Öncelikle, kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim. En azından bence. Çünkü çoğu insana günlük olarak düşünmediği bir sürü şeyi düşündürten bir kitap.
Kitapta başkarakter Paul, sevgilisi Tanya ve ileri sayfalarda evlatlık edindikleri Zoe isimli bir kız çocuğu var. Olay bu üç kişinin etrafında dönüyor. Ahh tabii ki, meşhur Charles'ı unutmamak lazım. Onunla doğrudan ilgili bile olabilir.
İnsanların uyuyamadığı, her gece bu korkuyla yaşadıkları, günden güne insanların ölmeye başladığı, öleceğini düşünenlerin delirmesi ya da son isteklerini yerine getirmeleri... Her şey ama her şey. Anlatımı kuvvetli bir kitap, sizi avucunda tutmayı iyi biliyor. Chales'ın yaptıkları, Nod ile ilgili ve Paul'un rüyasıyla ilgili olanlar. ( pek içine giremiyorum, spoi olmaması için.)
Charles çok sinirimi bozmuştu, oysa haklı yanları da vardı. Fakat Tanya... Tanya'ya voav dedim ve bir yerden sonra katlanamadım. Paul ise her şeyi bilen ama en kötü durumda olan olmuş gibiydi. Ama en azından, gerçeği biliyordu ve diğer insanlar gibi, başına gelen felaketi saçma nedenlere bağlamadı.
Tanrıyla ilgili söylenenler benim için özellikle dikkat çekmiştir ve doğru bulduğum da olmuştur. Alıntılara bakmanızı öneririm.
Sırf merakımdan 2 hafta boyunca uyuyamayıp nasıl bir şey olduğunu görmek isteyebilirim. Mümkün mü, orası tartışılır. Ama insanı acı kendine getirir, tabii bazen de kendisinden alır. Hangisinin ne zaman olduğu her zaman değişmiştir.
Özellikle cehennemle ilgili olan kısma değinmek istiyorum. Cehennem bir zamandır, gayet açık değil mi? En büyük fantezinizin sürgit gerçekleştiğini düşünün. Ne kadar uzun süre, o kadar çok ateş. İşte cehennem.
Son olarak demek istediğim şey, burada yapılan alıntılar bence kesinlikle bu incelemeden çok daha faydalı. O yüzden okumanızı tavsiye