Osmanlı İmparatorluğu'nda XIX. yüzyıl, imar faaliyetleri açısından oldukça hareketli bir dönemdi. Saray, kasır, köşk ve konak gibi sivil mimari unsurlarının yanında, değişen idari ve sosyal ihtiyaçları karşılamak amacıyla hükumet binaları, kışlalar ve okullar inşa edilmeye başlandı. Boyutlarıyla İstanbul'un silüetini de ğiştiren kışlaların yapımı özellikle Mansure Ordusu'nun kurulmasından sonra hız kazanmaya başladı. Nizamiye ordusunun yanı sıra yeni askeri teşkilatın önemli unsurlarından biri olan redif birliklerinin, zamanla savunma ve güvenliği sağla ma sorumluluğunu üstlenmesi, kentlerin hemen dışında ve ana ulaşım akslarının uzantılarında, yeni kışlaların inşasına yol açmış, bu suretle kışlalar özellikle XIX.
yüzyılın ilk yarısında kent yaşamının önemli unsurlarından biri haline gelmiştir.""' Bu dönemde inşa edilen yeni yapılarla Osmanlı mimarisinde özgün olmasa da yeni bir plan tipinin doğduğu söylenebilir. Öte yandan XIX. yüzyıl kışlaları, ilk Osmanlı kışlaları olan Yeniçeri odalarından tasarım ve fonksiyonellik bakımından farklı olduğu gibi, imparatorluk coğrafyasındaki yaygınlık ve sayı bakımından da kabil-i kıyas değildi.Zira bu dönemde kışlalar; içinde hünkar kasrı, cuma
selamlığı merasiminin ifasına elverişli camii, koğuşlar, talim meydanları, cephanelik, tamirhane, mutfak, fırın, hamam, depo (mahıen/maqaza), çamaşırhane, sağlık ünite leri, ahırlar (tavla/tatavla) ve bazılarında mekteplerin de yer aldığı çok fonksiyonlu askeri komplekslere dönüştüler.