Hakikat sonrası durumu tümüyle çağımızın bir ürünü değildir, ilk olarak Platon'un Diyaloglar'ında ifade edilmekle birlikte, Batı düşünce tarihinin tamamında yaygın şekilde görülür. Dahası, hakikat sonrası sadece politikayla sınırlı bir durum olmayıp bilimi de kapsar. Aslına bakılırsa, hakikat sonrası durumu politika ve bilimin -düşünce ve eylem alanları olarak- birbirini tamamlayıcı nitelikte olduklarını daha net görmemizi sağlar. Her biri kendince bir 'modal güç' mücadelesi içerisindedir, yani mümkün olanı kontrol etmeye çalışırlar.