Yavuz Selim Erdoğan

Yavuz Selim Erdoğan

YazarÇevirmenEditör
7.9/10
115 Kişi
·
249
Okunma
·
0
Beğeni
·
98
Gösterim
Adı:
Yavuz Selim Erdoğan
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
472 syf.
·10/10
Markette kitap görünce dayanamayıp aldım. İtiraf edeyim ki kitabın başından değilde önce doğduğum seneden okumaya başladım.
Kronolojik sekilde yakın tarihimize ışık tutan bir kitap. Kalın olduğu halde bir günde bitirdim. Yaşanmış ve unutulmaya yüz tutmuş binlerce Türkiye gerçeğini tekrar hatırlamış oldum. 2014e kadar tüm olayları detaylariyla yazmışlar
136 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Zweig bir nefestir, hem tek nefeste okur hem dinlenirsin. Üç kitapta bir araya Zweig eseri sokuyorum, soluklanıyorum. Mürebbiye de güzel bir nefes oldu. Dört öyküden oluşan eserinde en sevdiğim; kitaba adını veren Mürebbiye öyküsü oldu. Kısacık öyküde orta çağ Avrupa’sında bir kadın olmak mı dersin, çocukların masumiyetlerini nasıl ebeveynleri yüzünden kaybettikleri mi dersin, sonradan görmeliğin insani değerleri nasıl kaybettirdiği mi dersin ne ararsan var. Keşke daha mı uzun olsaymış dedirtti ancak bu birazda bizim toplumumuzun alıştırdığı sonlardan kaynaklanıyor olabilir. Bu haliyle de güzel tabii sonunu ben yine kendim devam ettirdim. Stefan Zweig’in bende oluşturduğu son canlandırma, hikayeyi kendin devam ettirme durumunu da ayrı seviyorum.
Keyifli okumalar...
60 syf.
·1 günde·6/10
Kalabalıklar içinde yalnız kalmak, boşa geçirildiğini düşünülen bir ömrün acı veren muhasebesi...
Dilek Turan'ı çevirdiği Anonim Yayınları tarafından basılan bu öykü, düşüncelerin duyguları nasıl bir hale getirdiğini anlatmış. Akıcı bir öykü yine. Bu öykünün uzun versiyonu - belki biraz daha uzun diyelim - Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna eseri olabilir diye düşündüm açıkcası.
Sıkılmadan okunabilen bir eser...
60 syf.
·1 günde·10/10
Kitap, okurken akıllarımıza kesinlikle gelecek bir sorunun yanıtı niteliğinde aslında. "En son ne zaman kendimiz için bir şey yaptık?" Bu sorunun genel cevabı hiçbir zaman ya da çok uzun zaman önce oluyor. Kitaptaki karakterimiz yaşlı adam senelerini eşinin ve kızının refahı için adamış durumda. Tatile çıktıkları bir dönemde yaşadığı ani sancı ve ardından gelen ailesinin onsuz neler yaptıklarını öğrenmesi ile değişen yaşantısını konu almış. Okunmasını tavsiye ediyorum.
60 syf.
·Puan vermedi
Varını yoğunu kızı Erna ve eşine adayan Salomonsohn’un kalben çöküşününe şahit olacaksınız bu kitapta. Çalıştığı süre zarfında ailesi ile olan bağlarını gözden geçirmeye vakit bulamamış, onlara ne isterlerse almakla her şeyin hallolacağını düşünmüş olan Salomonsohn, günün birinde aslında hiçbir şeyin olmadığının farkına varmış. Hayatın gerçeği ile karşı karşıya kalmanın verdiği dayanılmaz acıyla ölüp gitmiştir.

Salomonsohn’un kızı Erna’ya olan bağlığı, Erna’nın yetişkin bir birey olduğunu kabul edememesi ve onun bir erkekle ilişkisini öğrenmesi Salomonsohn için ciddi bir yıkım olmuş bu durumu kendine yedirememiş kızı ile de paylaşmamıştır.

Kitabı okurken olduğunuzdan bambaşka duygulara sürükleneceksiniz. Zweig'in her kitabı olduğu gibi bu kitabı da baştan çıkarıcı. Muhakkak okunmalı.
472 syf.
·Puan vermedi
623 yıl,50 kadar ülkeye sahip olan yüce bir imparatorluğun bitişiyle küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti'nin kronolojik panoraması var kitapta.Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu zamandan bugüne yaşanan olayları,siyasi,sanatsal,sosyal,felsefi ve dini olarak değerlendirilmiş.Tarafsız yazılmış.Kitabı alırken tereddütlerim arasındaydı.Buna sevindim.TBMM'de alınan kararlar,yapılan devrimler,yapılan açıklamalar,gündem sunulmuş.Tarihseverlere tavsiyemdir.Okunası.
92 syf.
·6/10
Merhabalar.
Kitabımız, Stefan Zweig'tan Ay Işığı Sokağı.
Ay Işığı Sokağı, Leman Gölü Olayı, Leporella adlı 3 öyküden oluşan kitabımız 90 sayfa olmasından dolayı kısa sürede bitiriliyor. Genel özellikler hatta ayrıntılar konusunda da Zweig kitaplarından pek de ayrılacak bir yönü bulunmayan kitabı, eğer benim gibi çok sayıda Zweig eseri okuduysanız beğenmeme olasılığınız çok yüksek. Çünkü yazarımız her öykü kitabında birbirini ekseri tekrar ediyor. Bu nedenle kitabı okurken sıkılıyorsunuz ve bu defa kitabın kısa olması da sizi sıkılmaktan kurtaramıyor.
Kısaca öykülerin konularından bahsedeyim. İlk öykümüz olan Ay Işığı Sokağı, pinti bir adamı konu alıyor. Kahramanımızın bu cimri karakterinden dolayı evliliği de huzurla ilerlemiyor ve sonunda bitiyor. Fakir olan eşi ise boşanmanın ardından türlü sıkıntılara maruz kalıyor fakat cimri kocası, karısı evi terk ettiğinden beri aslında ona ne kadar da ihtiyacı olduğunu anlıyor ve karısının geri dönmesi amacıyla peşine takılıyor. Ortak bir kadere sahip olan bu karı koca'nın hayatı yine ortak bir noktada birleşebilecek mi hep birlikte bunu okuyoruz.
İkinci öykü ise Leman Gölü olayı. Bu defa olay Fransa'nın küçük bir kasabasında geçiyor. Bir gün kasabada yaşayan bir balıkçı kıyıda çıplak bir adama rastlar. Ve kısa bir süre sonra tüm yerli halk bu çıplak adamın etrafını sarar. Çıplaklığından ötürü onu yargılayıp yuhalayan halk, adamı adeta taciz eder. Konuşulanları da anlamayan adam, olan biteni şaşkın bir şekilde karşılar. Bir süre sonra kasabalılar, çıplak adamın dilini bilen birini bulup getirirler ve onun hakkında bilgi almaya çalışırlar. Çıplak adam bir savaş mağdurudur. Rusya'dan bilmediği bu topraklara savaşmaya gelmiştir. Fakat bir fırsatını bulup kaçmayı başarmıştır ve çıplak adamın amacı Rusya'ya geri dönebilmektir. Bakalım savaşın nedeni hakkında fikri olmayan kendi toprağından zorla savaşmaya getirilmiş bu adam Rusya'ya geri dönebilecek mi? Bu öykü kitapta en beğendiğim öykü. İçerisinde kayda değer noktalar barındırıyor.
Gelelim son öykümüze, bu defa kahramanımız, Crescenz adında bir kadın. Fakat yazarın tabiri ile bu kadın, kadınlık özellikleri bulunmayan adeta ''sıska bir dağ atıdır.'' Sadece çalışan ve başka hiçbir aktivitede bulunmayan bu kadının hayatta en çok istediği şey para biriktirip yaşlanınca gidebileceği bir bakımevi bulmak. Başka da hiçbir arzusu bulunmayan kahramanımız bu nedenle paraya adeta aşıktır. Ve bundan dolayı da yaşadığı köye gelip ona yanında çalışması karşılığında daha çok ücret verecek olan kadının teklifine hayır demez ve bilinmeze doğru yola koyulur. Bakalım bu bilinmez kadının hangi karanlık yönlerini ortaya çıkaracaktır.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Benim puanım 6/10.
60 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Herkese merhabalar. Bir Kalbin Çöküşü okuduğum Stefan Zweig kitaplarından beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Bir kalbin,bir insanın yavaş yavaş çökmesini eriyip bitmesini görebiliyorsunuz. Kitap bir adamın ,çoğu olayın aksine, iki kadın tarafından ihanete uğramasını anlatıyor: eşi ve kızı.
Okunmasını tavsiye ederim değişik bir kurgusu var, Stefan Zweig’ın betimlemeleri yine çok başarılı ve soyut kavramları bile somutlaştırabiliyor.
Seren GÜL
Seren GÜL Sherlock Holmes - Ölüm Vadisi'yi inceledi.
@srn1905jo·05 Eyl 2017·Kitabı okumadı
Sürükleyici bir kitap. Olayları çözmek Sherlock'un gözünden bakınca daha da kolay oluyor Her bölümde olayların çözümünü tahmin etmeye çalışırken zamanın akışını unutuyorsunuz. Tavsiye edilir
136 syf.
·8/10
Merhabalar.
Kitabımız Stefan Zweıg'tan Yakıcı Sır.
Bir sırrın küçük bir çocuk üzerindeki etkisini tüm evreleriyle gözlerimizin önüne seren eser, konusu itibarı ile çok ilginç olmasa da anlatım tarzı ve ana karakterimiz Edgar'ın bu sır ile birlikte nasıl çocukluktan çıkıp ergen bir bireye dönüşütüğünü tüm aşamalarıyla anlatması ile bizlerin dikkatini üzerine toplamayı başarır.
Edgar sahip olduğu hastalıklı bünyesi dolayısıyla yalnız büyümüş bir çocuktur. Sürekli gözetim altında olan Edgar, sadece ailesinden gelen bir sevgiye aşinadır. Ve kendine bir dost arar.
Edgar, dinlenebilmesi amacıyla annesiyle birlikte bir tatile çıkar. Bu tatil esnasında konakladıkları otele zorunlu bir tatil vesilesiyle çapkın bir Baron da gelir. Tatilin sıradanlığından sıkılmakta olan Baron eğlenebilmek amacıyla bir şeyler arar. Arayış içerisindeki Baron tam bu zamanlarda küçük Edgar ve annesini görür ve aklına haince bir plan gelir. Kadını elde edip bir süre onunla zaman geçirebilmek amacıyla yakınlaşmak istemektedir. Ve bu yakınlaşmanın aracı olarak da küçük çocuğu görür. Zaten arkadaş ihtiyacında olan Edgar Baron'un ona yakın davranmasıyla birlikte adeta kendinden geçer. Edgar bir arkadaşa sahip olmuştur hem de kendinden yaşça büyük ve saygın bir arkadaşa. Bu sarhoşlukla adeta Baron'a yapışan küçük çocuk bir süre sonra Baron'un ilgisinin bir başka yöne doğru kaydığını fark eder. Oklar annesini işaret etmektedir.
Ve olaylar bizim de pek beklemediğimiz yönlere doğru evrilir.
Konusu her ne kadar bilindik olsa da bizi kendine çekmeyi başaran kitabımız, kısa sürede bitirilebilen, akıcı, yormayan bir anlatıma sahip. Zweig severlerin bir çırpıda bitirebileceği bir eser.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Benim puanım 8/10.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yavuz Selim Erdoğan

Yazar istatistikleri

  • 249 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 154 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.