Süer Eker, Bilge Gökter

Süer Eker, Bilge Gökter

Çevirmen
8.8/10
146 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
47
Gösterim
Adı:
Süer Eker, Bilge Gökter
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
96 syf.
·Puan vermedi
Bir ülke hayal edin; çok sert iklime sahip, sık sık yağmur yağan, devamlı sis çöken, dondurucu soğukların bahara kadar sürdüğü, kışın Ağustos’ta başladığı…
Verimsiz topraklarda bin bir güçlükle devam eden çiftçilik, ahalinin hiçbir zaman bağımsız topraklarda yaşadığını hissedemediği, sömürücü gücün sarmalında kalmış, iki milyon nüfuslu, kendi halinde, zavallı bir halk.
Milli kimlikten, dilden, tarihten ve hayatın diğer ülkelere cömertçe verdiği çoğu nimetten yoksun insanlar…
İşte bu insanlar çok sevdikleri bu soğuk ülkelerini “SUOMİ” diye adlandırıyor. Fin dilinde “Bataklıklar Ülkesi”
İşte bu incelemenin konusu olan hikâye Bataklıklar Ülkesinin nasıl Beyaz Zambaklar Ülkesine dönüştüğünün hikâyesidir.
Atatürk’ün okunması için tavsiye ettiği, ülkemizde yabancı kitaplar arasında en çok okunanlardan olan, hatta bir rivayete göre 60 ihtilali sonrası askerleri tanımak adına yapılan ankette “Sizi en çok etkileyen kitap hangisi?” sorusuna büyük çoğunluğun bu kitabın adını yazdığı, tüm eğitimcilerin muhakkak okuması gerektiğini düşündüğüm bu kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesi.
Yazarı Grigory Petrov, aslında bir din adamı fakat fikirlerinden ötürü kiliseden aforoz edilmiş. Ekim devriminden sonra baskılara dayanamayınca bir gemiye yalınayak ve pijamaları ile binerek kendini kurtarmış. İstanbul’dan da geçtikten sonra Yugoslavya’ya sığınmış. Orada yöneticiler tarafından ilgiyle karşılanıp üniversiteye profesör olarak tayin edilmiş.
Yazarın yurtdışı gezileri sırasında Finlandiya’dan çok etkilenerek yazdığı Finlandiya notlarından oluşan bu kitapta, 1800’lerin sonundaki Finlandiya’nın durumu, cehalette kurtulmak için ülkedeki bir avuç aydının verdiği olağanüstü mücadele anlatılmış.
Fin halkı 600 yıl İsveç’in sömürüsünde yaşamış, milli duyguları olmayan, Fince’nin halk dili olarak kaldığı, resmi dilin İsveç dili olduğu bir toplulukken, insanlarda milli uyanış başlıyor. Bu uyanışın öncüsü, yazarın tabiri ile “Yaşam Mimarı” Snelman! Yazar Snelman’ı idealize etmiş.
Finlilerin Atatürk’ü :)
Snelman öncülüğünde yapılan işler o kadar güzel anlatılmış ki beğenmemek mümkün değil.
Kitapta uzun bir giriş var bu kısmı kesinlikle atlamayın. Bu kısımda yazar ve Finlandiya hakkında çok faydalı bilgiler var.
Öğretmen olmam sebebiyle okumam gerektiğini düşündüğüm bu eser, yapılan övgüleri sonuna kadar hak ediyor. Sadece eğitimcilerin değil herkesin okuması, Atatürk’ün yaptığı gibi okul müfredatlarına konulması gerekiyor diye düşünüyorum.
168 syf.
·8 günde·9/10
Size biraz ilginç gelecek bu inceleme
Evet daha sayfa 80'deyin.
Kitabın yarısı duruyor...

Hiçbir şey yapmayıp, her bölüme bir gününüzü bile ayırsaniz sizi ziyadesiyle doyuracaktır.

Gördüğünüz gibi incelemem -Spoiler da-
içermiyor.

-Az öz ; alın okuyun. -
168 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bir öğretmen olarak belirtmem gereken şöyle bir durum var. Her seferinde bize gösterilen anlatılan muazzam Finlandiya örneği vardır. Ne kadar muhteşem sitemleri olduğu anlatılır ve örnek almamız gerektiği söylenirdi.
Ben bir Coğrafya Öğretmeniyim. Mesleğim gereği bu iki ülkenin kıyaslanamayacak kadar uzak olduğunu her fırsatta dile getiririm ve hatta derim ki: "Burası Anadolu toprakları, burada ateş, kan ve savaş bitmez.. ne kadar çabalasak da biz Finlandiya gibi olamayız." Belki de olmamalıyız da. Ama kitabı okuyunca kısmen fikrim değişti. Çünkü bana bu zamana kadar hep Finlandiya'nın eğitiminden bahsettiler.
Bu kitapla ben Fin Halkının içinden çıkmış kalbi, aklı, vicdanı hür aydınların canla başla çalışarak yalnızca okullarda değil hayatın her alanında nasıl mücadele verdiklerini;
Mühendisin, memurun, profesörün, köylünün kendini vatandaş hisseden ve toprakları için birşey yapmak isteyen her ferdin çalışmalarıyla ülkeyi nasıl ilmek ilmek işlediğini gördüm.
Bir doktorun feryadına en alt tabakadan en üst kademeye kadar her ferdin kulak verip köyleri ve yoksulları nasıl ihya ettiğini gördüm.
Evet onlar bize benzemiyor. Bu dönemlerde yalnızca 2 milyon nüfusları var. Avrupa'nın en soğuk, en çorak, en bataklık topraklarında yaşıyorlar. İki emperyalist güce direniyorlar.
Ama yılmıyorlar;
Ulusal olarak aileden, öğretmenden, askerlerden, doktorlardan ve memurlardan bir ordu kuruyorlar ve kültürlerini benliklerini uluslarını en iyi en eşit en adil şekilde dizayn ediyorlar.
Tekrar söylüyorum Türkiye ile Finlandiya'yı kıyaslamak mümkün değil ancak eğitime bakışlarını hatta eğitimde ulusal yaklaşımlarını özümsemek ve uygulamaya sokmak gerekmektedir.
Ve Atatürk'ün dediği gibi 'Türk Milleti'nin mutlak okuması gerekir.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
132 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
inceleme:
sevmediğmiz nelere katlanmıyoruz kii?
yarım bırakmamak adına hatta beni kendine çekicek belki bişeyler bulurum diye okudum ..bitti..zulümdü..
üzgünüm Finlandiyanın nasıl kalkındığını bilmek bana hiçbirşey katmadı kaldıki okulda hergün ülkemin şanlı tarihini,çektiği zorluklardan günümüze nasıl geldiğini zaten anlatıyorum, başka ülkenin berbat halinden banane , zatende yapılanlar detaylıca verilmemiş .. millet ne diye okuyor bu kitabı anlamış değilim ..
daha da ileri gidip içimdekini kusucam : Boş beleş kitap, okumayın ! .
.
#beyazzambaklarülkesinde #grigorypetrov #1000kitap #1000k
168 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Grigory Petrov'un Avrupa'nın en fakir ülkesi Finlandiyanın 1800'lerdeki varoluş mücadelesi ve bataklıklar ülkesinden nasıl beyaz zambaklar ülkesine dönüştüğünü anlattığı kitabı. 1920 lerde yazılmış bir nevi toplumsal kalkınma ve diriliş hikayesi. Snelman adlı bir aydın'ın yaktığı eğitim meşalesi ile başlayan, toplumun bütün dilimlerini asker, öğretmen, mühendis demeden harekete geçirmesini ve bügünkü Fin ülkesinin, kültürü, sanayisi ve eğitimiyle nasıl kurulduğunu anlatan ve tüm politikacı ve aydınlarımızın mutlaka okuması ve okutturması gereken kitap. Gerçek devrim nasıl yapılır okuyun görün.

Ayrımcılık, fakirlik ve cehaletin aşılması için eğitimin ne kadar önemli olduğunu tasvir eden Atatürk'ün de tavsiye ettiği bir kitaptır... Beyaz Zambaklar Ülkesinde
168 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitap hakkında fazlaca yorum yapmıyorum. Tam anlamıyla ders niteliğinde bir kitap, tekrar yürürlüğe koyup ilk okuldan itibaren çocuklarımıza okutulması lazım.
168 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayatım boyunca okuduğum ve muhtemelen de okuyacağım kitaplar arasında en anlamlı kitaplar listesinin ilk beşinde yer alacak bir kitap. Özellikle mesleği öğretmenlik, subaylık ve memurluk ve doktorluk olanlar altını çize çize okumalı. Her bir cümleyi sindire sindire okumalısınız. Kitap İsveç işgalinden kurtulup küllerinden sıfırdan doğan bir Finlandiya'nın yükselişini konu almış. Snelman adında bir eğitimcinin köy köy gezerek halkı refah düzeyi yüksek bir Fin ülkesi kurma yolunda eğitmesini her eğitimcinin idol olarak alması gerekiyor gerçekten.
168 syf.
Bu kitabı uzun zamandır okumak istemiştim. Nasip ülkemizin karantinada olduğu bu günlereymiş. Bir eğitimcinin tavsiyesi ile okudum. Tavsiye ederken öğretmenlerin okuması gerektiğini söylüyordu ve bu sebeple ben de okumak istedim. Tüm öğrencilerime tavsiye edeceğim kitaplardan biri oldu.
Finlandiya'nın kuruluşunu anlatan kitap, sürükleyici kısa bir roman. Bana çok şey öğretti. En kısa zamanda okumanızı tavsiye ediyorum. Kitapta altı çizilecek çok satır var. Kalemlerinizi şimdiden hazırlayın. Keyifli okumalar...
168 syf.
·Beğendi·10/10
Bir ülke düşünün ki halkın zekası uyuyor, kalabalık, yoksulluk, cahillik artmış, devlet yoksul, ekonomi batmış, ahlak tanımı karmakarışık.. Kültür işçisi yok.Eğitim sistemi tamamıyla hata üstüne.. Bir de başka bir ülke düşünün ki, eğitimde zirvede, kültür, politika, ekonomi eğitimi olumlu etkileyecek kadar gelişmiş. Öğretmenler staj aşamasında en yetkin olacak şekilde eğitilmiş, egitilenler titizlikle elenmiş..
Okullar geniş bahçeler içinde tek katlı şekilde konumlandırılmış, geniş bahçelerdeki oyun alanları dört mevsim dikkate alınarak dizayn edilmiş. Göz önünde bulunan duvarlar gündemi takip etmek isteyenlerce LED ekranlarla süslenmiş..
Eğitim herkese eşit ve ücretsiz kılınmış. Bu sistem ile elit kesim-düşük kesim arasındaki sosyal eşitsizlikler bir bir ortadan kaldırılmış. Okula gidemeyecek kadar uzak olan öğrencileri düşünen ve ücretsiz toplu taşıma sağlayan bir belediyecilik sistemi varolmuş..
.
.
Öyle bir ders içeriği düşünün ki her öğretmen kendi sistemini öğrenci portföyüne göre kendi çizmiş.. Belli bir yaşa kadar puanlama uygulanmamış.. İngilizce, coğrafya ve tarih ile bütünleştirilerek anlatılmış..
.
.
İşte bu sistemi öğrenmek ve Grigory Petrov'un kaleminden okumak isterseniz eseri edinmekte gecikmemenizi öneririm. Zamanında Mustafa Kemal Atatürk'ün müfredata alınmasını talep ettigi eser dönemin Kur'an-ı Kerim'den sonra en çok okunan kitabı olmuştur. Nedeni okuduktan sonra çok daha iyi anlayacaksınız.
Başta eğitim olmak üzere bir ülkede askerlik nasıl olmalıdır?
Asker ocağı denince bizde uyanması gereken tepki nasıl olmalıdır?
Başarılı bir ülke için nasıl ebeveynlere ve çocuklara ihtiyaç vardır?
Grigory Petrov
168 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandır okumak istediğim bir türlü başlayamadığım bir kitaptı. Neden bu kadar bekletmişim dedim okuduktan sonra, özellikle öğretmenlerin, anne babaların mutlaka öncelik verip okuması gereken bir eser. Yıllarca İsveç ülkesinin yönetiminde kalan sonrasında Rusya'nın egemenliği altında kalmıştır. Yıllar sonra özgürlüklerine kavuşmuş 2 milyonluk küçük bir ülkedir. Maddi anlamda, eğitim, tarım her yönden çok vasat bir ülkeyken, Snellman ismindeki bir aydın ve arkadaşlarının öncülüğünde büyük bir kalkınma gerçekleştirirler. Bu kalkınma aklınaza gelebilecek tüm alanlarda ve en ücra köşelere kadar uzanmaktadır.
Finlandiya eğitime verdiği önemle bir örnek teşkil etmiştir. Bunların başında elbette okullar vardır fakat beni şaşırtan yanı eğitimi sadece okullara endekslememeleridir. Devlet dairelerinde çalışan memurdan, esnaftan, köylüden tutunda her alanda eğitime önem vermiştir. Asker oacaklarınında eğitim konusunda en birinci seviyeye gelmesinde önemli adımlar atılmış ve bir üniversite seviyesinde eğitimi başarabilmişler. Askeriyenin ilk zamanları şu şekilde anlatılır; küfür ve aşağılama en uc safhadaydı. İğrenç hakaretler anne babaya, dine ve en değerli ne varsa hepsine küfür edilirdi... Günümüz Türkiye asker ocakları geldi gözümün önüne, hepimiz ya babamızdan, abimizden ya da başka bir yakınımızdan askerlik anılarını dinlemişizdir. Malesef hepsi ve daha fazlası şu anda bizim ordumuz da mevcut. Beni en çok üzen yanı ise şudur; halkın kendi arasında askeriyede yaşanan olaylara "onca insan Türkiyenin her yerinden toplanıyor disiplini sağlamak kolayı mı? İşte böyle adam ediyorlar" cümlesi olmuştur. Oysa Finlandiya da durum tam tersidir, onca farklı yerden insan toplanıyor burada ciddi bir eğitimden geçmelidirler. Bunu da sevgi saygı ile yapmışlar. Ve bugün dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip, örnek bir ülke konumuna ulaşmışlar. Özellikle Atatürk'ün mutlaka okuyun dediği değerli bir eserdir.
Okurken, okuduktan sonra uzun uzun düşünmenize sebep olan bir kitap ve bu nedenle mutlaka okuyun diyorum ama geç kalmayın lütfen...
Kitapla ve sevgiyle kalın...