Bilimkurgu, distopya ve teknolojik gerilim türlerinde eserler üreten Vural Aksankur, hikâyelerini matematiksel mantık, bilimsel gerçeklik ve olası gelecek senaryoları üzerine kurmaktadır. Bir matematikçi olarak, kurmacasında fantastik varsayımlardan ziyade rasyonel ve bilim temelli bir dünya inşasını benimsemektedir.
Bilimkurgu dergilerinde yayımlanan öykülerinin ardından geliştirdiği Nanomorf evreni, beş ciltlik küresel bir gerilim serisi olarak tasarlanmıştır. Antik bir mikroorganizmanın insan biyolojisini dönüştürmesiyle başlayan bu distopik anlatı; evrim, toplum, güç dengeleri ve insan doğası üzerine karanlık bir gelecek tasviri sunmaktadır.
Aksankur'un anlatısında New York'tan İstanbul'a, Rusya'dan Mumbai'ye uzanan çok katmanlı bir dünya içinde, psikolojik derinliği yüksek karakterler ön plana çıkar. Yazar, kendi ifadesiyle "cepleri kırık cam parçalarıyla dolu" karakterlerin zihinsel çatışmaları üzerinden, "İnsan olmak nedir?" sorusunu merkeze almaktadır.
Hard sci-fi geleneğini çağdaş, sinematik ve çok boyutlu bir anlatıyla birleştiren Aksankur, bilimsel gerçekçilik ile insan psikolojisini aynı eksende buluşturmayı amaçlamaktadır.