Yusuf Devran, 1969 yılında Gümüşhane Merkez Arzularkabaköy Beldesi’nde doğdu. 1985 yılında Gümüşhane İmam Hatip Lisesi’nden birincilikle mezun oldu ve ardından Ankara Cumhuriyet Lisesi’ni bitirdi. 1989 yılında Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon Bölümü’nden mezun oldu.
Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo ve Televizyon Anabilim Dalı’nda, 1992 yılında yüksek lisansını, 2001 yılında doktorasını bitirdi.
1993-1996 yılları arasında Londra’da bulundu ve South Thames College, Medya ve Dizayn Fakültesi’nde Stüdyo Yönetmenliği ve Multimedya konusunda eğitim gördü. Üç yıl süreyle yönetmen ve haber editörü olarak medya sektöründeki farklı kurumlarda çalıştı.
1999 yılında Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi eğitim kadrosuna dahil oldu. 2001 yılında yardımcı doçent ve 2005 yılında ise doçent olan Devran, 2001-2009 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Fakülte Yönetim Kurulu ve Fakülte Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.
2011 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne profesör olarak atandı. Aynı yıl Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı ve İletişim Fakültesi Dekanı oldu. 2011-2014 yılları arasında Marmara Üniversitesi Yönetim Kurulu ve Üniversite Senatosu Üyeliği yaptı. Televizyon reyting ölçümleri denetleme heyeti başkanlığı görevinde bulundu.
Telif ve tercüme 7 kitabı bulunan Yusuf Devran’ın öne çıkan eserleri arasında “22 Temmuz: Bir Dönemin Sonu Mu Başlangıcı Mı?”, “Siyasal İktidar-TRT İlişkisinin Dünü” ve “Haber, Söylem, İdeoloji” başlıklı kitapları yer almaktadır. Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanan çok sayıda makalesi bulunan Yusuf Devran, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konferansta bildiri sundu. “Gelişmiş Ülkelerde Yaşlı Nüfusun Bakımına Yönelik Çağdaş ve Ekonomik Uygulamalar: Darülaceze Modelinin Rehabilitasyonu” konulu Hollanda’da yaptığı araştırma projesinin birçok önerisi Türkiye’de yerel ve merkezi yönetim tarafından uygulamaya konuldu. Devran çok iyi düzeyde İngilizce ve orta düzeyde Arapça bilmektedir.
Bir süre İngilizce olarak yayımlanan Global Media Journal dergisinin editörlüğünü yapan Yusuf Devran, European Communication Research and Education Association (Avrupa İletişim Araştırma ve Eğitim Derneği) ile European Communication Association (Avrupa İletişim Derneği) üyesidir. Ayrıca toplumumuzda sosyal medya duyarlılığını artırmak amacıyla kurulan Dijital Demokrasi Platformu’nun kurucu üyesidir.
Yusuf Devran akademik görevleri dışında İstanbul’daki Gümüşhane sivil toplum örgütlerinde de aktif olarak görev aldı. İstanbul Gümüşhane İli ve İlçeleri Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği’nde uzun süre Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Halen İstanbul Gümüşhane Dernekler Federasyonu (GÜDEF)’te danışmanlık yapmaktadır.
Devran, evli ve üç çocuk babasıdır
Muhalefetteyken radyonun siyasi partilerin mesajlarına açılması konusunda ısrarcı olan Demokrat Parti, iktidara geldikten sonra muhalefetin bu konudaki taleplerine olumlu bakmadı.
Devlet tekelinde bulunan radyo ve televizyon yayınlarını toplumun bir bütün olarak ihtiyaç ve yararlarına hizmet eder şekilde kullanmalıdır. Bu hizmet sadece belirli grupların tercihlerine göre şekillenmiş bir yayın politikası ile sürdürülemez. Demokrasilerde yayın idaresi böyle bir anlayış çerçevesinde uygulamayı yapmalıdır. Çünkü demokratik rejimlerde söz, vicdan, basın, seyahat ve çalışma hürriyeti gibi devlet tekelinde bulunan yayın araçlarından güvenilir, doğru haber ve bilgi alma ilkesi de bu rejimin ayrılmaz bir parçasıdır. Aksi halde demokratik devlet idarelerinin aniden veya tedricen yıkılmasında basın yayın araçlarının önemli rolü olabilir.Tarafsız ve dürüst bir radyo-televizyon yayını, demokrasi rejiminin vazgeçilmez bir şartıdır. Böylece devletin üst kademe yöneticileri, hükümetler daha yüksek bir sorumluluk duygusuyla, daha hassas bir titizlikle tekellerinde bulunan kamu yayın kuruluşları idaresini kurmak görevindedirler. Bu kuruluşların idareleri siyasi ihtirasları olanlara, ideolojik saplantıları bulunanlara, sorumluluk taşımayan macera eğilimlerine verilmemelidir. Aksi halde bu yayın organlarına karşı güven sarsılır, kitleler kısmen de olsa tek yönlü olarak şartlanmaya başlar ve demokrasi zedelenir.