Zebercet Coşkun

Zebercet Coşkun

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Zebercet Coşkun
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Bursa, 1963
1933'te doğdu. Lütfiye Hanım ile tüccar İbrahim Turan Bursa’nın kızı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin orta kısmını bitirdi. Resim çalışmalarıyla bazı karma sergilere katıldı. İlk öyküsü 1966’da Bitlis gazetesinde yayımlandı. “Efsaneler Şehri Bursa” ve “Efsanelerle Anadolu” yazı dizilerini Eflatun dergisinde, “Tarih İçinde Gemlik ve Havalisi” yazı dizisini Gemlik Körfez gazetesinde yayımladı. Adana’nın Saimbeyli (Haçin) ilçesinde Ermenilerle Türkler arasında geçen olayları belgelere dayanarak anlattığı romanı Haçin ile tanındı. Bu romanı ile 1975 Milliyet Roman Yarışması'nda dördüncülük ödülünü aldı.

Çocuk Edebiyatı Derneği üyesi. İstanbul’da yaşıyor; evli, iki çocuk annesi.
“Er kişi kapı dibinde bekçilik etmeli ki çoluk çocuğu ırahat uyusun!
Aşağı, dövüşe inemiyorum, hiç olmadı namusumuzu bekleyek”
Zebercet Coşkun
Sayfa 353 - Milliyet Yay-
-Sevmiyorum onu… O gavur kızı…
-Beni seviyor musun?
-Seviyorum hem de çok…
-Ben de gavur kızıyım… Alin’i sevmiyorsun da neden beni seviyorsun? Çünkü Alin canını yakıyor, ben ise hoş tutuyorum seni… Senin sevmediğin kötülük…”
Zebercet Coşkun
Sayfa 304 - Milliyet Yay-
“Ermeni'den korkmam ben… Ermeni kim, ermeni ne ki? Olsa
olsa , komşumuz kardeşimiz… Benim ağırıma giden kalenin tepesine dikilen
şu Fransız bayrağı…”
Zebercet Coşkun
Sayfa 24 - Milliyet Yay-
“Yarın sabah Höketçe’ye (Tufanbeyli) doğru yola çıkın.
Ne olur ne olmaz.
Gâvurun kokusu ne kadar uzak olsa o kadar iyidir.”
Zebercet Coşkun
Sayfa 359 - Milliyet Yay-
"-Yürü aney! Düğüne mi gidiyok?
Feneri neyi mi düşünüyon sen?
Bak gâvurun çağırışı buralara geliyor.
Var karanlıkta kal!
Var beline kadar çamurlara belen!
Kana belenme de!..”
Haçin’de kan pazarı,
Var mı kitapta yazarı?

Uyu Osman oğlum uyu,
Haçin oldu kanlı kuyu,
Hücum ettik alamadık,
Soyka kalsın Sultan suyu.

Mürsel Efendi’nin kızı,
Hak’tan kara yüzü,
Ara kurşunu mu değdi?
Anan kadanı alsın kuzu.

Osmanı’mı göğe attılar
Süngüyü altına tuttular.
Öldüğüne gam çekmiyom,
Ak tenimize baktılar..
"-Naime: Nasıl yani: Ben şimdi kendimi Türk sandığımı için mi Türküm?

-Miss Cold: Neden öyle olmasın? Türkün Amerikalının, Fransızın ya da bir Ermeninin hiçbir yanları birbirinden başka değil ki… İnsanlar hep birdir… İnsanlar hep birdir… İnsan diye yaratmış onları Tanrı… Bir soydan…
-Naime: Neden herkesin milleti başka oluyor öyleyse?
- Miss Cold: Biz uyduruyoruz onları… Uydurmuşuz…”
Zebercet Coşkun
Sayfa 303 - Milliyet Yay-
"Kürt Hüso…
Karısı, çoluk çocuğu Haçin’de kalmış.
Gece gündüz onları sayıklar: ‘Hüseyin! Mehmet! Hasan! Ayşe! Fadime’
Hasanım yedi yaşında… Mehmet dokuzunda. Fadime memedeydi…
Onları bulmadan ölmem ben! Onları görmeden.. Onları kurtarmadan…”
Zebercet Coşkun
Sayfa 373 - Milliyet Yay-
“Haçin” Adana’nın Saimbeyli ilçesinin Osmanlı dönemindeki adıdır ve bu günkü “Saimbeyli” adını Kuvayi Milliye tarafından kurtarılması sırasında şehit düşen Kozanlı Saim Bey’den almıştır.
Kitap, Haçin’in Ermeni kaymakamı Çallıyan’ın günlükleri ve o günleri yaşayan Türklerin anılarından oluşmakta ve belgesel niteliğindedir.
Hep okumak istediğim halde bir türlü okuyamadığım kitaplardan biridir Zebercet Coşkun’un“Haçin”i”
Belki de bu kitabı çok okumak isteğimin altında yatan sebeplerinden birisi de atalarımın anlattığı Ermeniler ile ilgili o güzel anıların izini sürmektir.
Kozan’da, Ermenilerle iç içe yaşamış, onların uğradığı haksızlıkların tümüne defalarca maruz kalmış Türkmen boylarından birine mensup olmam da benim için bu kitabı önemli kılan faktörler arasındaydı elbette.
Bu olayları birebir yaşamış atalarımın anlattıkları ile tarihi gerçekler kitabın abartısız ve politik kaygılardan uzak, belgesel nitelikte olduğunu göstermektedir.
Kozan Gökgöz köyünden ve 1900 doğumlu yakın akrabamız Ahraz Mustafa “Yavrım, Gaçgaç’ta (Kaçkaç) 15 gün boyunca Haçın’da öldürülen Ermenilerden dolayı Göğdere kıpkırmızı aktıydı. Irmaktan cenazeler geçer, kokudan ırmağa yaklaşılmazdı.
Kenara vuran ölüleri, kokusundan yaklaşıp ırmağa iteleyemezdik.
O günler gitsin de bir daha geri gelmesin” derdi ki, roman ırmağın neden kan aktığını, neden koktuğunu açıklar niteliktedir.
Zebercet Coşkun bu kitabında “Çerkezlerin Ermenilere de Türklere de destek vermemek kaydıyla bu savaşta tarafsız kaldıkları” bilgisini vererek, bu güne kadar bilinmeyen veya göz ardı edilen çok önemli bir konunun da ipuçlarını veriyor okuyucusuna.
Zira Osmanlı 1865’te başata Avşarlar olmak üzere Kozan’da Türkmen oymaklarının üzerine İslahiye Fırkasını göndermiş ve aynı 1915’te Ermenilere yaptığı gibi, Türkmenleri de aç, açık, evsiz, yurtsuz bırakarak ölüme sürüklemişti.
Anlaşılan o ki, bu defa Çerkezler; siyasetçinin kendi kirli işlerini daha rahat yürütebilmek için, halkı birbirine düşürme, birbirine kırdırma oyununa gelmek istemiyordu.
Franz Werfel’in “Musa Dağda Kırk Gün” romanı ile Zebercet Coşkun’un “Haçin” ya da diğer adı ile “Tarihe Düşülen Not: Haçin ve Çallıyan Efendi” romanı bize gösteriyor ki, hukuk ve adalet sistemi çöken devletlerin, mutlak kendisi de çöküyor.
…Ve bu öyle bir çöküş ki, bin yıldır bir birini “Ermeni, Rum, Kürt, Çerkez” diye göremeyen halk kendisi hayatta kalmak için, çetelerden koruma maksadıyla çocuğunu evinde sakladığı komşusunu boğazlamak zorunda kalabiliyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Zebercet Coşkun
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Bursa, 1963
1933'te doğdu. Lütfiye Hanım ile tüccar İbrahim Turan Bursa’nın kızı. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin orta kısmını bitirdi. Resim çalışmalarıyla bazı karma sergilere katıldı. İlk öyküsü 1966’da Bitlis gazetesinde yayımlandı. “Efsaneler Şehri Bursa” ve “Efsanelerle Anadolu” yazı dizilerini Eflatun dergisinde, “Tarih İçinde Gemlik ve Havalisi” yazı dizisini Gemlik Körfez gazetesinde yayımladı. Adana’nın Saimbeyli (Haçin) ilçesinde Ermenilerle Türkler arasında geçen olayları belgelere dayanarak anlattığı romanı Haçin ile tanındı. Bu romanı ile 1975 Milliyet Roman Yarışması'nda dördüncülük ödülünü aldı.

Çocuk Edebiyatı Derneği üyesi. İstanbul’da yaşıyor; evli, iki çocuk annesi.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.