1942 doğumlu Timur Karaçay 1959 yılında Sivas İlköğretmen Okulundan, 1963 yılında Ankara Yüksek Öğretmen Okulundan mezun oldu ve aynı yıl Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Lisans Diploması aldı. Bir yıl Sivas Lisesinde öğretmenlik yaptıktan sonra, 1964 yılında Ege Üniversitesine asistan olarak girdi. Profesör Lothar Koschmieder’in yönetiminde yaptığı Fourier Analizi konulu doktorasını 1967 yılında tamamladı. 1967-1968 yıllarında UNECO tarafından Aarhus Üniversitesinde açılan uluslararası Doktora Üstü Fonksiyonel Analiz Okulu’na katıldı. 1969 yılında Hacettepe Üniversine geçti ve Matematik Bölümünü kurdu. 1973 yılında doçent oldu. 1976-77 yıllarında Liverpool Üniversitesinde araştırmacı olarak çalıştı. 1979 yılında profesör ünvanı aldı. 1990 yılında Tübingen Üniversitesinde araştırmacı olarak çalıştı. T.Karaçay’ın ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış 18 bilimsel çalışması ile kimisi İngilizce yazılmış 30 dan fazla kitabı vardır. TÜBİTAK ve Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen Modern Matematik ve Fen Öğretimi Projesi, Matematik Öğretim Programlarını Geliştirme Projesi, EARGET Projesi, Bilgisayar Destekli Eğitim gibi ulusal projelerde Bilimsel Komisyon üyeliği yaptı. IBM CAD Projesinde çalıştı. KTÜ Elektronik Hesap Bilimleri Enstitü Müdürlüğü, Başkent Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı gibi idari görevlerde bulundu. Halen Başkent Üniversitesi İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümünde öğretim üyesidir. Çalışma alanları Fonksiyonel Analiz ve Bilgisayar Programcılığı olan T.Karaçay’ın şimdiki hobisi bilim ve felsefenin arakesitinde popüler bilim yazıları yazmaktır. .
Savaştan yorgun çıkmış ve yokluklar içinde kıvranan genç Cumhuriyet, eğitimi olağanüstü önem veriyor. Okuma-yazma seferberliği başlatıyor, okul çağına gelen her çocuğa zorunlu İlköğretimi götürüyor. İlk, orta ve yüksek öğretmen okulları ve üniversite açıyor. 1940 yılında, dünya savaşı ateşi içindeyken Köy Enstitüleri açılıyor. Ancak 6 yıl devam edebilen Köy Enstitüsü hareketi 20-30 yıl sürebilseydi, eğitim birliği ve laik eğitim şurasından burasından çekiştirerek bozulmasaydı, 1930'larda başlayıp 1945 yılında meclis gündemine gelen "Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu" ve benzeri reformlar yapılabilseydi, bugün Türkiye Avrupa Birliği'nin kapısında diz çöküp beklemiyor olacaktı aksine şimdi AB kapısının yüzümüze kapatanlar Türkiye'nin liderlik ettiği uluslararası platformlara girebilme şanslarına arıyor olacaklardı.