Stig Dagerman

Stig Dagerman

Yazar
8.4/10
7 Kişi
·
7
Okunma
·
1
Beğeni
·
94
Gösterim
Adı:
Stig Dagerman
Doğum:
5 Ekim 1923
Ölüm:
4 Kasım 1954
Stig Dagerman sadece otuz bir yaşına kadar yaşadı ve hayatının son beş yılını kendi deyimiyle verimsizlik laneti içinde geçirdi. Buna rağmen hiç de küçümsenmeyecek başarılara imza atmıştır. Yazdığı dört roman, bir öykü kitabı, beş drama ve gezi rehberlerinin yanı sıra bir de Alman sonbaharı adlı eseri yayınlanmıştır. Bunların yanı sıra çok sayıda röportaj, yorumlar, söyleşi, öykü ve film senaryoları da yazmıştır. Onun Arbetaren (İşçi) gazetesinde ki günlük yazılarından bir bölümü sonbahar 1954 te Lasse Bergström tarafından bir kitap olarak yayımlanmış ve – yazıların toplamı dört haneli sayılara ulaşmıştır. Stig Dagerman’ın 1945'ten sonra, Yılan kitabının başarılı çıkışıyla, derhal yazılı basın tarafından büyük destek görmüş, aranan bir kişi konumuna ulaşmış. Ölümünden sonra, az sayıda fragman ve skeçlerden hariç ardında başka bir şey bırakmamıştır. Ölümünden kısa süre sonra yayınlanan Tanrı ile bin yıl, roman bölümü, önceden gazetede yayınlanmış olan Ölecek İnsan ve Sevecek İnsan adındaki iki şiirinæn yanı sıra bir de Antoinette Ekerot tarafından düzenlenen ‘Uzun Deniz Parlaktır şiiri bulunmaktadır.
Bütün diğer teselliler tükendiğinde, saçma sapan da olsa yeni bir teselli bulmanın peşine düşüyor insanoğlu.
Stig Dagerman
Sayfa 23 - Everest yayınları
Ama kendi çektiği acıların insanı başkalarının acısına karşı körleştirdiği de akıldan çıkartılmamalı.
Stig Dagerman
Sayfa 37 - Everest yayınları
Pisuarlar şaşırtıcı ölçüde temiz görünüyor ve nihayet bir eve kavuşan adamın sevinci çok dokunaklı, kendinden önce orada kalan kiracıyı taşınmaya ikna edebildiği için duyduğu sevinci, ikiyüzlülükten uzak bir merhametle anlatıyor. O zamanlar pisuarlar hâlâ pisuarmış, taşınmaya ikna ettiği adam kısa aralıklarla önce annesini, sonra babasını, ardından da kızını Altona'daki bu okul tuvaletinde tüberküloza kurban vermiş.
Bir yabancının pek sık karşılaştığı şeylerden biri, halkın kendisinden, yaşadıkları şehrin Almanya'nın diğer bütün şehirlerinden çok daha fazla yakılıp yıkıldığını, yerle bir edildiğini, kasılıp kavrulduğunu onaylamasını istemesi. Bu kederden teselli bulmak değil, bizzat kederin teselli olması. Eğer başka taraflarda daha feci durumlarla karşılaştığınızı söylerseniz mutsuzluğa kapılıyorlar. Belki böyle demek doğru da değil, yaşamak zorunda kaldığınız her Alman şehri bir diğerinden daha beter.
"biz Almanlar, müttefiklerin çok yakında bizi cezalandırmaktan vazgeçeceklerine ina- söylenirse söylensin, askerlerimiz niyoruz. Hakkımızda ne yabancı ülkelerde ne yapmış olurlarsa olsun, şu an maruz kaldığımız cezayı hak etmiyoruz"
Hamburg demiryolu istasyonunun yeniden yapılmasına Ingilizlerin niçin izin vermedikleri sorulduğunda Ingiliz yüzbaşı şöyle demiş: "Otuz yıl beklemek dururken siz Almanların üç yılda ayaklarınızın üzerinde doğrulmanıza niçin yardım edelim?"
135 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
#kitapyorum
Alman sonbaharını okuduktan sonra Hitler kadar alman tarihi de ilgimi çektiğine karar verdim Kitap da yazar ikinci dünya savaşından sonra yaşadığı dramı, yemek bulan insanların şanslı sayıldığı yokluk günlerini, şimdi hiç kimsenin yaşamayı başaramıyacağı su basmış bodrumlar ve tuvaletler de yaşanan hayat mücadelesini, bu çetin şartlar da var olma savaşını anlatmış. Okuduklarınız gerçekten insan oğlunun görüp görebileceği en büyük acılar yaşanmışlıklar. Yazarın okuduğum ilk kitabı fakat kalemini çok sevdim çok sade akıcı ve objektif bir anlatımı var. . Savaşta yaşananları değil de savaştan sonra yaşananları merak edenler varsa kesinlikle önerebileceğim bir kitap.
135 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
İkinci Dünya Savaşının hemen sonrasında Almanya’nın içinde bulunduğu acıklı durumu edebi bir dille tasvir ediyor. Bazen batı toplumunun şu sıralarda yaşadığı refaha bakarak çok uzun yıllardır böyle olduklarını sanıyoruz. Halbuki aralarında yaptıkları büyük savaşı ve hemen sonrasında, Almanya başta, bazı ülkelerdeki çöküşü yaşayan insanlar hâlâ hayatta. Ülkemizin tamamında bu ölçüde hiç görülmeyen fakirliği, yoksunluğu kitabın yazıldığı 1947 yılında yaşayan Almanya’nın sadece 15 yıl sonra ülkemizden işçi çağıracak büyüklükte kalkınma gösterebilmesi ise başka kitapların konusu. Savaşın getirdiği yıkımı, daha fazlasını elde etmek için savaşa girilip kaybedildiğinde kaybedilenin sadece savaş olmadığını, kurunun yanında yaşın da yandığını, yıkım ne ölçüde büyük olursa olsun toplumun tamamının aynı şeyleri paylaşmayıp bazılarının mağduriyetlerden beslendiğini görmek açısından bu kitabı okumak faydalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Stig Dagerman
Doğum:
5 Ekim 1923
Ölüm:
4 Kasım 1954
Stig Dagerman sadece otuz bir yaşına kadar yaşadı ve hayatının son beş yılını kendi deyimiyle verimsizlik laneti içinde geçirdi. Buna rağmen hiç de küçümsenmeyecek başarılara imza atmıştır. Yazdığı dört roman, bir öykü kitabı, beş drama ve gezi rehberlerinin yanı sıra bir de Alman sonbaharı adlı eseri yayınlanmıştır. Bunların yanı sıra çok sayıda röportaj, yorumlar, söyleşi, öykü ve film senaryoları da yazmıştır. Onun Arbetaren (İşçi) gazetesinde ki günlük yazılarından bir bölümü sonbahar 1954 te Lasse Bergström tarafından bir kitap olarak yayımlanmış ve – yazıların toplamı dört haneli sayılara ulaşmıştır. Stig Dagerman’ın 1945'ten sonra, Yılan kitabının başarılı çıkışıyla, derhal yazılı basın tarafından büyük destek görmüş, aranan bir kişi konumuna ulaşmış. Ölümünden sonra, az sayıda fragman ve skeçlerden hariç ardında başka bir şey bırakmamıştır. Ölümünden kısa süre sonra yayınlanan Tanrı ile bin yıl, roman bölümü, önceden gazetede yayınlanmış olan Ölecek İnsan ve Sevecek İnsan adındaki iki şiirinæn yanı sıra bir de Antoinette Ekerot tarafından düzenlenen ‘Uzun Deniz Parlaktır şiiri bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.