Muhalefetteyken radyonun siyasi partilerin mesajlarına açılması konusunda ısrarcı olan Demokrat Parti, iktidara geldikten sonra muhalefetin bu konudaki taleplerine olumlu bakmadı.
Devlet tekelinde bulunan radyo ve televizyon yayınlarını toplumun bir bütün olarak ihtiyaç ve yararlarına hizmet eder şekilde kullanmalıdır. Bu hizmet sadece belirli grupların tercihlerine göre şekillenmiş bir yayın politikası ile sürdürülemez. Demokrasilerde yayın idaresi böyle bir anlayış çerçevesinde uygulamayı yapmalıdır. Çünkü demokratik rejimlerde söz, vicdan, basın, seyahat ve çalışma hürriyeti gibi devlet tekelinde bulunan yayın araçlarından güvenilir, doğru haber ve bilgi alma ilkesi de bu rejimin ayrılmaz bir parçasıdır. Aksi halde demokratik devlet idarelerinin aniden veya tedricen yıkılmasında basın yayın araçlarının önemli rolü olabilir.Tarafsız ve dürüst bir radyo-televizyon yayını, demokrasi rejiminin vazgeçilmez bir şartıdır. Böylece devletin üst kademe yöneticileri, hükümetler daha yüksek bir sorumluluk duygusuyla, daha hassas bir titizlikle tekellerinde bulunan kamu yayın kuruluşları idaresini kurmak görevindedirler. Bu kuruluşların idareleri siyasi ihtirasları olanlara, ideolojik saplantıları bulunanlara, sorumluluk taşımayan macera eğilimlerine verilmemelidir. Aksi halde bu yayın organlarına karşı güven sarsılır, kitleler kısmen de olsa tek yönlü olarak şartlanmaya başlar ve demokrasi zedelenir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Doğu Türkistan’daki Türklerin, Kerkük Türklerinin, Kırım Türklerinin sürgün edilmesinden ve zulüm görmesinden söz edilmesi ırkçılık sayılıyordu. Hatta bu tür yayınlarla bu ülkeleri gücendirmiş oluyoruz şeklinde bir düşünce egemendi.
İthal malı fikirlere ithal malı ihtiraslara, bu ülkenin gerçek evladının karnı toktur. Yalanla, hile ile, kışkırtma ile ikbal yolu arayanlar, karanlık niyetlerine gömülüp tükenecektir.
Türk toplumunun bir bütünün ayrılmaz ve eşit haklara ve
sorumluluklara sahip fertlerden meydana geldiği anlayışı, halkın hem maddi, hem manevi gelişimi için geçerlidir.