Sinan Çetin

Sinan Çetin

Tasarımcı
9.3/10
121 Kişi
·
238
Okunma
·
0
Beğeni
·
5
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Bu benim en zor ve en keyifli yazılarımdan biri olacak diye tahmin ediyorum. Kitabı ilk bitirdiğimde, iki gün önce, o kadar heyecan doluydum ki milyonlarca kelimem var gibiydi. Şimdi ise sakin, dingin bir şekilde kendimi ifade yolları arıyorum.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...en-keyifli.html#more
kitap uzunca bi kitap 900 küsür sayfalarda bi gün uzunca bir tatile çıkarsam bu kitabı tekrar elime alıp bitene kadar bir daha okumayı düşünüyorum. her okudugunda başka şeyler bulabileceğim kitaplar arşivine attım bile
Birey olmanın ne demek olduğunu ve önemini Ayn Rand' ın rehberliğinde öğreten. Güç elde etmek için her yolu ve her şeyi mübah görenlere karşı verilen olağan üstü bir mücadele ve sonu zaferle sonuçlanan bir hayat yolu. Bu kitap her eve girse ve okunsa keşke....
Kendini gerçekleştirme cesareti elinden alınmış ve buna rağmen köleleştirilmiş özgürlüğüne şükran duyan, üzerindeki bu rezil işgalin farkında bile olmayan insanlığa, karanlıkta açılmış aydınlık bir kapıdır; 'The Fountainhead'... Herkesin içinde bir yerde olan o şüpheci ve egoist sesin, toplum yararına masallarıyla duyulamayacak hale nasıl getirildiğini, kişiliksiz bireylerin nasıl üretildiğini anlatan bu kitabın her okur tarafından muhakkak okunması ve yeter seviyede idrak edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kitap dört ana bölümden, dört ayrı davranış ve varoluş biçiminin insan hüviyetinde cisimleşmesinden oluşmaktadır. Bunlardan ilk üçünü, yeryüzünü ne yazık ki baştan sona kuşatmış olarak görürüz. Bunlar, zevahirde yaşayan lakin gerçekte ölü olan nesnelerdir; kendi benliği olmayan insanlar. Birinci bölümün ölü nesnesi, kendi yararına en kutsal değerlerini bile hayâsızca gözden çıkarabilen, ruhunu satmak hususunda bir an bile tereddüt etmeyen, dünyanın en aşağılık insanı da olsa önemli değil, yeter ki toplum nazarında bir itibar, bir ağarlık kazanmış olsun, toplumun şekillendirdiği insan modeli Peter Keating ile hayat bulmuştur. İkinci insan tipi ise, bu kişiliksiz yığınların zaaflarını kolaçan ederek onları fetheden, kanlarından ve kırılgan hayallerinden beslenen, arzularından istifade eden, vasatlığı pompalayan, böyle büyüyen, kendi fikirlerini onların fikirleri yapan, toplumu şekillendiren, krallığını asalak olmasına borçlu olan Toohey’dir. Üçüncü yaşamın ölü nesnesi ise Gail’dir. Şekillendirilen ve şekillendiren arasında şekillenen ikiyüzlü bir imparator! Her şeyin farkında olan, tüm kokuşmuşluğu gören; ruhlarını satıp geçinenlerle bu ruhları alıp şekillendirenler arasında aracı olan, komisyoncu bir imparator! İyilik, fedakârlık, hayırseverlik, diğerkâmlık adına yapılan sömürüyü kendi çıkarına kullanan, kimin canı ne duymak istiyorsa onu duyuran, ne görmek istiyorsa onu gösteren tutsak bir gazete; Gail. Ve Roark! Tüm ölü nesnelerin arasında yaşayan bir anıt! Her şeyden ve herkesten bağımsız, ne oyuncak olmaya gelmiştir dünyaya ne de oyuncaklarla oynamaya. Ne yönetmek ister ne de yönetilmek. O ateşi keşfedendir ve keşfettiği ateşte yakılan. O tekerleği icat edendir ve icat ettiği tekerleğin altında boynu kırılan. Benliği elinden alınmışların kurşunları önünde, kendi benliğini oluşturan çelik yelektir. Kurşun işlemez. O, içimizdeki yaratıcı güçtür. Eğilip bükülemez. Geride ayak izi bırakmış her ölümsüz isme selam olsun.
Ayn Rand'ın 1943 yılında kaleme aldığı "The Fountainhead" insan egosunu ve idealizm olgusunu inceleyen kült bir eser...

Bir mimar olarak mesleğinde oldukça başarılı olmasına rağmen, dönemin tarzını yansıtan eserler yaratmayı reddeden Howard Roark aynı nedenle son senesinde okuldan atılırken, Howard'ın özgünlüğüne her zaman gıpta etmiş okul arkadaşı Peter Keating oldukça ünlü bir mimarlık firması olan Francon & Heyer'da çalışmaya başlar. Howard ise farklı tasarımlarıyla bir dönem oldukça tutulmuş olan ancak özgünlüğünden vazgeçmediği için yok olmaya yüz tutmuş bir mimar olan Cameron'un yanında çalışmaya başlar. Tahmin edilebileceği üzere Peter'ın ünü ve zenginliği her geçen gün artarken, Howard ancak kendi tarzını kabullenebilecek birilerini bulmakta zorlandığı için maddi sıkıntılar içindedir. Bu sırada Howard ile Francon mimarlık firmasının sahibinin kızı Dominique birbirlerine aşık olurlar fakat bu durumu göz önünde yaşamaktan kaçınırlar.

Ünlü bir mimari eleştirmeni ve sosyalist Ellsworth Toohey ise Roark’un özgün yeteneğini ve başına buyruk tavrını çok önemli bir tehlike olarak görüp onu yok etmeye çabalamaktadır, bu amaçla bir müşterisini yapılacak dini bir tapınağın mimarı olarak Roark’u seçmeye ikna eder ve tapınak bittiğinde de tapınağın din ve insanlığa karşı bir küfür şeklinde algılanması gerekliliğini toplumda yayarak Roark’un dava edilmesine neden olur.. Roark’un duruşmasında Dominique dışında herkes tapınağı ortodoks ve yasal olmamakla suçlar. Karşı tarafın duruşmayı kazanmasıyla Roark tekrardan işini kaybetmiş olur. Roark’u arzu ettiği için kendisini cezalandırmak isteyen Dominique, Peter Keating ile evlenir.

Wynand gazetelerinin sahibi, idealizmini kaybetmiş Gail Wynand reddedemeyeceği bir teklifle Keating'den Dominique'ı resmen 'satın alır'. Dominique zaten Howard'la olamadığı için kendine acı çektirmenin tüm yollarını denemektedir.

Wynand, Cortland Halk Evi projesi için Howard'dan yardım ister, Howard ise projesine bitene kadar kesinlikle karışılmaması şartıyla kabul eder ancak söz verildiği şekilde olmaz, planlar değiştirilir. Roark kendi planına göre yapılmamış binayı havaya uçurur ve polise teslim olur. Wynand daima hayranlık duyduğu Roark'ı kurtarabilmek adına gazetesinde ilk kez halkın değil, kendi sesi olur; Roark’u savunan yazılar yayınlatır. Bunun sonucunda gazetenin satışları düşer, grev başlar.

Duruşma Roark’un kötü sonu gibi görünse de bencillik erdemi ve kendine karşı dürüst kalma ihtiyacından uzun bir şekilde bahsederek jürinin dikkatini toplamıştır. Sonuç itibariyle de jüri onu suçsuz bulur.

"Hayatın Kaynağı", bir çok karakteri tüm özellikleriyle çok ayrıntılı şekilde ortaya koyarken, günümüzde karşımıza çıkan tüm insan profillerini çeşitli gruplar altında toplamayı başarabilmiş bir roman. Şüphesiz en etkileyici karakter olan Howard Roark, yaşadığı dönemde hiç tutulmamasına rağmen mesleğinde asla kendi tarzı dışına çıkmayan bir mimar olarak; yalnızca kendi prensipleri ve değerleri için yaşayan, bunları kaybetmemek adına tüm zevk ve çıkar unsurlarından vazgeçebilecek idealist insan profilini oluşturuyor. Bu uğurda "Hayır" diyebilmenin önemini vurguluyor.

Gerçek bir baş yapıt, olağanüstü bir eser...
975 sayfalık bu kitabı okumaya başlarken, kişisel gelişim bazlı bir içeriğe sahip olduğu yönünde bir öngörüm vardı. Ancak, sayfalar ilerledikçe yanıldığımı anladım. Kitap, fırsatçı, başkalarının sırtından var olmaya çalışan , özgünlüğe yaşam hakkı tanımayan düşüncenin temsilcileriyle; teslim olmayan, sadece üretmeyi düşünen , yaratıcı düşüncenin temsilcilerinin amansız mücadelesini anlatmaktadır. Yazarın anlatım becerisi, kitabı çok akıcı kılmış. Ayrıca, kitabın güçlü bir felsefi dayanağı var.
https://youtu.be/8LHWyBVZ8ak
inceleme videosu için tıklayınn
.
Keşke daha erken karşıma çıksaydı dediğim ilk kitap. Lise yada üniversite yıllarında okumuş olsaydım keşke. Ayn Rand’ın Objektivizm felsefesini işlediği, 5 ana karakter ve yan karakterler arasında kurguladığı efsane eser.
Okurken birçok alıntısını paylaştım. Altını çizemediğim için renkli pinleri o yüzden kullandım.
Sayfalarını iştahla çevirdiğim ve gerçekten hayatı sorgulatan, farkındalık seviyemi yukarılara çeken bir kitap oldu.
Hayranlık ve öğrenme hevesiyle okuduğum karakter tabii ki Mimar Howard Roark. Zaten yaratma ve üretme kavramları onun üzerinden işleniyor.
“Yaratıcının temel ihtiyacı bağımsızlıktır. Mantık yürüten zihin, herhangi bir türlü zorlama karşısında çalışamaz. Kısıtlanamaz, feda edilemez, başka amaç ve düşüncelere boyun eğemez. Gerek işlerlikte, gerekse amaçta, tam bir bağımsızlık ister. Bir yaratıcı için insanlarla olan ilişkilerin tümü ikinci plandadır.”
Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
bu kitap bende çok fazla şey ifade ediyor ,ilginç olduğunu düşündüğüm birini yazayım.kişisel gelişim kitabı okumayın ,bu kitabı okuyun:)
Ayn Rand'ın iki büyük eserinden biri olan Hayatın Kaynağı, kollektivizm düşüncesini en iyi yansıttığı kitaptır. Kişinin, toplumun belirlediği kalıplara girmeyip, kendi yolunu çizmesi ve bireyselleşmesinin önemini vurgulayan roman; Howard Roark'ın iş ve aşk hayatını ve bu ikisi arasında verdiği mücadeleyi konu alıyor. Bazı kitaplar vardır. Son sayfasını okuyup kapağını kapattığınızda, eskiden olduğunuz kişi olamazsanız. Hayatın Kaynağı, o kitap olmaya aday olabilecek birkaç ender kitaptan biridir.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 238 okur okudu.
  • 36 okur okuyor.
  • 417 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.