Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nden öğretim elemanı Mete, 2015 yılında yaptığımız görüşmede, cuma namazına gitmediği için kendilerini saklayan akademisyenler olduğunu söylüyordu:
Cuma namazında "Birileri beni görür mü?" diyerekten odasının kapısını kilitleyen ya da sanki cumaya gidiyormuş gibi çıkan insanlar biliyorum. Bunun kendilerine karşı bir mobbing unsuru olarak kullanılacağını düşündükleri için, bununla karşılaşmak istemedikleri için...
Mete'nin kendisi ise "Ne olursa olsun!" demiş ve cuma namazı sırasında saklanmamaya karar vermiş. Üniversitedeki ilk günlerinde bir cuma günü, kendisi gibi başka şehirlerden gelmiş genç akademisyenlerle birlikte yemeğe giderken, kıdemli hocalarla karşılaşmış ve aralarında şöyle bir diyalog yaşanmış:
"Biz cumaya gidiyoruz," dediler. "Biz de yemeğe gidiyoruz," dedim. Böyle oldular [Yüz ifadesiyle şaşırdıklarını gösteriyor). O anı çok iyi hatırlıyorum, "Nasıl olur! Kim ulan bu? !" falan diye.
Bir taşra üniversitesinde, bir akademisyenin cumaya gitmediğini böyle rahatça ifade etmesi gerçekten şaşkınlık yaratabiliyor. Zira 2015 yılında "normal olan cumaya gitmek, gidilmiyorsa bir 'sıkıntı' vardır" anlayışı pek çok kampüste hakim anlayıştı. Bingöl Üniversitesi'nden genç akademisyen Çınar şöyle anlatmıştı:
Bir hocam bana, "Bir sıkıntınız mı var? Cuma namazlarında sizi göremiyoruz," dedi.
Sayfa 310 - İletişim Yayınları