Susie Linfield

Acımasız Aydınlık yazarı
Yazar
10.0/10
1 Kişi
4
Okunma
0
Beğeni
699
Görüntülenme

Hakkında

Okurlar

4 okur okudu.
4 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
New York, insanların kaldırım kenarlarında televizyon ve radyoların başına üşüştüğü bir üçüncü dünya kenti haline gelmiştir.) New York- lularm bireysel kimlikleri, mekanın kendisiyle asla böylesine samimi ve hassasça kenetlenmemişti: gerek kentin kendisi, gerekse bizler yara­ lı, korkmuş, korkusuz, öfkeli ve gururluyduk. Kentin beden politikası bir mecaz olmaktan çıkmıştı. Peress ve dostları, açtıkları sergiye, E. B. White'ın nükleer savaşın ansızlığıyla New York'un savunmasızlığına değindiği 1949 tarihli de­ nemesine ithafen "Here Is New York" (Burası New York) adını ver­ mişlerdir. White'a göre," faniliğin gözdağı", artık "göklerdeki jetlerin sesinde" duyulabiliyordu." Organizatörler, yalnızca profesyoneller değil, 9/11 ile birlikte şehrin krizi ve ardından gelen o yabancı günlerin birer belgeselcisine dönüştürdüğü amatörlerden, "kim olursa olsun her­ kesten" fotoğraf edinmek için açık bir çağrıda bulunmuşlardır. Burası New York, yıllar boyu belgesel fotoğrafın suiistimaldi, röntgenci ve yabancılaştırın niteliklerinden dem vuran eleştirel argonun bir red- diydi. Tam tersine, Michael Shulan'ın sergi kataloğunda da yazdığı gibi, "doğasındaki demokrasi ve sonsuz biçimde çoğaltılabilmesinden ötürü fotoğraf 11 Eylül'de olanlan ifade etmek için kusursuz bir mecradır... New York sakinleri için bu bir haber değildir: bu başa çıkılması imkansız bir karabasandır. Peşimizi bırakmayan tüm o imgeler ile baş edebilmek için önce tüm bu imgeleri medyadan geri almak gerektiğini düşündük." Beş bini aşkın fotoğraf sergiye adeta yağmış ve bunlar isimsiz biçimde sergilenmiştir (Magnum'un yıldız fotoğrafçılarının resimleri, isimsiz amatörlerle bir arada yer almıştır. Kendi deneyimlerimizi gerçek kılan bu fotoğraflar, başkalarının da tecrübelerini görmemizi sağlar;
Sayfa 310 - Espas kuram sanat yayınları 2013
Araştırma-İnceleme & Sanat
Gestapo işkencecilerinin karşısındaki Jean Amery'nin büyük bir hayretle anladığı şey de bunun ta kendisiydi: bir insanı insan yapan tüm nitelikleri, "ruhu, zihni, bilinci veya kimliği, kırılıp parçalanan bir köprücük kemiğiyle yokolup gidiyordu." Auschwitz ve işkence, gu­rurlu bir entelektüel olan Amery'ye kendi bedeninin varlığını (ve aynı ölçüde de fikirlerinin ne kadar işe yaramazlığını) göstermişti. Fotoğ­ raflar, ne kadar kolay biçimde bedenselleştiğimizi - bedenimizin ne kadar kolay bir biçimde sakatlandığını, aç kaldığını, parçalandığını, hırpalandığını, yakıldığını ve yırtılıp ezildiğini gösterir. Kısacası fotoğ­ raflar, bizlere fiziksel şiddeti ve ona karşı olan zafiyetimizi sunar. Za­yıflık, her insanın paylaştığı bir şeydir; acımasızlık, insanlığımıza dair her hissi parçalayan bir şeydir. Kanan Makiya "İnsan bedeninin işgali, içkin, akılsız ve geri dönüşü olmayan bir niteliğe sahiptir" diye yazmış­ tır. "Bir insanın diğerine yaptığı o korkunç şeylerin tüm katmanlarının altındaki temel yapıtaşı budur." Istırap fotoğrafları da bizlere belirli ve bireysel acı deneyimleri su­ nar. İnsan hakları ihlallerinin kurbanları, suiistimal edilen, bastırılan ve hatta imha edilen daha geniş bir kitlenin üyeleridir. Ancak her birey, kendi acısını ve kendi ölümünü, hepimiz gibi, kendi eşsiz özünün mer­ ceği içerisinden deneyimler. Kracauer ve Sontag gibi yazarların fotoğ­ raf için yaptıkları muğlaklık ve soyutluk ithamları ancak bir noktaya kadar dayanabilir. Bu durumun tersi genellikle daha sık bir geçerliliğe sahiptir: fotoğraf bireyi kitleden ayırır ve bizimle hususilik, korkunç bir yalnızlık ve ıstırapla yüzleşir. Fotoğraflardakilerin isimlerini veya yaşam öykülerini bilmesek de, aynı şey Rembrandt'm veya Lucian Freud'un portrelerindeki insanlar için de geçerlidir. En
Sayfa 55 - Espas kuram sanat yayınları 2013
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Reklam