Yağmur Coşkun

Yağmur Coşkun

Çevirmen
8.4/10
5 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
9
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
tarihte bazı eserler var. bunlar o kadar etki yaratıyor ki, yazarın kendisinden daha çok tanınıyorlar. cervantes'in don kişot romanı gibi, makyavel'in prens'i de böyle eserlere örnek verilebilir.

bir çoğumuz daha makyavel'in ismini, ne zaman, ne şartlarda yaşadığını bilmeden, kitabında "iktidara giden yolda her şey mübahtır" dediğini biliriz.

tabii kitapta direkt bu şekilde dememekle beraber, kullandığı bazı -->yardımcı<-- argümanlar eleştiri konusu olmuş. hatta voltaire gibi büyük isimler tarafından eleştirilmiş.

buna rağmen, kitapta değişmeyen bir olgu var. o da, temel argümanlarının çağının ilerisinde olduğu. savunduğu ana konunun ilerici olması. şu şekilde:

1incisi bağımsızlık, birlik olarak adlandırılabilir. işgalci, emperyal krallık ordularına karşı ezilen italyan halkının birliğinin savunulması.
2incisi, laiklik. devlet'in,dini dogmatik düşüncelere göre değil, gerçekçi yöntemlere göre idare edilmesi.

hatta ilber ortaylı gibi vurgu yapayım. BUNLAR ÇOK ÖNEMLİ.

///

makyavel'in yaşadığı dönemde italyan halkı 1494-1559 yılları arasında, tam 65 yıl boyunca bir hiç uğruna savaştırılmış. fransa, ispanya, kutsal roma cermen imparatorluğu (almanya) tarafından sürekli ve defalarca işgal edilmiş. yerel halk, politik pazarlıklar sonucu bu prensten öbürüne, deyim yerindeyse bayırdaki koyun sürüleriyle beraber birer mal gibi devredilmiş. kaybedilen her savaşta italyan kadınları ve çocukları tecavüze uğrayıp öldürülmüş, kentler yağmalanmış.
https://www.wikiwand.com/..._Sava%C5%9Flar%C4%B1

sadece işgalci krallıklar değil, kendi aralarında da kedi-köpek gibi savaşmışlar. ben yabancı bir kaynaktan detaylı belgeselini izledim, bir süre sonra kim kime dalıyor, sebep ne, kim kimle ittifak yapıp arkadan vuruyor, takip edemiyorsunuz. venedik cumhuriyeti deniz ticaretinde malı götürüyor. papalık kurumunun yönettiği prenslikte yozlaşma var, venedikle sürekli savaş halindeler. milan, genova'da kukla prensler oturtulmuş ve fransa-ispanya tarafından inek gibi sağılıyor. nepal krallığı işgal altında.

bunlar aslında aynı dili konuşan, aynı kültürü yaşayan, aynı coğrafyanın insanları. fakat bugün çeşitli siyasi oyunlar yüzünden birbirine düşürülüyorlar. ve düşürenler arasında bizzat Papa'nın kendisi de var! mesela Papa, ispanya imparatorluğu ile gizli anlaşma yapabiliyor ve işgal orduları Papa Prensliği üzerinden transit geçmesine müsaade ediyor ve akabinde insanlık dramı yaşanıyor.

o dönemde italya'nın haritası için linke bakabilirsiniz. ne kadar parçalı bir yapıda olduğunu görün.
https://upload.wikimedia.org/...px-Italy_1494_AD.png

makyavel tabii bu parçalanmışlığı ve yozlaşmayı, gayet rasyonel bir siyaset adamı olarak tespit ediyor. çözüm olarak da italya'nın birliğini savunuyor. uygun hükümdar profili olarak da Lorenzo de Medici'yi görüyor. kitabı ona ithafen yazıyor.

aslında konunun özeti bu, diğerleri yan argümanlar. sözlerine bu şekilde veda etmesinin sebebi bu:

--> italya onca uzun bekleyişin ardından nihayet kurtarıcısının ortaya çıktığını görüyor! barbarların egemenliği herkesi bıktırmıştır. o halde namlı sülaleniz bu yükü cesaretle ve başarı umuduyla alsın üzerine ki, Petrarca'nın şu söyledikleri gerçekleşsin:

erdem zulmü karşı
silahlanacak ve kısa bir savaş olacak
çünkü eski yiğitlik
ölmemiştir henüz italyanların yüreğinde
Petrarca, Canzone XVI. <--

Petrarca italyan rönesansının güzide şairlerinden biri. ünlü italyan düşünürü Gramsci de makyaveli tarihe erken gelmiş bir kişilik olarak görüyor. bana göreyse içine devrimci kaçmış.

bazı sert ifadeler olsa da, Makyavel'in devletinde ne despotluk var nede işgalcilik. italya prensliklerinin parçalanmış halini gördüğü için çözüm olarak yerel soyluların gücünün azaltılmasını ve halkın otoritesi ile dengelenmesini öneriyor. hatta şu da söylenebilir. dönemin yükselen ve korkulan gücü osmanoğulları imparatorluğudur. osmanlı siyasi ve askeri teşkilatlanması çok iyi fakat özel girişimciliği eksik bir imparatorluktur. Makyavel'in devletinde ise bu eksikliğin harmanlandığını akılcı bir devlet teorisi görüyoruz. dönemin şartlarına göre...

italyanın 16yyda durumuna bakıldığında, Makyavel'in bu önerileri aslında çok akılcı yenilikler. ortaçağ karanlığında beyni hurafelerle doldurulmuş "ayaktakımı" halkın bu yeniliğe direnç gösterebileceğini, Kilise'nin galeyanına gelebileceğini, bu yüzden bir defaya mahsus kuvvet kullanılması gerekebileceğini söylüyor. fakat her halükarda (65 yıl süren italya savaşları ile karşılaştırırsanız) sürekli olarak savaş ve kaos içinde olmaktan iyidir diyor. doğru da söylüyor. bugün yaşadığımız modern dünya, fransadaki baldırı çıplak devriminin ürünü olduğunu söyleyebiliriz. acaba orada hiç mi fiske vurulmadı, yeniliğe direnmekte ısrar edenlere karşı?

parlamenter sistemden ve kanunlardan yana. özel girişimciliğe, mesleki gelişime önem veriyor.

bunlar 1500 yılı italyası için ilerici ilkeler. bizim bugün "her yol mübah" olarak değerlendirdiğimiz fikirlerin ise o dönem italyasında haklı gerekçeleri var. bunlar ancak aradan geçen 500 yıla rağmen, bugün olduğu gibi uygulanmaya kalkışılırsa, evet o zaman pragmatizm eleştirisi yapabiliriz.

onun dışında (ingiliz ütopyacılığının değil ama) italyan rönesansının ayakları yere basan güzide siyasetçilerinden biri olarak tarihte yeri hep olacaktır Signor Machiavelli'nin.

///

o zaman makyavel'in sözleriyle bitirelim:

işte burada güneş gibi parlıyor adalet
zira savaş,
zorunlu olduğunda hep haklı bir savaştır
ve silah
eğer ezilenlerin biricik umuduysa
kutsaldır.