Süleyman Külçe

Firzovik Toplantısı ve Meşrutiyet yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
8
Okunma
1
Beğeni
735
Görüntülenme

Hakkında

Mekteb-i Harbiye'den 1905'te mezun olmuştur. Prizren'de 70.Alay, 2. Tabur, 3. Bölük'te mülazım-ı evvel rütbesi ile takım komutanı olarak Nisan 1905'te göreve başlamıştır. Taburu ile daha sonra Priştine'ye bağlı Geylan'da ve Sırbistan hududunda görev yapmıştır. 18. Fırka yaverliği görevine 4 Mayıs 1907'de atanmıştır. Şemsi Paşa'nın hususi kâtibi olarak yanında bulunmuş, Paşa'nın Manastır'da öldürülmesi sonrası 6 Temmuz 1907'de 70. Alay, 1. Tabur 4. Bölük komutanlığına nakledilmiştir. Mülazım olarak 8 Ekim 1909'da 20. Alay, 11. Bölük Komutanlığına atanmıştır. Külçe, 4 Temmuz 1910'da Üsküp Askeri Rüşdiyesi Riyaziye Muallimliğine atanmış, bu okulda bir yıl görev yapmadan 14 Şubat 1911'de Selanik Askeri Rüşdiyesi Riyaziye Muallimliğine nakledilmiştir. 18 Temmuz 1912'de Üsküp Askeri Rüştiyesi Coğrafya ve Tarih dersleri muallimliğine nakledilen Külçe, 15 Ekim 1912'de Yenipazar Havalisi Komutan yaverliğine atanmıştır. Üsküp'te bulunan Külçe'ye, "10 Ekim 1912'de Yenipazar ve Taşlıca Havalisi Komutanlığına atanan" Bahtiyar Paşa'nın yaverliği görevi verilmiştir. I. Balkan Savaşı ve bozgununun acı safahatını bu görevi esnasında yaşamıştır. 22 Aralık 1912'de Beşiktaş Askeri Rüştiyesi Coğrafya ve Tarih muallimliğine atanmıştır. Külçe, kendi arzusu ile 11 Nisan 1914'te emekli olmuştur. Osmanlı - Alman İttifak anlaşmasının imzalanmasından dört gün sonra 6 Ağustos 1914'te Gelibolu Seferi Sevk Komisyon Azası olarak görevlendirilmiştir. Külçe 12 Ağustos 1915'te Gelibolu Nokta Komutanlığına, çok geçmeden 28 Eylül 1915'te Akbaş İskele Komutanlığı'na atanmıştır. Beş gün sonra 3 Ekim 1915'te de 5. Menzil Erkan-ı Harbiyesi 1. Şube Mülhaklığına nakledilmiştir. I. Dünya Savaşı'nda yaklaşık iki ay burada görev yaptıktan sonra 28 Kasım 1915'te aynı Erkan-ı Harbiye'nin 15. Şube Mülhaklığına tayin edilmiştir. 20 Mart 1916'da aynı Erkan-ı Harbiye'nin bu kez 1. Şube Müdüriyetine atanmıştır. Aynı yılın 25 Eylül 1916 günü Karapınar, 18 Nisan 1917 günü Bandırma ve 16 Eylül 1918 günü de Şarköy İskele Komutanlıkları görevlerine atanmıştır. Bu görevleri yerine getirmesi nedeniyle Mart 1916'da Gümüş Liyakat Madalyası ve 16 Eylül 1917'de Harp madalyası ile ödüllendirilmiştir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra İstiklal Savaşı'na katılmıştır. Külçe, Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından 30 Ocak 1920'de Müdafaa-i Milliye Vekâleti, Sevkiyat ve Nakliyat-ı Umumiye 2. Şube Müdürlüğüne atanmıştır. 20 Mayıs 1921'de aynı dairenin 3. Şube Müdürlüğüne nakledilmiştir. 20 Ekim 1921'de Kilimli Askeri Maden Ocakları Müdür Muavinliğinde görevlendirilmiş ise de Milli Mücadele sona erdikten sonra 9 Kasım 1922'de tekrar emekliliğe geri dönmüştür. 23 Kasım 1928'de S14000 numaralı İstiklal madalyası ile taltif edilmiştir. İstiklal Savaşı sonrası askerlikten ikinci kez ayrılan Külçe, İzmir'de yaşamaya ve "Maliye Kazanç Vergisi Hesap Mütehassısı" olarak çalışmaya başlamıştır. Külçe, bu dönemde birçok eser kaleme almıştır. İzmir'de Yeni Asır ve Hür Millet gazetelerinde yazılar yazmış ve birçok kitap yayınlamıştır.
Tam adı:
Süleyman (Sırrı) Külçe
Ünvan:
Yazar
Doğum:
Üsküp, 1884
Ölüm:
İzmir, 16 Eylül 1955

Okurlar

1 okur beğendi.
8 okur okudu.
10 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
"Meğer sonradan anlaşıldığına göre Kumonova Ordusu'nun bozulmaya başladığı gün, bu gündü.Cephede Nizamiye Kıtaatını takviye eden ikinci sınıf yerli erler daha ilk temasta mevkilerini terk ederek yakın köy ve kasabalarına savuştukları ve aileleri nezdine koştukları gündü. Bu durumun su-i tesiri(kötü etkisi) harp eden Nizamiye askerlerine de geçmişti. Önce düşman bozulup çekildiği görüldüğü halde bizim taraftaki tecrübesiz askerin telaşı yüzünden cephenin sarsıldığı his ediliyordu. Subayların hele askeri erkan,büyük bir telaş ve heyecanla yerlerini terk eden efradın önlerine geçmeye çalıştıkları halde muvaffak olamıyorlardı."
Tarih
"Tezkere verilen asker usta erlerdi.Mahalli adetlere,düşmanın haline vukufları vardı.Hatta hudutlarda daima müsellah mücadelelerle ömürlerini geçirmiş olduklarından, onları ürkütmüş bir durumda idiler.Bu üstünlük bir askere lüzumlu bir avantaj idi.Acemi asker, bu usta askerlerin yerini katiyen dolduramazdı. Bunları bu zamanda salmak ya bir hıyanet eseri yahut büyük bir gaflet idi."
Tarih
Reklam
Reklam