akıp gidiyor. Yazarın da hem sıkılmadan, daralmadan okunabilecek kadar sade, hem de yaşanılan psikolojiyi yansıtabilecek kadar yoğun bir anlatımı var. Gerilimin adım adım tırmanışı ve hiçbir şey olmamışçasına aniden sönümlenmesi derken hiç beklemediğiniz bir anda tekrar çıkıp gelmesi.. Ama bu kadar güzel şeye rağmen kitap beni tamamen doyurmadı. Sadece edebi açıdan tatminkardı. Bitince bildiğim bir konuyu iyi bir öğretmenden tekrardan dinlemiş gibi hissettim. Sanırım bunun sebebi; bugüne kadar izlediğim/okuduğum 'perili ev' konseptinin asıl kaynağını bu kadar geç okumuş olmam. Bu kült eserin çok farklı versiyonlarına zaman içerisinde o kadar çok maruz kaldım ki, asıl eseri okuduğumda aç kaldım..

Buna rağmen, eserlerin kendi zamanlarını göre değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden, 1959 yılında yazılmış bir kitap olarak kendisini başarılı buluyorum.
232 syf.
·5 günde·8/10
Shirley Jackson’ın popüler kültürde defalarca taklit edilmiş, birçok yazarı derinden etkilemiş kült romanı Tepedeki Ev, tekinsizliği bir korku unsurunu haline getirmesinin yanında okuyucuya zihin karanlık yönleri, suçluluk ve yalnızlık konularında da düşündürüyor. Günümüz için fazlasıyla naif kaldığı aşikar ancak geçen 60 yılda gücünü hiç yitirmemiş olması etkisini ispatlıyor. 3,8/5
232 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Tamamen farklı kafayla yazılmış bir kitap. Bir ruhun yalnızlığı ve aslolan eşyanın yani evin onu hapsetmesi. Keşke daha uzun olsaydı dediğim kitaplardan biri
232 syf.
·Beğendi·6/10
Tepedeki Ev büyük umutlarla başladığım ama zor bitirdiğim kitaplardan biri oldu. Nedeni Netflix yapımı dizisini baya bir beğenmem ve Dreamworks yapımı filmini 6 kez bayıla bayıla izlemiş olmam. Haliyle kitapta dizi ve filmin o çıldırtıcı atmosferini görmeyi bekleyip anca gelişme bölümünün sonlarına doğru karşılaşabilmek az da olsa hayal kırıklığı oldu benim için. Kitap bir klasik, birçok yapıma fikir anası olmuş değişik bir hikaye ama kişiden kişiye bile değişecek bir yapısı ve isminin aksine karakterler üzerine daha fazla oynayan bir kurgusu var. Örneğin kitabı okuyup bu bir psikolojik gerilim diyen de çıkabilir ve haksız da sayılmaz. Bana dizi ile benzerlikleri var mı diye soranlar olmuştu; kitabın dizi ile tek ortak noktası yıldızlı fincan (izleyenler anlayacaktır). Kitap 1999 yapımı #thehaunting ‘e daha fazla benziyor, ana karakterler aynı ama film ismini kitaptan çok daha fazla hak ediyor ve tabii ki iki final arasında uçurum var (Dreamworks’ü bu konuda suçlayamayacağım). Bir klasik olarak Tepedeki Ev’i okumalısınız ama beklentilerinizi diziye ve filmlere göre ayarlamayın. Not: kitabın bendeki baskısı Siren Yayınları’na ait ve kitabın orjinal ismi yanlış yazılmış (the underground railroad) böyle bir şeye ilk defa rastlıyorum ve benden başka fark eden oldu mu acaba merak ediyorum. Filmi ve diziyi de izleyin bu arada (filmi bu yazı öncesi 6. kez izledim hala ilk günkü gibi gerdi beni)
232 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Tepedeki evde ne kadar kalabilirsiniz, bana biraz saçma geldi korkutmadı, sonunda ne oldu belirsiz. romandaki kahramanlar detaylı anlatılmış, onun haricinde başka birşey yok. Adına yakışmayacak bir kitap olmuş.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
The Haunting of Hill House
Baskı tarihi:
28 Kasım 2006
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780143039983
Orijinal adı:
The Haunting of Hill House
Dil:
English
Yayınevi:
Penguin Books
Baskılar:
Tepedeki Ev
The Haunting of Hill House
First published in 1959, Shirley Jackson's The Haunting of Hill House has been hailed as a perfect work of unnerving terror. It is the story of four seekers who arrive at a notoriously unfriendly pile called Hill House: Dr. Montague, an occult scholar looking for solid evidence of a "haunting"; Theodora, the lighthearted assistant; Eleanor, a friendless, fragile young woman well acquainted with poltergeists; and Luke, the future heir of Hill House. At first, their stay seems destined to be merely a spooky encounter with inexplicable phenomena. But Hill House is gathering its powers—and soon it will choose one of them to make its own.

Kitabı okuyanlar 127 okur

  • Ezgi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%1.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0