Stacey Lee

Stacey Lee

Yazar
8.7/10
36 Kişi
·
52
Okunma
·
2
Beğeni
·
241
Gösterim
Adı:
Stacey Lee
Tam adı:
Stacey Heather Lee
Unvan:
Roman Yazarı
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri
Benim adım Stacey Heather Lee ve genç yetişkin kitaplar yazıyorum. Ben dokuz yaşımdan beri ilkokullarımın romanını yazdığım zamanlarda bir yaşam için kitap yazmayı hayal ettim. Dört yıldır bunu Smith Corona ailesine yazmaya çalıştım (bir daktilo, çocuklar). Bir yazım hatası yaptığım her seferinde, bütün sayfayı yeniden yazarım. Bitirince parmaklarım 120 wpm'de uçtu. Kitap doldurulmuş hayvanlar arasında en çok satanlara dönüştü ve bebeğim, yola koyuluyordum!
Ama doldurulmamış kalabalığa yazabilmem için, gerçek dünyada birkaç durak yapmak zorunda kaldım. Merhaba anne ve baba! Okudum, derece aldım ve maaş çekleri kazandım. Boş zamanımda yazmaya devam ettim. Birkaç yıl sonra harika bir ajanım var ve şimdi uyurken bile yazıyorum. Umarım web sitemde gezinmenin keyfine varacaksınız. Hepsi hoş geldiniz, doldurma ve hepsi.
Ben dördüncü nesil bir Çinli Amerikalıyım. Güney Kaliforniyalı bir yerken, UCLA'dan mezun olduktan sonra UC Davis King Hall'da hukuk unvanımı aldım. Silikon Vadisi'nde birkaç yıldır kanun uyguladıktan sonra nihayet kalemi aldım, çünkü gün boyunca uyku çekmenin ikramiyesini istedim ve İspanya'ya taşınmaktan daha kolay oldu. Klasik piyano çalar, iki çocuğumu destekleyici kocamla birlikte büyütürüm ve YA kurgusu yazarım.
“En kötülerinden diye tahmin ediyorum. Bir çocuk ailesine güvenebilmeli. Canını yakan bir baban olmasındansa babasız olmak daha iyi.”
Stacey Lee
Sayfa 218 - Yabancı Yayınları
Tanrı babamı elimden aldığında bana bir kız kardeş vermişti. O bana nasıl güçlü olunacağını ve kuyruğumu nasıl yere vurmam gerektiğini öğretmişti.
Stacey Lee
Sayfa 346 - Yabancı Yayınları
“Ama güzel yemek yapabiliyor muydu?”

Andy, “Adam kendine bir eş alıyordu, kızartma tavası değil,” diye mırıldandı.
Stacey Lee
Sayfa 181 - Yabancı Yayınları
"... Ona bir mandalina ağacından armut vermesini bekleyemeyeceğini söyledim. Yalnızca onun en iyi mandalinaları vermesi için destek olabileceğini..."
"Mandalina ben miyim?"
"Hayır sen ağaçsın. Şimdi git ve güzel meyveler ver."
352 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bu yazarın kalemiyle tanıştığım ve bu kadar mükemmel kitaplar okuduğum için o kadar mutluyum ki anlatamam. Yazarın, Düşlerini Yakala kitabını çok sevmiştim. Bu yazar ne yazsa okunur demiştim, o kadar kaliteli bir kalemi vardı. Öyle olunca, Renkli Göğün Altında kitabını seveceğimi de tahmin ediyordum ama tahmin ettiğimden de fazla sevdim. O kadar sevdim, okurken o kadar etkilendim ki uzun uzun bu kitabı övmek ve herkese bu kitabı okutmak gibi istekler oluştu içimde.

1849 senesinde, Amerika'da yaşayan Çinli bir kızın, Samantha'nın hikayesini okuyoruz kitapta. Irkçılığın çok fazla olduğu o yıllarda, Çinli olduğu için yaşadığı sıkıntılar yetmezmiş gibi bir de büyük bir trajedi geliyor Samantha'nın başına ve bu yüzden, kendisi kadar zor durumda olan siyahi arkadaşı Annamae ile kaçmak zorunda kalıyorlar. Sadece ırkçılığın değil cinsiyetçiliğin de çok fazla olduğu bir dönem olduğu için de erkek gibi davranıyorlar. Çıktıkları bu yolda, aralarına başka insanlar da katılıyor elbette. Ve biz de bu yol boyunca, çok güçlü dostluklara, nahif mi nahif aşklara ve iki güçlü kadının, hayatta kalmak için neler yapabileceğine şahitlik ediyoruz.

Karakterlerin bu kadar muhteşem olması, bir bölümü sırıtarak okurken diğer bölümde gözlerimin dolması, yazarın, o zamanlardaki ırkçılığı, bu kadar etkileyici yazması, kitabı bu kadar sevmemin en büyük sebepleri. Hem eğlenceli hem duygusal hem de gerçekçi bir kitap Renkli Göğün Altında. Bu kitabı okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
376 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Geçenlerde okuduğum bir kitabın arkasında şöyle bir yorum vardı: “Bu kitabı okuduktan sonra içimden, yabancılarla dolu trende ayağa kalkıp bu kitabı almanız lazım, diye bağırmak geldi.” Düşlerini Yakala'yı okuduktan sonra ben de tam olarak böyle yapmak istedim. Çünkü bu kitap mükemmel!

Sene 1906. Çinli bir ailenin kızı olan Mercy, çok başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, zengin bir ailesi olmadığı için gitmek istediği okula alınmıyor. Fakat Mercy pes etmeyip hayallerinin peşinden gidiyor ve bir şekilde istediği okula giriyor. Okulda arkadaşları ve öğretmeniyle sıkıntılar yaşarken, büyük bir felaket oluyor ve herkesin hayatı değişiyor.

Mercy, harika bir karakterdi. Kişiliği ve cesaretiyle beni çok etkiledi. Kendisi sık sık Bayan Lowry'den ilham alsa da, bana en çok ilhamı Mercy verdi. Okuyup çok sevdiğim kitaplar oluyor gel gelelim ilham aldığım karakter sayısı çok azdır. Mercy o kadar güçlü bir kadın ki, onu okuyup da güç almayan biri olamaz herhalde. Aynı şekilde Tom'u da çok sevdim. İkilin olduğu sahneleri okurken pamuk gibi hissettim. Mercy'nin ailesi ve dostlarıyla olan ilişkisi de ayrıca güzeldi.

Yazarın, gerçekte yaşanmış olayları kurguyla buluşturma şekline bayıldım. Özellikle o dönemdeki ırkçılığı bu kadar başarılı işlemesinden çok etkilendim.

Düşlerini Yakala'yı her şeyiyle çok sevdim. Tek kusur bulamıyorum o kadar dört dörtlük bir kitaptı. Stacey Lee favori yazarlarımın arasına girdi bile.
352 syf.
·65 günde·Beğendi·10/10
1849 yılının Amerika’sındayız. Irkçılığın had safhada olduğu yıllar, Amerika’da insanların zengin olma hayalleriyle kıtayı aşarak altın avına katıldığı yıllar. Baş kahramanımız Samantha yaşadıkları kasabadaki Çinli tek ailenin üyesi ve bir keman virtüözü; o yıllarda özellikle bir kadın ve bir Çinli için bunu çok zor olduğunu bilmesine rağmen hayatını müzikten kazanmak konusunda kararlı. 16 yaşına basmasına birkaç ay kala hayat onun için çok kötü sürprizler hazırlıyor ve bunun sonucunda yanında yeni tanıştığı köle bir kız olan Annamae’le kendilerini oğlan kılığında Oregon Yolu’nda buluyorlar. Kitap bize bu yolculuğu, dostluğu ve tarihi anlatıyor...
Kötü şans peşlerini bırakacak mı? Yol boyunca nelerle kaşılaşacaklar? Hedeflerine ulaşabilecekler mi?

Tüm çevirdiğim kitaplar çocuğum gibi olduğundan kendimi onları sevmek zorunda hissediyorum ama bu kitap konu olarak hiç benim tarzım değildi. Saçımı başımı yolduran şeylerin sayısı da düşünülünce kendisinin biraz üvey evlat konumunda kaldığını söylemeden geçemeyeceğim. Yine de ben Külkedisi’nin kötü kalpli üvey annesi olmadığımdan evlat evlattır diyorum ve onu da diğerlerinden ayırmıyorum.
352 syf.
·6 günde·8/10
Esirliğin ve çaresizliğin ortasında çok güzel bir dostluk hikayesini okudum. Bazen uzaktan bakınca herşey nasıl biranda bu kadar kötüyken bu kadar mücadele ruhlu görünebilir diye heyecanla okudum. Bazen üzüldüm onlar adına güçlü olup devam ettim. Dayanıklılık bu kadar anlam bulmamıstı belkide
376 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir kitabı çok sevince, deli gibi sevince, çılgınlar gibi sevince yorum yapmakta zorlanıyorum. Ama bu kitap çok güzel! Bu yazarın aklından geçenler çok ama çok güzel. Renkli göğün altında ilk göz ağrım, bu yüzden düşlerini yakalayı ondan bir milim daha az sevmiş olabilirim ama bu ne kadar sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor.

Hayatın gerçeklerini, tarihi bir olaydan esinlenerek böyle güzel yazabilecek kaç insan tanıyoruz? Böyle yazdığı sürece ne yazsa okurum, insanlara zorla okuturum.

Kitap 1906 senesinde, San Francisco'da geçiyor. Bu kitap Çinli bir ailenin büyük çocuğu Mercy, onun harika karakteri, fikirleri, hayalleri ve yaptıkları hakkında bir kitap. Irkçılığı, cinsiyetçiliği, insani değerleri nasıl yitirip nasıl kazanabildiğimizi, aile sevgisini ve dünyanın en nahif aşklarından birini anlatıyor. İçinde o kadar çok güzellik var ki okurken kalbim kırıldı. Mercy'i çok sevdim, bağrıma bastım. Tabii Tom'u da öyle. Yorumu yazarken bile gülümsüyorum, düşünün artık.

Mutlaka kitaplarını okuyun, bu yazarla tanışın. Bir insanın bu kitabı sevmemesinin tek açıklaması bence roman okumayı sevmemesi olabilir, o kadar iddialı konuşuyorum. Okuyup sevmeyenler beni bulsun, bir sorayım sebebini. Çünkü cidden aklıma bir şey gelmiyor.

Okuyun, okuyun, okuyun.
352 syf.
·2 günde·8/10
Kitabı uzun süre önce almıştım fakat şimdiye kadar okumamıştım. Nedeni bence hakkında çok yorum olmaması olsa bile kitaba kötü anlamda eleştiri vardı. Ama bir şans vermek istedim ve iyi ki de vermişim. Kitap bence fazlaca tatlıydı. Çabaları, arkadaşlıkları ve her ne olursa olsun birbirlerinin yanında olmaları beni etkiledi. Başta iki kız nasıl iki erkek rolüne bürünebilir demiştim fakat ben onlarla karşılaşsaydım farketmezdim bile. Bir de bana göre oldukça akıcıydı. Bu aralar kitap okuyamasamda bu kitabı hızlıca bitirdim ve ne olacağını merak ettim. Tek sıkıntım istediğim sahneler çok azdı. Umarım ikinci bir kitabı vardır ama bence yok. Bu yüzden biraz mutsuzum. Arka kapak yazısı ilginizi çekiyorsa alın okuyun derim. Seveceğinize şüphem yok.
376 syf.
·12 günde·6/10
Yazar geçmişte farklı tarihlerde yaşanan olayları bir hikaye etrafında kurgulamış.

Kitap 1906 yılında San Francisco'da geçiyor. Kızımız Mercy Wong 15 yaşında zeki, kurnaz ve gözü pek. Mercy'nin tek istediği ailesini özellikle küçük kardeşi Jack'i bulunduklarını kötü şartlardan kurtarmak ve bunun da yolunun sadece zengin ailelerin çocuklarının kabul edildiği St. Clare Kız Okulu'ndan geçtiğini biliyor. Fakat çinli bir kızın beyazlara ait bir okula kabul edilmesi o dönem için imkansız gibi birşey ve Mercy bir şekilde bu okula giriyor asıl hikaye bundan sonra başlıyor :)

Kitap güzel bir kitap, yalın akıcı bir anlatımı var. Kapağına bayıldım ciltli olmasının da bunda ufak bir payı var tabi.

Benim en çok sevdiğim kısımlar jack ile olanlar. Kitapta mercynin kardeşiyle öyle çok diyaloğu yok ama belki benim de çok sevdiğim bir erkek kardeşim olduğu içindir kendimi biraz onun yerine koydum :)

Evet kitabı beğendim ama çok iyiydi, harikaydı diyemem. Edebi bir beklentiniz olmadan okursanız zevk alırsınız.
352 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Epeydir kitap okuyamıyordum, bu yüzden arkadaşımın tavsiyesi üzerine güzel bir kitap okuma umuduyla Renkli Göğün Altında'ya başladım. O kadar güzeldi ki yorum yazmaya üşenen benim için bile görmezden gelinemeyecek bir enerji aracı oldu. Aldım bilgisayarımı kucağıma ve yazmaya başladım.

Kitabımız hüzünlü bir konunun gerçekçi, derinlikli bir şekilde işlendiği harika kitaplardan biri. Gerek yazarın dili, gerek kurgusu, gerek karakterleri ile benim için büyüleyici kategorisine girebilecek nadide eserlerden biri oldu.

1849 yılındayız. Irkçılık, ayrımcılık, cinsiyetçilik ve daha nicesinin bir hayli yaygın olduğu dönemlerden biri. Amerika'da yaşayan Çinli bir adam ve kızının başına gelen korkunç bir olayın ardından kızı Samantha ve tanıştığı bir başka çaresiz insan olan siyahi arkadaşı Annamae bulundukları kasabayı terk etmek zorunda kalıyor. Bu iki kadının dostluğu, yolda yaşadıkları, gördükleri yerler ve hayatlarına giren insanları okuyoruz.

Ben kitabın esas karakterlerini çok sevdim. Tüm duygularını derinden hissettim diyebilirim. Kitaba yazdım, çizdim; kitapla konuştum, dertleştim; yeri geldi sarıldım; elektrik gitti mum ışığında devam ettim; içim acıdı kendime konserler vererek soluklandım. Beni gerçekten etkileyen, bu yılın favorilerinden diyebileceğim bir kitap okudum anlayacağınız.

Herkese tavsiye eder miyim? Etmem galiba. Biraz durgun, ağır ilerleyen bir kitap. İlkbaharda, sakin bir kasabada, hafif rüzgarın estiği bir yerde otururken küçük bir gölün salınışını izlemek kadar durgun ama huzurlu. Konu ilginizi çektiyse koşun alın diyebilirim sadece. ^^
352 syf.
·3 günde·Puan vermedi
etkileyici bir konusu olan güzel bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim konusunu kısaca anlatacak olursam 1800'lü ırkçılığın hat safhada olduğu dönemlerde bir Çinli ve bir Siyahi kızımızın yollarının kesişmesi ve birlikte yaşadıkları anlatılıyor.
352 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bir reading slump sırasında okudum bu kitabı.Beş günde bitirmemin sebebi bu.Ama iyi ki okumuşum çünkü kitap beni şu "okuyamama" durumundan kurtardı.
Konusu ilginç bir kitap.Kızların yakalanmamak için erkek kılığına girmeleriyle başlıyor zaten olaylar.Ondan sonra da gittikçe ilginç ve güzel bir şekilde ilerliyor.
Tek sevmediğim,yani bana tuhaf gelen taraf kızların erkek rolünü nasıl bu kadar uzun süre başarabildikleri oldu.Ama sırf bu küçük şey yüzünden puan kırmak istemedim çünkü kitap gerçekten istediğim şekilde bitti ve beni mutlu etti.
Bol bol dostluk ve bir parça minnoş bir aşk içeren sıcacık bir kitaptı.Bence kışın okumalıydım. :)
Eğer reading slumpta iseniz veya biraz dostluk konulu bir şeyler okumak istiyorsanız;evet,bu aradığınız kitap.
Okumalısınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Stacey Lee
Tam adı:
Stacey Heather Lee
Unvan:
Roman Yazarı
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri
Benim adım Stacey Heather Lee ve genç yetişkin kitaplar yazıyorum. Ben dokuz yaşımdan beri ilkokullarımın romanını yazdığım zamanlarda bir yaşam için kitap yazmayı hayal ettim. Dört yıldır bunu Smith Corona ailesine yazmaya çalıştım (bir daktilo, çocuklar). Bir yazım hatası yaptığım her seferinde, bütün sayfayı yeniden yazarım. Bitirince parmaklarım 120 wpm'de uçtu. Kitap doldurulmuş hayvanlar arasında en çok satanlara dönüştü ve bebeğim, yola koyuluyordum!
Ama doldurulmamış kalabalığa yazabilmem için, gerçek dünyada birkaç durak yapmak zorunda kaldım. Merhaba anne ve baba! Okudum, derece aldım ve maaş çekleri kazandım. Boş zamanımda yazmaya devam ettim. Birkaç yıl sonra harika bir ajanım var ve şimdi uyurken bile yazıyorum. Umarım web sitemde gezinmenin keyfine varacaksınız. Hepsi hoş geldiniz, doldurma ve hepsi.
Ben dördüncü nesil bir Çinli Amerikalıyım. Güney Kaliforniyalı bir yerken, UCLA'dan mezun olduktan sonra UC Davis King Hall'da hukuk unvanımı aldım. Silikon Vadisi'nde birkaç yıldır kanun uyguladıktan sonra nihayet kalemi aldım, çünkü gün boyunca uyku çekmenin ikramiyesini istedim ve İspanya'ya taşınmaktan daha kolay oldu. Klasik piyano çalar, iki çocuğumu destekleyici kocamla birlikte büyütürüm ve YA kurgusu yazarım.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 52 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 55 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.