Ulaş Cömert

Ulaş Cömert

Yazar
9.4/10
8 Kişi
·
25
Okunma
·
8
Beğeni
·
414
Gösterim
Adı:
Ulaş Cömert
Doğum:
Karşıyaka
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde dünyaya geldi.
Çocukluğun verdiği anılar yıllar sonra tecrübelere ve yaşlandıkça gülümseten acı dolu ve özlenen hatıralara dönüşür evlat.
Yaptığım o kadar çok hata var ki bunları zamanda kaybetmek çok güç, geri dönüşünün olmaması daha da kötü.
188 syf.
Sevgi, sadakat üzere yazılmış bir kitabı yorumlarken söze yazarının
‘’ Neydi aşk? Başlamadan vazgeçiş mi, yoksa kaybederek kazanmak mıydı? ‘’ cümleleri ile
başlasam kızmazsınız değil mi?
Çoğumuzun hayatının bir döneminde derin bir aşkla bağlandığı, şarkıların, şiirlerin anımsattığı bir insanı yok saymamız nasıl imkansızdır değil mi? Ama lütfen yanlış anlaşılmaya sebep olmayayım ; birini sevmekten kastım günümüzde epeyce popüler olan bugün var, yarın yok ise salla gitsin cinsinden olan sevdalar değil elbette.

Freya ile Nordik’in ‘’Yok ya böyle bitmemeli ‘’ dedirten aşkından bahsetsem misal. Ulaş Cömert da kızar mısınız mutlu sonları yazmayan başka yazarlara kızdığınız gibi?
Kitapta ; İsmi Norveçli bir rahibe tarafından verilmiş , yazarın anlatımı ile ‘’ Bu dünyadan değil hissi uyandıracak nitelikte’’ Freya ve karşılaştıkları an birbirlerine ait olduklarını hisseden Nordik’in hikayesi var.
Yerken, içerken, nefes alırken, beraber ya da ayrı iken birbirlerinin ruh ikizi olduklarına inananların ve halen yüreğinde derinden hissedenlerin kendilerinden yaşanmışlıklar bulacağı anlar, anlatılar ve duygular var.

Ulaş Cömert tarafından olarak gönderilen hele de imzalarken 1000Kitap Ailesi notu düşülen bu eseri büyük bir zevkle okudum. Edebiyat eleştirmeni değilim ve bu konuda herhangi bir eğitim de almadım. Okumayı seviyorum ancak yazma ve ifade etme konusunda ise oldukça yetersizim:( Dilim döndüğünce anlatmaya çalışırsam;
Neden Freya ve neden Nordik ya da neden Fareo Adalarında geçen hazin bir aşk öyküsü bunu sorgulamıyorum.
Kahramanlarının ve mekanların betimlerinin yanı sıra acı, özlem, tereddüt, belirsizlik, aşk, sadakat, kayıplar, umut, arzu yani günlük hayatta olaylara verdiğimiz tepkiler, yaşadığımız tüm duygular çok güzel ifade edilmiş.

Okurken birbirlerini çok seven , yaralarına, acılarına, sözlerini içlerine atışlarına ve nihayetinde ayrılmak zorunda kalan yollarına tanıklık ettim.
Böyle de yaşanılıyor bazı sevdalar. Çok severek, birlikte yaşlanmak nasip olmasa da kaderine razı olunarak yaşatılıyor en naif aşklar.
Madem ki söze aşk ile başladık, müsaadenizle aşk ile de bitirelim. Hatırlamaya, hatırlanmaya değecek sevdalarımız olsun efendim. https://www.youtube.com/watch?v=te7b_if_bIs
Keyifli okumalar.
188 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitabın dili oldukça akıcı, anlatımı sade ve etkileyici. Konusuna gelince; Danimarka'ya bağlı küçük bir adada yaşanan Nordik ve Freya'nın hüzünlü hikayesi. Yazarın ilk kitabı olmasına karşın, ilginç konusu ile güzel bir kitap.
188 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ah Freya... Ne çok duydum adını bir bilsen. Henüz seninle tanışmadan çok önce bile tanıyor, biliyordum seni. En çok da ne kadar güzel olduğunu duymuştum, abartmamışlar. Aşk romanlarından köşe bucak kaçan beni bile bir anda etkin altına aldın. Buradan anlamalı kıymetini.

Sana ve herkese karşı dürüst olacağım. Seninle tanışmak için sabırsızlanmama, kargoda yaşanan sorunlar yüzünden uzun süre kargo yolu beklememe, elime alınca büyük bir heyecanla sarılmama rağmen ilk başta bir türlü ısınamadım sana. Biraz zorlama cümleler, zamanlarda kaymalar derken bir an gerçekten hiç bitiremeyeceğimi sandım. Anlatım dili çok akıcı ve öykü etkileyici olmasına rağmen ara ara takıldığım bu problemler yüzünden az daha erkenden ayırıyorduk yollarımızı.

Neyse ki minik bir tepecikmiş gözümü korkutan. Onu aşınca dalabildim Faroe'nin eşşiz manzarasına. Yalan yok, manzaranın tadına varınca bir oturuşta bitirivermişim kalanını. Ve ne kadar benimsemişim seni de Nordik'i de, Laura'yı da, Winkfred'i de. (Darılma ama en çok da Winkfred'i sevmişim.) Her karakter üzerinde uzun uzun durup ayrıntılara girmeler sayesinde de her karakter hakkında ne kadar çok fikir edinebilmişim aslında. Hiç kimse önemsiz değildir diyor sevgili yazarımız. Kitapta sadece ismi geçiyor olsa bile onun duyguları ve hayatı da önemli, mesajını vermiş bana kalırsa.

Ayrıca sürpriz bozmamak için ayrıntıya girmiyorum fakat öyle güzel noktalar değiniyor ki tebrik etmeden geçmek istemiyorum. Bilinçlendirme, sosyal sorumluluk konularında tavrını açıkça ortaya sermiş ve örnek alınası bir tavır sergilemiş bu konuda. Sevgili Freya, senin yücegönüllüğün de eminim ki yazarın bu konudaki düşüncelerini gözler önüne seriyor.

İşte böyle canım Freya. Zor kavuştuk, çabuk ayrıldık diyemeyeceğim çünkü öyle güzel benimsedim ki seni, hep benimle olacağına eminim. Hem belki seninle mektup arkadaşı oluruz, sana mektuplar yazarım. Sevinir misin acaba? Yalnız bir şartla; yaşadığın yerin güzelliğini hayal etmek yeterli olmuyor, fotoğraflar istiyorum.

Bahsettiğim o minik tepecikleri de yazarımızın ilk kitap acemiliğine ve yeterli ilgi göstermeyen bir editöre bağlıyorum. Bunları ilk baskı için yazdığımı ve bu sorunların sonraki baskılarda çözüleceğine olan inancımı da yanıma alarak sana huzurlu bir yaşam diliyorum. Unutma, senin güzelliğin, fiziksel olduğu kadar ruhsal güzelliğin; aynı zamanda sevginin, sadakatinin saflığı ve yücegönüllüğün ile bizlere ışık oldun. Hayatlarımızın bir noktasında bir anda belirdin ve içimize umut oldun. Hep bizimle ol.
188 syf.
·6 günde·Puan vermedi
FREYA
Yetenekli genç yazar Ulaş Cömert'in ilk romanı olmasına karşın oldukça başarılı ve sürükleyici bir öykü. Froe adalarında (burası çok enteresan ;Danimarka'ya bağlı küçücük bir ülkede) yaşanan , naif bir aşk hikayesi , oldukça etkileyici ve akıcı bir dille anlatılmış. Bu öyküye bir aşk hikayesi demek basit kalır.Romanımızın kahramanı Freya ve Nordik arasında yaşanan sadakat,sevgi, tutku, bağlılık ve hüzün dolu bir aşkın hikayesidir bu. Kitabın en sevdiğim tarafı çok akıcı ve sürükleyici olmasıydı. Cidden güzeldi. Bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. Başarılar..
188 syf.
·Beğendi·10/10
ULAŞ CÖMERT / FREYA

İstemsiz edindiği alışkanlığı olmuştu kaybetmek. Kararsızlığından değildi çıkmaza sürüklenmesi, sadece meraklı bilinmezliğiyle kaptırmıştı kendini. Neydi aşk? Başlamadan vazgeçiş mi, yoksa kaybederek kazanmak mıydı? Ölüm değildi belki onları ayıran, belki de Laura'ydı sonsuza kadar onu hatırlatan.

Bir kadın... Ama öyle sıradan "Kadın" telaffuzuna eşlik edecek türde değildi varlığı. Kalbini yerinden sökecek kadar sevgiyi doruğunda yaşayan bir kadın. Kendinden çok, kendinden olmayanı seven türden. Düşlere sığmayacak güzelliği ile "Bu dünyadan değil" hissi uyandıracak nitelikte bir kadın. Ve belki de abartıyı alt edecek özelliklerde.
Yaşadıklarına rağmen zamanı geriye alıp aynı acıları çekeceğini bilse de yine aynı kararı verebilecek kadar çok sevmişti. Her ne olursa olsun sonucunda Laura’nın var olma bilinci tüm acılara göz yummasını sağlıyordu.

“Soğuk bir kış günü, karlar erimeye yüz tutmuş ve güneş küsmüşken yeryüzüne, yaşlanmış tüm duygular beklemekteydi yaz sıcağını. Ender zamanların nazlı çiçeği gibiydi hüznü, o kadar zamansız açmıştı ki hiçbir kar tanesini yakalayamayacak kadar kördü yüreği.”

KİTAP YORUMUM :
Aslında kitap bana göre ruhun yolculuğunu anlatıyor. Yaşamımız da ruhumuzun büyümesi adına karşımıza çıkan acıları yaşar ve büyürüz. Bir şeyler kaybetmişiz gibi görünse de hayat bize her zaman daha güzelini eğer inanırsak gönderir ve bizi mutlu eder. Bir de yaşamımız da mutluluk da, mutsuzlukta kalıcı değil ve inanırsak ardından huzurda geliyor.
Freya hayatın döngüsünden acılar içinde geçer iken gerçek aşkını bulduğunda ki sınavı ona ne katacaktı? Gerçek aşk sahi bedenden ibaret mi yoksa bazen bir diğeri gitse bile devam eder mi?
Tabi ki hüzünlü bir kitap ama kitaptan aldığımız yine çok ders var. Bazen kendimizden çok bazı durumlarda sevdiklerimizi düşünürüz ve onlara söyleyebildiğimiz kadar pembe yalan söyleriz. freya ve Nordik şanslı bireyler. Kaç insan ölmeden önce hayatının gerçek aşkı ile karşılaşabiliyor ki? Belki de çoğu insan karşılaşmadan ölüyor. Döngü tamamlandıysa eğer yaşanmışlıklara bakmak lazım belki. Kızları ise Freya'ya en büyük ödüldü.
Kitabı film izler gibi okudum. Her biten kitap aslında yeni bir başlangıcı bize anlatır. Umudu anlatır.
Yazarımızı kutluyorum keyif alarak okuduğum bir eserdi.
188 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
“Hayata nereden ve nasıl başladığının önemi yoktur. Doğarsın, yaşarsın ve ölürsün. Önemli olan, nasıl doğduğun ve nasıl öldüğün değildir. Önemli olan sadece nasıl yaşadığındır. Tüm hayatını koca bir ömre sığdırmakla yaşamış olmazsın. Yaşatmalısın, mutlu etmelisin.”

“Geçmiş ne kadar acı dolu olsa da eğer, yıllar sonra tatlı bir tebessümle hatırlamaya değer.”

“Hayata tecrübelerle sahip olan insanlar, çevresine tecrübe edindirir. Çocukluğun verdiği anılar yıllar sonra tecrübelere ve yaşlandıkça gülümseten acı dolu özlenen hatıralara dönüşür.”

“Gerçek ya çok uzaktadır ya da düşünemeyecek kadar önemsiz ve sahte olanın arkasındadır. Öyle anlar vardır ki doğruyu gerçekçi olarak anlatmaya gücümüz yetmez, işte o zaman tatlı bir yalana başvururuz. İçimizde saklı olan gerçekçi kişiliğe rağmen…”

“Bazen zaman iyi ya da kötü her şeyi yutuyor. Bizler de bunları tecrübeye bağlıyoruz zamanla, ama bakın yine ‘zamanla’ diyoruz. Geleceğinizi yargılamayın geçmişinizle.”

“Hayat bize mucizeleri her zaman yaşatmaz ama sürprizlerini de bizden esirgemez.”

“Hayatta birilerine ihtiyaç duyduğumuz zaman onları varsayıyoruz.”

“Kendinden fazla birini düşünmek ancak yüreğinin sınırı olmayan insanlara yaşayacağı duygudur. Bencilliği tatmamış insanların görevidir.”

“Karlı akşamın beyaz kokusu sinmişti sonbaharın ardına. Gecenin karanlığa gizlenen bir tanecik gibiydi beklediği umut. Saydam yüreğine öyle bir darbe inmişti ki… Elindeki dünyanın güneşi çok erken batmıştı. Yine de aşk; ne olursa olsun her bitişte bir başlangıç bulmak gibiydi.”

*** Freya’nın bitki ve kitaplar konusunda kültürel bilgi sahibi olması çok güzel. Bende bu konularda bilgi edinmeye çalışıyorum. İkisi de ilgi odağım ;) Freya’da ben gibi zencefili kullanıyor. Nordik’in öksürüğüne iyi gelmesi için verdi. Bende toz zencefil ve toz havlıcanı bir tatlı kaşığı bala yarımşar çay kaşığı koyup karıştırıyorum öksürük için.

*** Nordik’in düşüncesi gibi kitap kapağı bence de önemli. Almış olduğu Henrik Ibsen’in Denizden Gelen Kadın kitabını biraz araştırdım.

*** Niclas’ın önderliğinde UNICEF, çocuklar için toplayacağı bağışlar sayesinde dünyadaki kimsesiz çocukların, yardımlara birlikte tüm ihtiyaçlarının giderilmesi konusunu kitapta işlemesi çok hoşuma gitti. Kitapta Freya’nın da katkıda bulunması ayrı bir güzellikti. “Dünya çocuklarla mutludur. Onları mutsuz bırakmayın… “ Ancak konferans sonunda Freya’nın verdiği iki çeki Valon’a verdikten sonrası olanlara bende şaşırdım Niclas gibi, sanki devam kitabı olacak gibi, askıda kalmış gibi hissettim. Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum. Bu eseri bizlere sunduğu için teşekkür ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ulaş Cömert
Doğum:
Karşıyaka
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde dünyaya geldi.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 25 okur okudu.
  • 28 okur okuyacak.