Süheyl Güven

Süheyl Güven

Çevirmen
7.5/10
2 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
5
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
330 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Klasik nedir , nasıl yazılır, nasıl ölümsüz bir yazar olunur? İşte bütün bu soruların hepsini bu kitapla cevaplamış bize Balzac.

Sanırım klasik bir yazar olmak demek, insan denen organizmanın matematiğini çok iyi çözmek demek. Balzac bu matematiğin ustası. Zaten böyle olmasaydı İnsanlık Komedyasını (bu kitapta bu komedyanın içerisinden bir parçadır.) yazamazdı. Bunun hakkında daha çok bilgi için Murat Sezgin sayesinde okuduğum bir yazıyı buraya bırakıyorum. Teşekkürler Murat .
http://kitapeki.com/...-insanlik-komedyasi/

Kitap en başta yoğun şekilde kişilik ve mekan tasvirleriyle başlıyor. O kadar çok kişi ve mekan tasvir ediliyor ki kafanız allak bullak oluyor. Bazı isimler ise birbirine çok benziyor. Ben bunun Goriot Baba’nın bir grup insan içerisinde parlamasını sağlama amacı taşıdığına inanıyorum. Karakter, ortam ve isim olarak Goriot Baba’yı vurgulamak istemiş olabilir yazar. İlk gün yüz sayfayı bile bana okutmayan kitap ikinci ve üçüncü günlerde aldı başını gitti. Bir açıldı ki ne açılma. Yuceyurt ile bir etkinlik şeklinde kitabı beraber okumaya karar verdik ve dört gün süre verdik kitaba ama ben dayanamadım üçüncü günde bitirdim kitabı. O derece sürükledi beni hikaye.

Efendim Paris’in meşhur elit kesiminin içinde dönen entrikalar , balolar , ziyafetler, lüks…
Bir ellerinde birbirlerine çiçek uzatıp , diğer elleriyle de hançerlerini arkalarına gizleyen bu elit takımının içerisine girmeye çalışan genç bir hukuk öğrencisinin ; elden düşme bir pansiyon olan Vaquer’in pansiyonunda , Goriot Baba, kürek mahkumu olan ve kimliğini gizleyen , bana göre verilmek istenen mesajın bir çoğunun bu karakterde toplandığı Vautrin yani Azrail Çatlatan, Goriot Baba’nın kızları ve birçok karakterin yolunun kesişmesi üzerine kurulu bir roman.
Bu insanların kendi içlerindeki karakterin yansıtımı o kadar enfes ki Klasiklerin neden Klasik olduğunu tekrar bize öğretiyor.

Genç hukuk öğrencisi Eugene’ne roman süreci boyunca tipten karaktere evrilir. Her karakter Eugene’nin varoluşuna bir katkı sağlar ve her karakter kitabı ayrı bir lezzet ve katkı verir.
Goriot Baba ise kendini kızlarına adamış bir tüccardır. Ama ne yazık ki kızları parayı babalarından daha çok sever. Meşhur hayırsız evlat konusu burada işlenir ama öyle ustalıkla yapar ki bunu Balzac , bildiğimiz hiçbir şeye benzemiyormuş gibi gelir bize.

Romanda geçen olayları anlatmak okuyacak olanların tadını kaçıracaktır. Buyrunuz siz görünüz bir babayı ne kadar parçalayabileceğinizi, insanların ne kadar sahte olabileceğini – babasına bile- , bencilliğin bin farklı halini…

Peki bu konuları anlatan bir sürü kitap yazıldı, bir sürü film çekildi, şiirler okundu, şarkılar söylendi, yaşayanlar oldu peki ders alanlar olmadı mı ? Oldu tabii. Ama ne değişti? Demekten kendimi niçin alamıyorum. Neden örnek alamıyoruz bu kitapları, neden hala devam ediyoruz bu sahteliklere? Sanırım içinden çıkamayacağımız sorular bunlar, ancak soru kısmında takılı kalıp, hep aynı soru işaretine kafamızı vura vura kanatıyoruz.

Yıllar önce yazılan bu kitaptaki Fransa belki değişti, insanlığın zevkleri, süsleri değişti, moda, pansiyonlar, yeme içme kültürü , iyilikten ve kötülükten anlaşılan değerler, kaldırımlar, hastaneler , postacılar, mektuplar belki değişti ama insan hep aynı kaldı. Bu yüzden bu eserler her zaman ölümsüz ve insanlığın kılavuzu olmaya devam edecekler.