ben tuhaf bir toplumda yaşıyorum; israil'i demokratik bir devlet olarak tanımlamanın güçlüğünü bu kitabın sonunda ayrıntılı olarak belirttim (birçok eleştirmenin öfkesini de bu çekti). israil devleti, kendini, kabul gören hudutları içinde (işgal toprakları hariç) mevcut toplumsal gövdenin temsilcisi olarak değil, yahudi halkının devleti olarak sunduğundan demokratik tanımını yapmak güçtür.
içinde bulunduğumuz 21. yüzyıl başında israil'in yasalarının ruhu, israil devletinin, israillilerin ihtiyaçlarına değil, hala dünya yahudilerinin ihtiyaçlarına cevap vermesini gerektirmektedir; toprakları üzerinde yaşayan ve bu yerin diliyle kendini ifade eden yurttaşları için değil, bir "etnik yapı"nın hayali soydaşları için emek harcamasını gerektirmektedir. gerçekten de, yahudi bir anneden doğan herkes, "halka aidiyet hissetmeden", new york'ta ya da paris'te huzur içinde yaşarken, israil'in egemenliği altına gelip yerleşme niyeti hiç olmasa da, israil'in kendisine ait olduğundan gayet emin olabilir. buna paralel olarak, yahudi dünyasından olmayan ama yafa ya da nasıra'da doğmuş ve daimi olarak burada yaşayan biriyse, içinde yaşadığı devletin sürekli kendisine karşı koyduğunu hissedecektir.