Yeşim Teke

Yeşim Teke

Yazar
9.6/10
5 Kişi
·
7
Okunma
·
3
Beğeni
·
96
Gösterim
Adı:
Yeşim Teke
Unvan:
Yazar
Doğum:
Muğla, 6 Kasım 1995
"Pişt... Niye öyle bakıyorsun?"
"Michelangelo'nun Musa heykeline bakıyorum da o yüzden."
"Onun kadar gerçek olduğumu sanmam. Yoksa sen de Michelangelo gibi dizlerime mi vuracaksın?"
"Seni, ben yaratmış olsaydım eğer, vurabilirdim."
"Bilim ve din buna izin vermez ama ben veririm."
"Nasıl?"
"Beni doğur içinden..."
"Tamamen çıkmasan da olur."
"Anacığım beni; seni öpecek kadar çıkarsan yeter."
SANCILI DÜŞLER
Hoşca kal aşkım
Kasma omuzlarını
Çekme ruhunu içeriye
Özgürlüğünün tadını çıkar
Hoşca kal
Ben erik ağacına doğru ilerliyorum
En sulusunu senin için koparacağım
Bu mevsimi seviyorum
Bana senin sulu meyveleri nekadar sevdiğini hatırlatıyor
Yeşil gözlerin ve ıslak dudaklarınla erik gibisin
Dalların ile güneşimi ört
Midemi sars aşkım
Seni sevdim
Seni kara bir gölge gibi tenime karışan güneş yanıklarıyla sevdim
Tırnaklarıma nüfuz eden çamur
Yarılmaya yüz tutmuş işçi avuç içimle sevdim
Hoşca kal
Yani her zaman nasılsan
"Şuradaki peribacalarını görüyor musun? Tıpkı öpüşen iki tavşana benziyor. O tavşan kadar da mı kıramadın kabuğunu? Gidişatı hızlandırmalısın."
168 syf.
Kitabın yazarı da aramızda; https://1000kitap.com/yesimteke

Aziz’in Arkadaşı..

Yazarın bir edebiyat geçmişi olduğu tartışmasız çok belli. Gerek Instagram hesabından gerekse özelde yaptığımız sohbetler doğrultusunda resim ile ilgilendiğini de gördüm ve eminim kitabı yazarken bu onun için çok büyük bir artı olmuştur.

Yeşim’in hayal gücü gerçekten sağlam. Kelimelerle öyle bir oynuyor ki, cümlelerini gidişata göre yönlendirmektense, satırları okuyana olabildiğince hissettirmeye çalışmış. Sizlere benim için bunu başardığını söyleyebilirim. Aralara bir de şiirler serpiştirmiş, onlar da benim için farklı ve güzeldi.

Fakat söylemeden edemeyeceğim bir şey var ki bence bunun dozunu iyi ayarlamak gerekiyor. Çünkü bazen bir kelime üzerine o kadar fazla betimleme yapılması, okuyanı hem boğabiliyor hem de cümlelerin arasında kaybolmasını sağlıyor. Defalarca paragrafı okumaya baştan başladığımı hatırlıyorum.

Kitabın konusu ise çoğunluğa oldukça uzak gelecektir. Neden böyle diyorum çünkü kalıplar arasında çok fazla sıkışıyoruz. Ne kadar aydın, kitap okuyan, açık fikirli bir insan olduğumuzu düşünsek de bu kadın-kadın veya erkek-erkek ilişkilerine şahit olunduğunda çoğu kişi bağnaz fikirlere bürünüyor. Bunun önüne geçebilmek de oldukça zor görünüyor.

Yeşim ilk kitabı olmasına rağmen asla toplumdan çekinmemiş. Her insana hitap edebilecek, ticari kaygı güden bir kitap ortaya çıkartmamış. Ben gerçekten takdir ettim. İnsanlar dışardan baktığında bu kitabın bir kadının başka kadına aşık olduğu konusunu belki anlayamaz. Ama linç kültürümüz gereği daha sonrasında yazarımız çok değişik yorumlara da maruz kalmış olabilir.

Aslında ortada gerçekten çok güzel bir aşk anlatılmış. Tabi okuyan arkadaşlardan rica ediyorum yazarın ilk kitabı olduğunu unutmadan okumalıyız. Kalkıp yazar üstünden başka bir yazar veya kitap ile kıyaslamak hiç doğru olmaz. Ben de bu bir yeni yazar ve ilk kitap diyerek okumaya başladım. Eğer çok bilgili, önyargılı ve eleştirel bir kafada okumaya otursaydım kitabı bitirebilir miydim bilmiyorum.

Yeşim için bir sonraki kitabı açısından umarım bu yazdıklarım değerli oluyordur. Benim açımdan çok akıcı bir dil ile yazılmış, Türkçesi de gayet güzeldi. Noktalama işaretleri konusunda da hiç problem yaşamadım. Virgüllere boğmamış mesela beni...
Tek sıkıntı çok estetik dursun istemiş. Çok fazla imgeler, betimlemeler... Ama bunun sebebinin de o yaşadığı aşkın tamamen hissedilmesini istediği için olabilir diye düşünüyorum.


Melodi ve Mayda. Kahramanlarımız bunlar. İki kadın. Kitap Melodi ağzından yazılıyor.

Mesela iki kadının ilk göz göze geldiği andan bir alıntı paylaşmak istiyorum;

“İlk gördüğüm, açık kahverengi küçük gözleri. O kadar açık ki sanki bebeklerinden güneş doğacak ve birazdan tüm evren aynı aydınlıkta nefes alıp verecek. Avuç içine alınmayı bekleyen masum bir çenesi var. Çenesinden okşayarak yukarı çıkmak istediğim, hatta günlerce elimi oradan hiç almak istemeyeceğim yanakları, nasıl diğer tüm organlarına rağmen en güzeli olmayı başardı anlamaya çalışıyorum. Burnunun iki deliği kimsesiz çocuklar için yuva gibi kutsal. Dudakları, bir ressamın doğaçlama çizdiği en harika tablo gibi. Karşımda duran bu tabloyu izlerken bile onunla sevişebilirdim. Bana doğru uzattığı küçük eli, dokunsalar ağlayacak bir annenin yüreği kadar sıcaktı. Saliseler arasında onlarca ülkeyi gezdim gülüşünde...”

Yağmur altında ıslanan kadını bizlere tasvir etmesi;

“Islak elbisesi, saten beyaz bir çarşaf gibi gerilmişti yatak gibi duran bedenine. Göbek deliğini görebiliyordum. Hayatımda ilk defa bir göbek deliğinin içine düşmek istedim Aziz. Kafamı bir soksam, gerisi kolaydı sanki. Süzüle süzüle, sanki bir balıkmışım gibi içeriye doğru yüzerdim. Acaba göbek deliğinin içinde ne vardı? Çıktığım yol nereye varırdı? Belki de dosdoğru karnına, oradan da midesine gidiyordu yol. Önemli olan yol değil, yolda başıma geleceklerdi. Karnında bir müddet mola verebilirdim. İçeriden hafif hafif karnını okşar, onun bebeği bile olurdum. Fakat Azizim ben Mayda’yı nasıl tekmeleyebilirim ki? Ben onun uslu ve üşengeç bebeği olurdum hiç şüphesiz. Beni doğurmak isterse, içeriden ayrılmanın korkusu ile mola yerinden hızlı bir sıçrayış yapar, midesine kadar ulaşırdım. Midesinde bir kurt gibi dolaşırken, Mayda’da acıkma hissi yaratırdım. Isırdığı elma, içtiği şarap, çikolatası bana ulaştığında mutluluktan delirir, onun damağının, yemek borusunun ve dayanılmaz gözüken ağzının değdiği her lezzetten gururlanır onları bir de ben tadardım. Tabi bir süre sonra Mayda’nın iştahlı bir kadına dönüşmesi büyük ihtimal olurdu.”

Yeşim kitabı sanki olmayan biriyle konuşuyormuş gibi yazmış. Bir nevi günlük. Aziz oradan geliyor. Fakat tabi işleyen bir kurgu var. Kitabın sonunda yaratmak istediği hikayenin aslında nasıl olduğunu da göstermiş.

(Söylemeden geçemeyeceğim Toprak karakteri bana gereksiz geldi.)

Şu kısım da çok hoşuma gitti.

Ölümü sembolize ediyor bizlere; (içlerinden seçtim)

“Ölüm; çarmıha gerilen İsa’nın bilinmez sonrası.
Ölüm; ateşli bir kadının olgun avokadosu.
Ölüm; burun deliklerimin is karası.
Ölüm; kızlık zarı yırtılmış Kardelen.
Ölüm; faşist ile komünistin içtiği rakı.”

Kısacası ne istiyorsa ne düşünüyorsa onu yazmış. Orospu demek istemiş ve demiş, çekinmemiş. Kimisi bundan rahatsız oluyor. Bunun sebebi de hayatımızda öyle şeyler yapıyoruz ki, birileri bunu kağıda döktüğü zaman başkasından gerçekliğimizi okumak rahatsız ediyor.
Argo kelime ya 2 ya 3 kere görmüşümdür, hakkını yiyemem. Ama oraya uygun görse 50 kere de yazardı. Yeşim’in böyle şeyleri dert ettiğini düşünmüyorum.

Aşkın içinde cinselliği de es geçmiyor. Çünkü yazar biliyor ki hepimiz bunları hayal ediyoruz, arzuluyoruz. Bu tasvir edilen tüm sahneleri kafamızda yaşıyoruz. Bunun utanılacak bir şey olmadığını biliyorum en azından rol de yapmıyorum. Yazar da yapmamış. Hem de bunu iki kadın üzerinden anlatmış. Ama beni hiç rahatsız etmedi. Hatta bir kadının bir kadına olan aşkını hayal etmedim de değil.

Tabi sadece aşk yok. Tanrı ile olan hesaplaşmalarına, toplumun üzerinde yaratacağı etkilere, sonuçlarına hepsine değinmiş Yeşim.
Bir insanın kendisiyle hesaplaşmasını yazmış. Melodi olmuş Mayda, Mayda olmuş Melodi.

İki kişilermiş, bir olmuşlar.

Umarım diğer kitaplarını da okuma şansım olur. Yazdıkça büyüyeceksiniz.
168 syf.
·Beğendi·10/10
"Bana verilmiş bu ruhta, bana ait olmayan hislerin egemenliği altında eziliyorum. Kendimi tanıyamıyor ama var olduğuna inandığım aşkı çok iyi tanıyorum. Bu aşkın gölgesinde bile nefes alabilirim. Kulağım Tchaikovsky Hymn Of The Cherubim'i işitebilir. Sonsuza kadar bir gölgeye şiirler yazabilirim. En kötü ihtimal, en kötü ihtimalin varlığım olduğuna kanaat getirir ve yok olurum. Soruyorum sana Aziz! Beni kim bu noktaya getirdi? "

Kimliğini arayan Melodi, yeni bir romana başlayan kadın yazardır. Yolu bir gün Mayda isminde bir kadınla kesişir ve onu tutku dolu bir aşk bekler. Bu aşkla birlikte içine düştüğü bunalım, toplum baskısı, açığa çıkmayı bekleyen sırlar, gelişen olaylar ve benliğini tek ifşa edebildiği sevgili Aziz... Sonsuz günün akşamı, geceye doğru çığlıkları yankılanan ay.

Bu kitabı elime aldığım ilk andan bu yana yani yaklaşık 4 gündür elimden bırakamıyorum. Kitabı bitirdim ama ben halâ keşke bitmeseydi diye dönüp dönüp altını çizdiğim yerlerde dolaşıyorum. Hepimizin büyük isim diye nitelendirdiği bir-çok ölümsüz yazarların yanına Yeşim Teke de eklenecek. Umarım onun da değeri usta kalemi "öldükten sonra kıymeti anlaşılan" yazarlar gibi olmaz. Bence çağımızın en başarılı, cesur ve bilgili kalemlerinden biri. Bilgili diyorum çünkü; ne kadar çok kitap okuduğunu, araştırmalar yaptığını ve sanatın her dalında bilgisi becerisi olduğunu kitabında hissedebiliyorsunuz. Kendisinin aynı zamanda ressam da olduğunu duymuştum. Ha bu arada bugün nefis sinema makalelerini de dergilerden ve sitelerden buldum okudum.

Kitapta en sevdiğim karakter Mayda idi. Sanırım birçok kadın, bu kitaptan sonra Mayda olmak isteyecek.

🤗

Aziz'in Arkadaşı Yeşim Teke Yeşim Teke Aziz'in Arkadaşı
168 syf.
·Beğendi·10/10
Yazar ve Ressam Yeşim Teke'nin hafızalara kesinlikle kazınacak başarılı ve düşündüren romanı Aziz'in Arkadaşı!
Düşündüren diyorum çünkü; yazarın kalemi Türk toplumunun kapasitesini çok fazla aşıyor. Basit aşk romanları, kişisel gelişim kitapları, edebiyat dergileri okuyan birine göre kesinlikle değil. Bazen bir cümleyi tekrar tekrar okuyor ve anlamı üzerinde sorgulamalar yapıyorsunuz. Tolstoy'un bir odayı en ince detayına kadar derinlemesine anlattığı gibi, Yeşim Teke'nin kaleminde de bu derinlik ve detay var. Bu açılardan oldukça zor bir dili var . Öte yandan eğer kaliteli bir okur iseniz ve basmakalıp değil geniş bir açıyla düşünerek okuyorsanız bu kitapta Mayda ile Melodi ile kaybolacaksınız. Kitabın sonunda kendinizi bulurken Aziz'i de bulabilirsiniz :)
Kitapta yer alan şiirler çok hoştu. Benzetmeler ise Türk yazarlar arasında hiçbir yazarda okumadığım inanılmaz güzeldi. Yani benzetme sanatı denilince akla ilk gelen isim Yeşim Teke olmalı. Çoğu benzetmlerin altını çizdim. Kitabın finalini sonlara doğru tahmin eder gibi oldum ama ters köşe yaptı beni. Birkaç kitap sonra yine bu romana döneceğim gibi geliyor.

Kadınların toplumdaki yeri, şiddet, öfke ve sevgi kontrolsüzlükleri, cinsel yönelimleriyle baskı altında kalanların psikolojik tahlilleri ve sosyolojik bir çok konuya değinilmiş. Melodi ile beraber; birçok şey yaşadım ve öğrendim. Erkek bir birey olduğum halde, bir kadının diğer kadına olan aşkını hayranlıkla okudum. Düşündüm. Hayal ettim. Ve en önemlisi tüm ön yargılarımı ezdim geçtim. Bir ilk romana göre çok ileri düzeyde. Kuşkusuz bundan yıllar sonra çok daha farklı incelemeler yapıyor olacağız. Yazarın kalemine sağlık.

Barış Can
Aziz'in Arkadaşı Yeşim Teke
168 syf.
·Beğendi·10/10
Toplumumuzun bir adım önünde olan yazar, tabuları doğal bir biçimde irdeleyerek, iki kadının birbirine olan sevgisini ve bir kadının kendi kimliğini arayışını, özel ve edebi bir dille aktarmış. Bu genç kalemin, yazım tekniği, imgeleri, betimlemeleri romanı soluksuz okumaya sebep oluyor. Yazarın gelecek kitaplarını heyecanla bekliyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yeşim Teke
Unvan:
Yazar
Doğum:
Muğla, 6 Kasım 1995

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.