Thomas Walker Arnold

İslam'ın Tebliğ Tarihi yazarı
Yazar
8.7/10
3 Kişi
34
Okunma
5
Beğeni
1.775
Görüntülenme

Hakkında

19 Nisan 1864’te doğdu. Lise öğrenimini Cambridge’de Magdalene College’da gördü. 1888-1898 yılları arasında Hindistan’da Aligarh’da Mohammadan Anglo-Oriental College’da felsefe öğretmenliği yaptı. 1898-1904 yıllarında Lahor’da Government College’da felsefe profesörü olarak ders verdi. 1904’te İngiltere’ye dönerek 1909’a kadar India Office’te yardımcı kütüphanecilik yaptı. 1909-1920 yılları arasında İngiltere’de Hindistan’dan gelen öğrencilere öğretim danışmanı olarak çalıştı. The Encyclopaedia of Islam’ın birinci neşrinin ilk İngiliz editörü de olan Arnold, 1921’de Londra Üniversitesi’nde Arap ve İslâm araştırmaları profesörlüğüne getirildi ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Aynı yıl kendisine “Sir” unvanı verildi. 9 Haziran 1930’da öldü.
Tam adı:
Thomas W. Arnold
Ünvan:
Yazar, İslâm medeniyeti ve sanat tarihi üzerine yayınları bulunan İngiliz müsteşrik.
Doğum:
19 Nisan 1864
Ölüm:
9 Haziran 1930

Okurlar

5 okur beğendi.
34 okur okudu.
8 okur okuyor.
74 okur okuyacak.
2 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 24.2
Erkek% 75.8
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Hz Ömer’in Kudüs’ün fethinde insanlara verdiği emanname
"Rahman ve Rahim Allah'in adıyla! Bu, Allah'ın kulu ve müminlerin emîri Ömer tarafından ilya (gayrı müslimler) halkına verilen emannâmedir. Emirü'l-mü'minin hasta olsun, sıhhatte bulunsun bütün halkın mal ve canlarının korunacağımı garanti eder. Aynı zamanda ibadet yerlerine, haçlarına ve dinlerine dokunulmayacağını temin eder. Kiliseleri tahrip edilmeyeceği gibi mesken hâline de sevrilmeyecektir. Eskiden sahip oldukları haklar aynen muhafaza edilecektir. Ne mâlik oldukları şeylere halel gelecek ve ne de mezhepleri hususunda onlara bir baskı yapılacaktır. Içlerinden hig kimse hiçbir şekilde zarar görmeyecektir."
Filistin
Türk halkının insanları müslümanlaştırma çabaları
Türkler, bir insana gösterilebilecek en büyük merhametin, onu İslâm dininin selâmet dairesine sokmak olduğu düşüncesindeydiler ve bu gaye ile de denenmedik ikna metodu bırakmamışlardır: On altıncı yüzyıldan bir Hollandalı seyyahtan şöyle bir bilgi ediniyoruz; kendisi muhteşem Aya Sofya camisini gezerken bazı Türkler onun estetik duygusundan hareketle dini hisleri üzerinde etki kurmaya çalışmışlar ve ona şöyle demişlerdir, "Eğer Müslüman olursan ömrünün her günü buraya gelebilirsin." Yaklaşık bir asır sonra, bir İngiliz seyyah da benzer bir tecrübe yaşar: "Bazen, iştiyak duygusunun bir abartısı olarak, bana Ayasofya'nın kemeraltında sorulduğu gibi, bir Hıristiyan'a oldukça kibar bir tavır içinde niçin Müslümanlığa dönüp bizden biri olmuyorsunuz diye soru yöneltebilirler." Yeni birisinin kendi dinlerine geçmesi umumi bir sevinç doğurur ve bu hal onların, kendi dinlerine adam kazanmak için iştiyaklı olan bu adamların, insanlar için taşıdıkları coşkulu sevgiye işaret etmektedir. Yeni Müslüman olmuş birisi bir atın üzerine oturtulur ve şehrin sokaklarında sevgi gösterileri arasında dolaştırılırmış. Bir kişinin din değiştirmesinde gerçekten samimi olup gönüllü olarak İslâm saflarına katıldığı veya iyi mevkide biri olduğu bilinirse, yüksek bir şerefle karşılanır ve onu desteklemek için bazı imkânlar sunulurdu. Şunu söylemekte kesinlikle bol miktarda delil vardır ki "Türkler, Hıristiyanları kendi dinsizlik dinlerine geçirmek veya dahası ayartmak için saçmalık derecesine varır boyutlarda yakarış içinde olurlar: her gün tapınaklarından kalpten dua ederler ki Hıristiyanlar Kur'ân'a kucak açsınlar ve kendi dinlerine geçsinler, ve bunu gerçekleştirebilmek için korku ya da iltifat, ceza ya da mükâfat anlamında denemedikleri metot kalmaz."
Reklam
Reklam