Ümit Dağcı

Ümit Dağcı

Yazar
9.4/10
33 Kişi
·
61
Okunma
·
11
Beğeni
·
1073
Gösterim
Adı:
Ümit Dağcı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1982
Ümit Dağcı, lise yıllarından itibaren yazmaya gönül vermiş ama uzun zaman yazılarını gizli tutmuş bir yazardır.Yazıları gün yüzüne çıkmaya başlayınca tüm hayatı tam anlamıyla değiş­miş­tir. Uzun yıllar sürdürdüğü ticari yaşamı sona ermiş, kendini tamamıyla kitaplarına ve sanata adamıştır. Yazar sadece bir türe bağlı kalmayıp birçok türde eserler ortaya çı­kart­mıştır. Tiyatro oyunları; fan­tastik, psikolojik, aşk, macera romanları ve mektup; başlıca eserleri arasında sayılır. İki ti­yat­ro oyunu farklı yıllarda sahnelenmiş ve büyük beğeni toplamıştır. Yazdığı oyunlarının bi­rin­de başrolü üstlenerek yazar unvanının yanına oyunculuk unvanını da eklemiştir. Yazar ki­tapları ile büyük bir okur kitlesine ulaşmayı ve bu okur kitlesinin hayat hikâyelerine doku­na­rak onlara yol göstermeyi hedefle­mek­te­dir. Bu nedenle Ümit için daha yazacak çok hikâye, gidecek çok yol, ulaşılacak çok yürek vardır…

(Bunun yanı sıra farklı yazarlarla çalışarak Ektelesi serinin iki farklı parçasını oluşturan iki kitabı da yayımlanmıştır.)
Tarihler yalan söylemez. İnsanlar gerçekleri kendi çıkarları doğrultusunda gösterir.
Ümit Dağcı
Sayfa 28 - Vaveyla Yayıncılık
İnsanlar kendilerine biçilen rolün gerçekliğine inanmanın kolaylığı altında yaşamayı severler.
Ümit Dağcı
Sayfa 73 - Vaveyla Yayıncılık
Romanlarda yaşamak, o anların gözlerinin önünde canlanması demek değildir! Ellerin bağlıyken, celladın önünde diz çökmüşken, kafana soğuk namlu dayanmışken, tetiği bastığını anladığında...
Mermi çekirdeğinin başının arkasından girip yüzünün bir yerinden çıktığını hissetmektir. Ensenden tutan el seni bıraktığında yere düşerken, son anında romanlarda yazmayanları, karakterin aklından geçenleri ve geçirmek istediklerini bilmektir. O ağlayamadığı için ağlamaktır. Olmayan toprağa mezar kazarak karakter için kendi ruhunu hiçlikte görebilmektir.
Ümit Dağcı
Sayfa 47 - Vaveyla Yayıncılık
Bitmesini istemediğin günler hızla geçer. Hayatın içinde, mutlu geçen zamanda günlerin neden daha uzun olmadığını düşünürsün...
Aramızda kapanması mümkün olmayan mesafelerde yaşıyoruz. Bu kadar uzaktayken bile beni insanlar içinde yalnız bırakmayı başarıyorsun.
Ümit Dağcı
Sayfa 7 - Vaveyla Yayıncılık
Belki de sen de bir sitem gönderdin gökyüzüne.
Belki de ondan durdu kar, açtı güneş.
Ümit Dağcı
Sayfa 41 - Vaveyla Yayıncılık
Bir çocuğun nefes aldığı sürece sadece kaçmayı hayal etmesi babasının başarısıdır.
Ümit Dağcı
Sayfa 18 - Vaveyla Yayıncılık
48 syf.
·1 günde·10/10
''Bir çocuğun nefes aldığı sürece sadece kaçmayı hayal etmesi babasının başarısıdır.''

Bu söz, kitap içerisinde bulunan belki bir sitemin, belki bir öfkenin, belki de yalnız bir iç döküşün ifadeye geliş biçimi... Fakat söylemeliyim ki, o duygu durumlarının bütününden yalnızca birisi.

Bazı kitapları daha fazla içselleştirir ve orada yazanları üzerime alınırım. Örneğin;
Anne Baba Biz Suçluyuz
Babaya Mektup
Şu an inceleme yazdığım eserde bu sınıfa giriyor. Çünkü örnekteki eserlerde, bu eserde olduğu gibi bir insanın haykırışlarını duyuyoruz adeta. Burada yazanlarda, kelimeden ibaret değil, haykırıştan ibarettir bana kalırsa.
En azından okurken ben bunu sık sık hissettim. Böyle kitapların benim için ayrı bir yere sahip olmasının ilk nedeni, bir gün ''Baba'' sıfatını taşıyacak olursam, evladıma bu sözleri söyletmeyecek şekilde davranmak...
Beni bu düşüncelere sevk etmesi, bunları düşündürmüş ve hissettirmiş olması, şüphesiz eserin başarısındandır.
Bu başarıyı oluşturan şeyleri de kendimce anlatmaya ve tespit etmeye çalışayım;

Öncelikle kitap iki bölümden oluşuyor, Babaya ve Mektuplarım...
Babaya kısmında belirttiğim gibi sitem, öfke, özlem birçok duygunun edebi estetikle buluştuğunu gördüm.
Mektuplarım kısmında ise, Değerli hocam Ümit Dağcı ' nın ruh ve düşünce dünyasına girdim.
Bu dünyada beni en etkileyen şey, sözünü ettiğim haykırıştır. O haykırışın içinde ki samimiyet, ifade biçimi ve içtenliktir.
Edebi yanını ele alacak olursak da kitabın sunduğu atmosferi ve akıcılığı es geçmek olmaz.
Eser isim itibariyle Kafka'nın eserini andırıyor malum. Ben de bu yüzden Ümit hocamın alıntısı ile başladığım incelemeyi bir Kafka sözü ile bitireyim, fakat belirtmeliyim ki Kafka'nın özellikle bu alıntısını kullanma sebebim eserin ben de yarattığı etkidendir...

"İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?"
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Kim normal? Siz mi, ben mi?" Bu sorunun altında yazdığım bir eserdi. Yazarken hissettiklerimi, sahnelenirken görmek "iyi ki yazıyorum" dedirtti. Daha sonra da ana kahramanı canlandırmak ve gerçek anlamda sahne tozu yutmanın ne demek olduğunu gösteren bir yazımdı.
Eser hastalığını atlatan insanlara, çevrenin bakış açısı teması üstünden ele alınmıştır.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Tek merak ettiğim soru ne biliyor musun? Bizler Tanrı’nın defolu ürünleri miyiz?"
Bu soru birçok insanı rahatsız edebilir/etmelidir de... İnsanlar bilmedikleri veya şöyle ifade etmeliyim; yaşamadıkları, mahalle baskısıyla yaşamaya cesaret edemediği hayatlara iğrenerek bakarlar. Tanrıda yarattığı insanlar içinde farklı duygulara sahip insanları, gönderdiği kitaplarda dışlamıştır.
Eser, kendini arayan başarılı kişilerin -mesleki anlamda- karşılaşması ve birbirlerini -biteceğini bilseler de- tamamlamaya çalışmalarını anlatmaktadır.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Veda… Veda’yı yazdığımda editörüm yayınlamamı istemedi. Serinin ilk iki kitabından çok farklıydı. Anlaşılamayacağımdan korkuyordu. Ama bilmiyordu ki ben zaten anlaşılmak istemiyorum. Yanıldı/yanıldım.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu esere çok farklı bakış açılarından bakabilirim. Ve size farklı kitaplar anlatıyormuş hissi altında tekrar tekrar anlatabileceğim ilk yazdığım eserlerden.
Aşk, sevdalanmak acısından baktığımızda güçlü kadın karakterini konuşabiliriz. Aile ilişkiler tarafından baktığımızda annenin erkek çocuğu yetiştirme ve sonradan korkmaya başlaması anlatılabilir.
Yazan kişi olarak ben hâlâ bar tezgâhınayım. Elimde YanaNcak kolyem var ve verecek kişiyi bekliyorum, gelince ne diyeceğimi bilmeden.
160 syf.
·184 günde·Beğendi·10/10
“Gençler; umut demek, umut varsa gelecek var demek...
Ben onlara inandım, sizler de inanın demeyeceğim.
Var olmanızı veya yok olmanızı sizlere bırakıyorum.
Biz var olmayı seçtik, sadece bilmenizi istedim.”
Sözlerimle çıktığım/çıktığımız yolda: “Ormanın derinliklerinde güneş görmeyen bir ağaç olabilirim. Sesim dağlarda yankılanamayacak kadar az olabilir.
Belki ufak bir kıvılcım büyüyecek, yakacak, beni yok edecek. Olsun ben tohumlarımı rüzgâra savurdum. Bir gün, en azından bir tohumum toprakla buluşacak bunu biliyorum. Filizlenecek, köklenecek ve büyüyecek. Belki kimse beni bilmeyecek, olsun, önemli değil. Güneş beni görmediği, dağlar sesimi duymadığı için utanacak ya... Bu bana yeter.”
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Bir saatte Anadolu tarihini anlatabilir misin?" diye sorduklarında "Anlatırım" dedim ve eserim karşınızda...
Kutsal Çapa eserim kitap haline gelmeden önce tiyatro oyunu olarak hayat bulmuştur. Ve benim sahne tozu yuttuğum çalışmamdır.
Dünyaya iz bırakmış bir medeniyet varsa, yolu mutlaka Anadolu'dan geçmiştir.
48 syf.
·Beğendi·10/10
“Burada yazanlar içimden geçenler değil ama en azından içimden taşanların kırıntıları ve tamamı gerçek... Bu şekilde bitecek. Gerçeklikten dışarıya çıkmayacağım.”
-Kendi kitabım için “İnceleme” kelimesini değil de ne hissettiğimi anlatmaya çalıştığım deneme yazısı demeyi tercih ederim.-
Yazımdan bir parçayla başladım. Orada yazdığı gibi kırıntılar ama gerçekler. Belki sizler yazdıklarıma katılmayacaksınız belki de bana kızacaksınız. Hakkınız da yok değil... Çünkü her insan benim gibi şanslı -Şans kelimesini ters anlamda kullandım.- değil bu nedenle beni anlayanda az olacaktır.
Gerçekleri neden paylaştım? Bu soruyu siz sormadan cevaplamak isterim. Ben yazar olduğunu duyumsamak istiyorum. Yaşadıklarım da yazmaya başladığımda şekillenmeye başladı. -Aslında gönderemeyeceğim bir mektup yazdım.- Belki de içimi dökmek istedim.
156 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Korkularımı yenmeyi öğrendiğim kitabım. Tekrar okuduğumda hissettiklerim hâlâ aynı…
Bir Ankara Hikayesi’nin Gölge’si yazım tarzı olarak beni yansıtan bir eserdir. Belki bugün bunları yazarken kendim değişmiş, kalemim değişmiş, belki düşüncelerim dahi değişmiş olabilir. Lakin Pekcan, Aysel, Sahara, Yetkin hiçbirinin yeri bende değişmedi. Onların yanında dün neysem bugünde aynı kişiyim. Ya da şöyle söyleyeyim, tek değişmeyen Ankara’nın ayazı… Heyecanım, sabırsızlığım, umudum duruyor.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
üçüncü kitabımızda iki genç yazarımız kendi kitabını yayınladı ve genç yazarlarımızın sayısının artacağını biliyoruz.
***
Genç yazarlarla bir yıl önce çıktığımız yolculuğumuzda:
“Gençler; umut demek, umut varsa gelecek var demek...
Ben onlara inandım, sizler de inanın demeyeceğim.
Var olmanızı veya yok olmanızı sizlere bırakıyorum.
Biz var olmayı seçtik, sadece bilmenizi istedim.”
Sözlerimle çıktığım/çıktığımız yolda: “Ormanın derinliklerinde güneş görmeyen bir ağaç olabilirim. Sesim dağlarda yankılanamayacak kadar az olabilir.
Belki ufak bir kıvılcım büyüyecek, yakacak, beni yok edecek. Olsun ben tohumlarımı rüzgâra savurdum. Bir gün, en azından bir tohumum toprakla buluşacak bunu biliyorum. Filizlenecek, köklenecek ve büyüyecek. Belki kimse beni bilmeyecek, olsun, önemli değil. Güneş beni görmediği, dağlar sesimi duymadığı için utanacak ya... Bu bana yeter.” demiştim. Ve başardığımızı hissetmeye başladım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ümit Dağcı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1982
Ümit Dağcı, lise yıllarından itibaren yazmaya gönül vermiş ama uzun zaman yazılarını gizli tutmuş bir yazardır.Yazıları gün yüzüne çıkmaya başlayınca tüm hayatı tam anlamıyla değiş­miş­tir. Uzun yıllar sürdürdüğü ticari yaşamı sona ermiş, kendini tamamıyla kitaplarına ve sanata adamıştır. Yazar sadece bir türe bağlı kalmayıp birçok türde eserler ortaya çı­kart­mıştır. Tiyatro oyunları; fan­tastik, psikolojik, aşk, macera romanları ve mektup; başlıca eserleri arasında sayılır. İki ti­yat­ro oyunu farklı yıllarda sahnelenmiş ve büyük beğeni toplamıştır. Yazdığı oyunlarının bi­rin­de başrolü üstlenerek yazar unvanının yanına oyunculuk unvanını da eklemiştir. Yazar ki­tapları ile büyük bir okur kitlesine ulaşmayı ve bu okur kitlesinin hayat hikâyelerine doku­na­rak onlara yol göstermeyi hedefle­mek­te­dir. Bu nedenle Ümit için daha yazacak çok hikâye, gidecek çok yol, ulaşılacak çok yürek vardır…

(Bunun yanı sıra farklı yazarlarla çalışarak Ektelesi serinin iki farklı parçasını oluşturan iki kitabı da yayımlanmıştır.)

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 61 okur okudu.
  • 22 okur okuyacak.