Yasemin Tokatlı

Yasemin Tokatlı

YazarÇevirmen
8.4/10
145 Kişi
·
372
Okunma
·
0
Beğeni
·
421
Gösterim
Adı:
Yasemin Tokatlı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
464 syf.
·10 günde·Beğendi
Sümer tabletleri, Eski Ahit, Tevrat ve İncil araştırmalarından yola çıkarak, sağlam mantık örgüleri kuran, çok değerli bilgiler kazandıran, insanoğlunun yaradılışını, dünyaya ne amaçla geldiğini öğrenmek isteyenlerin, farklı gerçekleri öğrenmeye kendini hazır hissedenlerin okuması gerekli bir kitap.
464 syf.
·Beğendi·9/10 puan
NASA’nın içinde olduğu kitaplara nasıl yaklaşırsınız? Gerek polisiye, gerek macera, gerek kurgu gerekse bilim kitaplarını göz önüne aldığınızda. Ben hep merak ederim. Bu kitabın hazırlanmasında katkıları olduğunu görünce de tamamdır dedim, bu kitap olur. Üstelik MÜSLÜMANLARIN haz etmeyeceği bir esermiş hani, nasıl bir sınıflandırma bu bilmiyorum. Her din bilimle birliktedir, buna karşı çıkanlar genellikle koltuğundan olma korkusu yaşayan din adamları ve bilim adamlarıdır. Anlayacağınız merakımdan dayanamayarak adım attım bu kitaba diyebilirim. Neler olacağını görmek istedim.

Şöyle içeriğe de hep birlikte bir göz atalım istiyorum:

https://eksiup.com/p/zw2701178pzk

Ben şu DİN’i her zaman kendine alet edenlere de Zecheria Sitchin’in Şubat 1977’de verdiği bir yazısıyla cevap vermek istiyorum: “Bu kitap, güneş sistemimizde yalnız olmadığımızı önermektedir ve evrensel bir Tanrı’ya imanı azaltmaktan ziyade çok daha fazla arttırmaktadır. Zira, eğer Dünya üzerindeki insanı Nefilim’ler yarattı ise, onlar sadece çok daha engin bir Ana Plana uygun iş görmekteydiler” demektir.

Tabii göze çarpan birçok soru var ki bunların çoğu günümüz için de geçerliliğini koruyor kanımca. Dünya’ya başka bir yerden mi getirildik yoksa; Eski Ahit ve diğer kaynakların iddia ettiği gibi Tanrı tarafından mı yaratıldık? Kültürde sürekli oluşan genel bir fakirleşme mi var? Özellikle son soru çok cezbetti beni. Hem geçmiş dönemde bir anda kültür ve insanlar yok olurken aniden ortaya çıkan yeni ve GELİŞMİŞ kültürler hem de günümüz insanlarımızla geldiğimiz seviyeyle özlem çekilen 80’li yılların arasındaki farkı düşünmeden edemiyorum.

Burada dikkat çeken bir husus da Zu. AN Zu mu yoksa Nanna Zu mu bilmiyoruz. Ancak onun dikkat çeken yanı, Sümer metinlerinde onun uçan bir makinaya, GÖK SANDALI dedikleri bir cisme sahiptir. Eğer ki bu bir kuş olsa bu belirtilirdi diye düşünüyorum. Demek ki dış dünya ile bir temas oldu zamanında. Zaten ben evrende yalnız olduğunu düşünenlerden değilim. Hatta uçuk yapım, MERİH de dostlarımızın olduğunu bile söylüyor.

Bu duyguya çok kapılıyorum. Akkad ve asıl önemlisi Sümer metinlerinde Tanrıların istediklerinde Dünya’dan yükselebilmekte olduklarını, göklere çıkıp gidip geldiklerini anlatırlar. Tabii ben bunları Tanrı değil de Uzaylı gözüyle görüyorum çünkü elinde sadece ok ve kalkan teknolojisine sahip birine uçan bir cisimle geldiğinde sana tapınması normal. 1970’lere kadar Afrika’da Beyaz gören Siyahların hemen tapındığı bilgisine sahipken; 3000 yıl evvel böyle bir teknoloji karşısında, karşısındakini Tanrısı zanneden bir halk da bana abartı gelmiyor. Sizinle o dönemden kalan birkaç resmi de paylaşmak isterim. Pardon heykeli:

https://eksiup.com/p/7a271200jme4

https://eksiup.com/p/gp271258t879

Çok merak ettiğim bir konu daha var. Kitabın adını biliyoruz. Oradan yola çıkarak Ay ve Güneş’i de sayarsak diğer gezegenlerle birlikte 11 yapar, gene 12 gezegen çıkmıyor. Son gezegenlerin Uranüs-1781, Neptün-1846, Plüton-1930 bulunduğunu düşününce geçmişte neye göre 12 gezegen bulunup belirleniyor, insan merak etmeden duramıyor haliyle.

Kitabın dili biraz fazla ağır, onu da belirtmem gerek. Tabi bu okunmasına engel değil. Özellikle TARİH okuyan kardeşlerimin kesinlikle okuması gereken bir eser çünkü bildiğim kadarıyla Tarih bölümünün ilk 2 sınıfından birinde mutlaka SÜMERLER işleniyor. Tabii kitaplarda öğretilenden daha farklı bilgiler de mevcut ama kaynak açısından iyi bir eser. Bu konuda gelen kardeşlerime de seve seve yardımcı olurum. Onun dışında fazla söze gerek yok. Zaten yeterince baş ağrısı yapmışımdır diye düşünüyorum. Şimdilik mutlu akşamlar, şimdiden iyi Pazarlar ve keyifli okumalar dilerim. Esen kalın..
%37 (168/460)
·Beğendi·10/10 puan
İslam aleminin asla kabul etmeyeceği, dini öğretileri yerle bir eden Sümer Tabletlerini konu alan sürükleyici bir kitap. Kitapta tevrat, İncil ve Sümer Tabletleri kıyaslaması sık sık yer almaktadır. Nonteist olan herkesin Sümer Tabletlerini okumasını ve araştırmasını tavsiye ederim.
Bu kitabı okumaya başlama nedenim , youtube ve diğer yerli/yabancı sosyal mecralarda nibiru ve anunnakiler hakkında sık sık içeriklere ve tartışmalara denk gelmem.
Genelde bu inanışı savunan insanların neredeyse hepsi Zecharia Sitchin'i referans almalarından dolayı bütün ön yargılarımı arkada bırakarak açık bir zihin ile bu kitabı okumaya başladım ancak sonunu getiremedim.

Kitap fantazya olarak bakıldığında ilgi çekici güzel bir kurgu olarak kabul edilebilir. Ancak sorun şu ki ; Zecharia Sitchin bu kitabındaki bilgileri , sümer tabletlerinden çevirdiğini ve bu bilgilerin yazılı tarih olduğunu öne sürüyor. Bunu yaparken de "sözde" çevirilerinden özenle kelimeleri alıp kendi zihninde oluşturduğu fantastik bir dünyaya uyarlayıp , okuyucuya bunların sümer tabletlerinde yazdığını söylüyor.

Zecharia Sitchin ,

"Mahmut ile Veli yakar top oynuyor" cümlesindeki 'yakar top' u alıp , 'güneşten koparılmış muazzam bir parça' olarak çevirmiş , bu çeviriden dolayıda böyle bir muazzam güce sahip olan Mahmut ve Veliyi Tanrı olarak düşünüp ,
"Mahmut ve Veli Güneşten bir parça aldılar ve ellerindeki muazzam güç ile insanlığa Füzyon teknolojisini öğrettiler"
tarzında çeviriler yapıp kitap yazmış.
Benim gözümde bu suçtur ve görünene göre bir çok bilimsel camiada da Zecharia Sitchin suçlu ve dolandırıcı olarak görülmüş.

Zecharia Sitchin 1920 doğumlu ve 1950 yılına kadar muhabirlik yapmış ve sonrasında nakliye şirketinde yöneticilik yapmış birisi. Gördüğü ve kanıtlanmış tek eğitimi Ekonomi üzerine. O yıllarda normal bir dil öğrenmek bile oldukça zor iken , eğitimi olmadan antik sümerce , akadca öğrenmesi ve bu dilde uzmanlaşması açıkçası imkansız. Hatırlatmak isterim ki o dönemlerde ne internet var ne de "Sümerce yaz kurslarımız başlamıştır" tarzı imkanlar. Sitchin'in en büyük avantajı o yıllarda sümer tabletleri ,şu dönemdeki gibi sanal ortama aktarılamadığından bu metinlere olan erişim imkanı ve bunlar üzerinde çalışan uzman sayısı oldukça azdı. Sitchin bu bilgi boşluğundan yararlanarak kendi "sözde" çevirileriyle oluşturduğu kurgusal kitaplarını çıkararak ciddi bir kazanç elde etmiştir.
460 sayfalık bir kitabın sadece 118 sayfasını okuyup da inceleme yapmak ne derece doğru bilemiyorum ama yeni okuyacaklara neden ikinci defa okumayı bıraktığımı anlatmak ve kitap hakkında genel bir fikir vermek istedim.
Kitabın 13. Baskısı uzun zamandır kütüphanemde duruyordu .
Tekrar kitabı okumak için elime adığımda ayıraçın 55. sayfada olduğunu gördüm, konuyu kavramak için en başından başladım. Bir elli sayfa daha okuduktan sonra tekrar kitabı kütüphaneme kaldırıyorum.

Çok iddialı bir kitap olduğunu söylemeliyim.

Hani arada sırada gazetelerde veya internette çok eski tarihi kalıntıların üzerindeki kabartmalarda, astronot başlığı giymiş adamlar görürüz ve “hadi canım!” deyip geçeriz.
Konu tamamen bunun üzerine kurulu.
Kitapta, yukarıda bahsettiğim gibi, bol bol resimler göreceksiniz .

Yazar uzun uzun hem Hint ahem de Grek mitolojisinden bahsediyor ( açıkçası bu bölümü okurken çok sıkıldım) Ve her iki taraftaki tanrıların ve ilişkilerinin aynı olmasının bir tesadüf olmayacağını söylüyor.
Ve size neden olmasın? dedirtmeye çalışıyor.

Kitabın konusunu anlamanız için bazı alıntılar yaptım ve burada paylaşıyorum.

Artık astronotlar Ay’a indiklerine göre, geçmişte başka bir uygarlığın astronotlarının dünya gezegenine inmiş olabileceğine inanamak hiç de imkansız değildir.

Darwin’in teorisinden gidecek olursak; ( tesadüfe bakın ki, şu sırada Türlerin Kökeni'ni okuyorum..)

Eğer her şey normal gitseydi bizlerin ; Amazon ormanlarındaki veya Yeni Gine’nin ulaşılamayan kısımlarındaki ilkel kabilelerden daha uygar olmamız için hiçbir bariz sebep yoktur.

900.000 yıl sonra ,ilk insan ortaya çıktı, kalıntıların ilk kez bulunduğu sit alanının adı olan Neanderthal ile adlandırıldı.

Derken aniden ve açıklanamaz biçimde ,35.000 yıl kadar önce, yeni bir insan ırkı ,yani Homo Sapiens ( düşünen insan ) sanki yoktan var oldu ve Neanderthal insanı dünya yüzünden siliniverdi.

Kadim milletlerin yaratılış efsanelerinede göklerden gelenlerden, göklerde verilen hükümdarlıklardan sık sık söz edilir. Bunlara sembolik demiş, halk üstünde otorite kurmak için uydurulmuş deyip geçmişiz.

Nefilimler ,Dünya üzerinde kendi suretlerinde varlıklar yaratmak için klonlamayı nasıl kullandılar?

Bu “Tanrılar” 13.000 yıl önce insanoğlunu yok etmeyi niye istediler.

Gezegen ,her 36 yılda bir Dünya’nın yakınlarına geldiğinde neler oluyor.
464 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
12.Gezegen'de Sitchin Sümerlerin tarihini masalsı bir kurgu ile anlatıyor. Serinin ilk kitabı olarak bayağı bir bilgi yüklemesi yapıyor. Ancak hikaye daha çok yazarın Eski Ahit ile Sümer ve Asur tabletlerini kıyaslaması ve kopuk noktaları tamamlaması neticesinde ortaya çıkıyor. Sümer medeniyetinin nasıl bir anda ortaya çıktığına ve bu medeniyetin gelişmişlik derecesine vurgu yapan yazar, buna sebep olarak ise dünya dışı varlıklara ilişkin hipotezini ortaya atıyor. Yazarın çıkarımları her ne kadar olağan dışı gelse de aslında tutarlı birtakım fikirler olduğu yadsınamaz. İnsanlık tarihine, kadim medeniyetlere meraklıysanız okumanızı tavsiye ederim. Kitap 10 kitaplık Dünya Tarihçesi serisinin ilk kitabıdır. Fakat konuya eleştirel yaklaşmak açısından Samuel Noah Kramer ve Muazzez Çığ'ın kitaplarını da okumak gerektiğini düşünmekteyim.
464 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sümerler toplumunu bu kadar ayrıntılı ve güzel anlatmak çok ciddi bir emeğin ürünü. Tablet çevirileri ve ciddi bir araştırma sonucunda ortaya konumuş olası bir iddia..
138 milyar yıllık evrenin geçmişinde 7 buçuk milyar yıllık dünya tarihinin çok kısa bir zaman dilimi olan 450 milyon yıllık bir süreciniN son 11 bin yılını anlatıyor. Bence fazlasıyla olası iddialar var. Yalanlanmadığı sürece dinlerin ve insanın varoluşunun, medenyetİn ortaya nasıl çaktığına dair sağlam temelli net açıklamaları var.
Bunu okuyup güzel uydurmuş diyenlere özellikle belirtmek isterim ki dünya da 14 sümerologtan hiçbiri bu adamı yalanlamamış.
Gökten kitap indiğine inanıpta genetik mühendisliğe inananmamakta ayrı bir kafa tabi. Kitap Tanrı’yı reddetmiyor aksine din ve bilimi birleştiriyor. Belki de bizim uzun yıllar sonra ulaşabileceğimiz bir toplumdan bahsediyor. Kafanızı çok sağlam karışıtırabilir. SORGULAYACAK OLGUNLUKTA DEĞİLSENİZ OKUMAYIN. ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM
464 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitabı okumadan önce Ari kitabını okumuştum. Orda dipnotlarda sürekli 12. Gezegen kitabından alıntılar vardı. Okumak lazımdı. Kitap dünyanın ve insanların oluşumunu farklı bir şekilde dile getiriyor ama kanıtlara dayandırılarak. 12. Gezegende yaşayan nefilim ya da Anunnakiler olarak isimlendirilen insanların -kitapta ve tabletlerde tanrı olarak görülmüşlerdir- dünyadan yararlanmak için insanların evrimi hızlandırarak oluşturmalarını ve süreçleri anlatıyor. Okudukça insan o tabletleri merak ediyor. Gerçekten de Sümerlerden önce gelişmiş bir topluluk da yok. Her şey olası görünüyor. Uzaylıların olmaması zaten anormal olurdu. Kitap bitince 12. Gezegene ne olduğu ya da Anunnakilere ne olduğuna dair bir şeyler bekledim merakla. Belki bu durumu açıklayan tabletler vardır diye. Ama ordan sonrası yok. Kitabın sonunda da aynı şeyleri sorarak bırakmış zaten yazar. Bence herkesin okuması gereken bir kitap. Geçmişe ışık tutuyor. Kitabı yalanlayanlar da gökten inen kitaplara inanırlar ama kanıtlarla sunulan şeylere inanmazlar zaten. Kitabı okuduktan sonra bu konu öyle sarıyor ki merak içinde araştırmaya girişiyor insan. Başka kitaplarla devam edeceğim.
360 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sitchin, her kitabında biraz daha ikna ediyor beni. 12. Gezegen’de okuduklarım kafamda bir acabalar, neden olmasınlar serisi oluşturmuştu. Bu kitap o acabaların mantığa ne kadar yatkın olduklarını gösterdi. Yazar, önermelerinin doğruluğunu iddia etmek amacıyla bolca kanıt gösteriyor, ki bu da bazen kitabın dilini -bilimsel terim yoğunluğu dolayısıyla- yorucu hale getirebiliyor, ancak önermeleri çok daha inandırıcı kıldığı da bir gerçek. Kadim bilgiler ile Tekvin’deki, Kitabı Mukaddes’teki birçok kesişim din adamlarınca havada kalan açıklamaların bu şekilde yorumlanınca aslında akla yatkın şeyler olduğunu, biraz daha keskin bir dille ifade edersek, esasında bilimsel birçok şeyin din yorumlarıyla içinin boşaltılıp inandırıcılığını kaybettiğini gösteriyor. Yani konuyu akla, bilimsel verilere ve tarihin bize bıraktıklarına dayandırdığımız zaman aslında her şey yerli yerinde hissi uyanıyor.
Şu ahir ömrümde Planet X’in varlığının açıklanması gibi bir duruma tanıklık edersem, oturur Anunnakileri beklerim artık. Biz 90 nesli olarak tarihe fazlaca tanıklık ettik, bunu da hak ediyoruz bence.
419 syf.
Sümer'den başlayarak Musa'ya kadar olan dinler tarihini derleyip toparlamasını başarılı bulduğum bir kitap oldu.
Fakat yazarın sonuç çıkarmalarında çeşitli tutarsızlıklar mevcut. Buna rağmen eldeki verileri kitabın sonunda mantıklı bir neticeye ulaştırabildiğini söyleyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yasemin Tokatlı

Yazar istatistikleri

  • 372 okur okudu.
  • 24 okur okuyor.
  • 481 okur okuyacak.
  • 16 okur yarım bıraktı.