Süleyman b. Abdullah

Süleyman b. Abdullah

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Adı:
Süleyman b. Abdullah
Unvan:
Yazar
Nahiv, lügat, kırâat, hadîs, fıkıh ve tefsîr âlimi. Künyesi Ebû Abdullah olup ismi Süleymân (Selmân) bin Abdullah bin Muhammed bin Fetâ’dır. Nehrevân’da doğduğu için Nehrevânî nisbet edildi. Bağdad ve İsfehan’da oturdu 493 (m. 1100) yılında İsfehan’da vefât etti.

Memleketi Nehrevan’da din ve âlet ilimlerine temel olan bilgileri öğrendikten sonra, ilim tahsili için seyahate çıkan İbn-i Fetâ, başta Bağdad olmak üzere, Irak’taki ilim merkezlerini dolaştı. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Lügat ilmini Bağdad’da İbn-i Dehhân’dan, Nahiv ilmini yine Bağdad’da Sem’ânî, İbn-i Burhan ve Ebü’l-Hattâb Cebelî’den okudu. Meşhûr Şâfiî fıkıh Âlimi Kâdı Ebû Tayyib Taberî’den, fıkıh ve hadîs ilimlerini öğrendi. Ebû Tâlib bin Gîlân’dan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bunlardan başka birçok âlimin derslerine devam edip, sohbetlerinde bulunarak ilmini ilerletti. Kur’an ilimlerinde âlim, nahiv, lügat gibi yardımcı ilimlerde zamanının İmâmı (en büyük âlimi) oldu. İsfehân’a yerleşti. Taliblerine ders okutup, Allahü teâlânın dînini öğretti. İnsanlara nasihatlerde bulunur, onlara: Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğrenip, Resûlüne ( aleyhisselâm ) tâbi olmalarını söyler, O’nun mahlûkâtına karşı merhametli olmalarının lüzumunu anlatırdı. Vaktini yalnız Allahü teâlânın râzı olacağı işlerle geçirmeye çalışır, O’nun rızâsına uygun olmayan bir söz söylememek için gayret ederdi. Gündüzleri oruç tutar, geceleri ibâdet ederdi. Güzel ahlâkı, eşsiz ilmi ve kuvvetli zekâsı ile Allahü teâlânın rızâsını kazanmak için gece gündüz ilim öğrenmek ve öğretmekle meşgul olurdu. Pekçok talebe yetiştirdi. Silefî ve kendi oğlu Nizâmiye Medresesi müderrisi Hasen ve İsfehân ulemasından birçok kimse İbn-i Fetâ’dan ilim öğrenmekle şereflendi.

Birçok kıymetli eserin yazarı olan İbn-i Fetâ’nın eserlerinden ba’zıları şunlardır: “Tefsîr-ül-Kur’ân”, “Kitâb-ı ilel-il-kırâat”, “El-Kânûn fîl-lüga” (on cild), “Şerh-ül-izâh li Ebî Ali Fârisî”, “Şerh-i dîvân-il-Mütenebbî” ve “El-Emâlî”.
Mücadele 22

Allah´a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin; kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin.
Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah’a ve Resulüne düşman olanlarla ---> dostluk <---- ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah’ın tarafında olanlardır.(Mücadele/22)
Kuranı kerim yani hayatı anlama ve yaşama kitabımız, yani anayasamız olan kitap, bizlere bazı kesin ve kırmızı çizgiler çizerek, hayatımızı nasıl sürdürmemiz gerektiğini belirtmiştir.

Vela ve Bera akidemizin nasıl olduğunu da Allah Subhanehu ve Teala bize açıkça bildirmiştir. Kafirlere ve şirk ehline nasıl tavır takınmalıyız.?

Müşrikler için Allah: "Onlar bir pisliktir" derken,
Kafirler için "Onları dost edinirseniz sizde onlar gibi olursunuz" derken, şirk ve küfür ehlini "veli" ( dost ) edinmenin hükmü sizce bunlardan başkası olur mu?

Pisliği kendimize yakıştırmadığımız gibi, secde eden alınlarımızda "kafir" damgasını yakıştırmadığımız gibi, bu küfür ve şirk ehlini kendimize dost olarak nasıl yakıştırabiliriz?

Yazarın biyografisi

Adı:
Süleyman b. Abdullah
Unvan:
Yazar
Nahiv, lügat, kırâat, hadîs, fıkıh ve tefsîr âlimi. Künyesi Ebû Abdullah olup ismi Süleymân (Selmân) bin Abdullah bin Muhammed bin Fetâ’dır. Nehrevân’da doğduğu için Nehrevânî nisbet edildi. Bağdad ve İsfehan’da oturdu 493 (m. 1100) yılında İsfehan’da vefât etti.

Memleketi Nehrevan’da din ve âlet ilimlerine temel olan bilgileri öğrendikten sonra, ilim tahsili için seyahate çıkan İbn-i Fetâ, başta Bağdad olmak üzere, Irak’taki ilim merkezlerini dolaştı. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Lügat ilmini Bağdad’da İbn-i Dehhân’dan, Nahiv ilmini yine Bağdad’da Sem’ânî, İbn-i Burhan ve Ebü’l-Hattâb Cebelî’den okudu. Meşhûr Şâfiî fıkıh Âlimi Kâdı Ebû Tayyib Taberî’den, fıkıh ve hadîs ilimlerini öğrendi. Ebû Tâlib bin Gîlân’dan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bunlardan başka birçok âlimin derslerine devam edip, sohbetlerinde bulunarak ilmini ilerletti. Kur’an ilimlerinde âlim, nahiv, lügat gibi yardımcı ilimlerde zamanının İmâmı (en büyük âlimi) oldu. İsfehân’a yerleşti. Taliblerine ders okutup, Allahü teâlânın dînini öğretti. İnsanlara nasihatlerde bulunur, onlara: Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğrenip, Resûlüne ( aleyhisselâm ) tâbi olmalarını söyler, O’nun mahlûkâtına karşı merhametli olmalarının lüzumunu anlatırdı. Vaktini yalnız Allahü teâlânın râzı olacağı işlerle geçirmeye çalışır, O’nun rızâsına uygun olmayan bir söz söylememek için gayret ederdi. Gündüzleri oruç tutar, geceleri ibâdet ederdi. Güzel ahlâkı, eşsiz ilmi ve kuvvetli zekâsı ile Allahü teâlânın rızâsını kazanmak için gece gündüz ilim öğrenmek ve öğretmekle meşgul olurdu. Pekçok talebe yetiştirdi. Silefî ve kendi oğlu Nizâmiye Medresesi müderrisi Hasen ve İsfehân ulemasından birçok kimse İbn-i Fetâ’dan ilim öğrenmekle şereflendi.

Birçok kıymetli eserin yazarı olan İbn-i Fetâ’nın eserlerinden ba’zıları şunlardır: “Tefsîr-ül-Kur’ân”, “Kitâb-ı ilel-il-kırâat”, “El-Kânûn fîl-lüga” (on cild), “Şerh-ül-izâh li Ebî Ali Fârisî”, “Şerh-i dîvân-il-Mütenebbî” ve “El-Emâlî”.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.