Yücel Congur

Yücel Congur

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
18
Gösterim
Adı:
Yücel Congur
Unvan:
Yazar, Bireysel Dönüşüm Danışmanı
Doğum:
Ordu, Türkiye, 29 Ekim 1964
Bazen uzun bazen de kısa gibi hissettiren bir geçmişten geliyorum. Ordu’da gözlerimi yaşama açsam da nereye varacağım hala gizemini koruyor. Başımdan büyük trajediler geçmedi; ebeveynlerim içinde trafik kazalarında ölen veya kötürüm kalan, kanser gibi sıkıntılı rahatsızlıklarla mücadele eden olmadı ve ben bu duruma şükrediyorum. En baba haliyle kendi aymazlıklarımla uğraştım durdum. Bir anda aydınlanma falan da yaşamadım. Aydınlanmanın süreklilik içermediğini, ideal cümleleri ard arda dizmekle aydın falan olunamayacağını uzun zaman önce keşfettim. Dahası arasıra da olsa aydınlanmış gibi hissetme hallerine erişmem bile uzun zaman aldı ve hiç de kolay değildi.

Toplumun goygoyladığı sığ geleneksel başarı tanımına uygun çok az şeyi becerdim. Bunu becerebilen çok kişiyi tanıdım ama onların da yaşamın anlamsızlıkları içinde boğuşup durduklarına tanıklık ettim. ‘O zaman bu kadar kovalamaca ne için?’ sorusuna cevap bulabilmek için didinip duruyorum. Geleneksel eğitim telinden işletme formasyonu çaldım. Her türlü pozisyonda iş deneyimi yaşadım. Aynı zamanda sosyal örgütler oluşturup fayda adına toplumla buluşmalar gerçekleştirme çabasının içine daldım ki, bu iyi bir şey olsa gerek.

Hayatımın daha erken dönemlerinde; ‘hayat mı bir garip yoksa ben de mi bir sakatlık var?’ sorusunun peşine düştüm ve nice diyarlara uğradım. Bu süreç gittikçe insana dair derin bir meraka dönüştü. Gittikçe artan merak garip bir hal alarak; kişi ve grup psikolojisi, teoloji, felsefe, sosyoloji, tasavvuf, zen, pozitif psikoloji yaklaşımları ve birçok kadim bilgelik üzerine araştırmalar, okumalar, seminerler ve eğitimlere evrildi. Bu arada egosantrik kimlik bunalımının yol açtığı sürüklenmeyi durdurmadan kişilerin, toplulukların ve toplumların dirlik bulamayacağına dair güçlü verilere ulaştım. Bu durumda aktif-pasif şiddetin her türlüsünden arındırılmış bütüncül bir iletişim dili oluşturma akımına kapılmakta hiçbir sakınca olamazdı. Dolayısıyla parlatılmış ama altı boş ifadelerle konuşmayı ve yazmayı terk ettim ki, darısı herkesin başına…

Sayfalardan taşmayacak olsa yaptığım aymazlıkları, hataları burada sıralamanın çok daha esinlendirici olacağına derinden inanmaktayım.
Zıvanadan çıkmış bir insanlık; adeta günlük egzersiz kıvamında, herhangi bir sayıdan öte değer içermeyen katledilen insanlar, çocuklar.
Bir tarafta çağdaş, medeni dünya ama aynı dünyanın içinde yaşayan binbir sefalet, trajedi...
Eğer yorgunsak, enerjimiz düşükse, mazeret üretme fabrikasına döneriz. Devamında ise sorunlar çözümsüz gibi görünmeye başlar...
Dümdüz hissedemeyiz sürekli. Hep mutlu olamayız. Hayatı tek yönlü yaşayamayız. Mutlu olabileceğimizi biliriz bilmesine de hemen bitişiğinde hüznün sırasını beklediğini de bilmeliyiz.
Hakkında en çok konuşulan ancak en az yaşanan şey sevgiymiş gibi geliyor. Hepimiz onu arıyoruz ama ne olduğunu da anlamış değiliz sanki.Yaşadığımız sorunların temelinde hep onun eksikliğinden söz ediyoruz. Hani becerebilsek tüm dünya tamam olacak.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yücel Congur
Unvan:
Yazar, Bireysel Dönüşüm Danışmanı
Doğum:
Ordu, Türkiye, 29 Ekim 1964
Bazen uzun bazen de kısa gibi hissettiren bir geçmişten geliyorum. Ordu’da gözlerimi yaşama açsam da nereye varacağım hala gizemini koruyor. Başımdan büyük trajediler geçmedi; ebeveynlerim içinde trafik kazalarında ölen veya kötürüm kalan, kanser gibi sıkıntılı rahatsızlıklarla mücadele eden olmadı ve ben bu duruma şükrediyorum. En baba haliyle kendi aymazlıklarımla uğraştım durdum. Bir anda aydınlanma falan da yaşamadım. Aydınlanmanın süreklilik içermediğini, ideal cümleleri ard arda dizmekle aydın falan olunamayacağını uzun zaman önce keşfettim. Dahası arasıra da olsa aydınlanmış gibi hissetme hallerine erişmem bile uzun zaman aldı ve hiç de kolay değildi.

Toplumun goygoyladığı sığ geleneksel başarı tanımına uygun çok az şeyi becerdim. Bunu becerebilen çok kişiyi tanıdım ama onların da yaşamın anlamsızlıkları içinde boğuşup durduklarına tanıklık ettim. ‘O zaman bu kadar kovalamaca ne için?’ sorusuna cevap bulabilmek için didinip duruyorum. Geleneksel eğitim telinden işletme formasyonu çaldım. Her türlü pozisyonda iş deneyimi yaşadım. Aynı zamanda sosyal örgütler oluşturup fayda adına toplumla buluşmalar gerçekleştirme çabasının içine daldım ki, bu iyi bir şey olsa gerek.

Hayatımın daha erken dönemlerinde; ‘hayat mı bir garip yoksa ben de mi bir sakatlık var?’ sorusunun peşine düştüm ve nice diyarlara uğradım. Bu süreç gittikçe insana dair derin bir meraka dönüştü. Gittikçe artan merak garip bir hal alarak; kişi ve grup psikolojisi, teoloji, felsefe, sosyoloji, tasavvuf, zen, pozitif psikoloji yaklaşımları ve birçok kadim bilgelik üzerine araştırmalar, okumalar, seminerler ve eğitimlere evrildi. Bu arada egosantrik kimlik bunalımının yol açtığı sürüklenmeyi durdurmadan kişilerin, toplulukların ve toplumların dirlik bulamayacağına dair güçlü verilere ulaştım. Bu durumda aktif-pasif şiddetin her türlüsünden arındırılmış bütüncül bir iletişim dili oluşturma akımına kapılmakta hiçbir sakınca olamazdı. Dolayısıyla parlatılmış ama altı boş ifadelerle konuşmayı ve yazmayı terk ettim ki, darısı herkesin başına…

Sayfalardan taşmayacak olsa yaptığım aymazlıkları, hataları burada sıralamanın çok daha esinlendirici olacağına derinden inanmaktayım.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.