Zeynep Ekşi

Zeynep Ekşi

Editör
8.8/10
5 Kişi
·
25
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Zeynep Ekşi
Unvan:
Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
208 syf.
·3 günde·9/10
Samimiyetin, değer yargılarının, kısacası hemen her şeyin köklü değişikliklere uğradığı bir çağda derin boşluklara savrulan bireylerin eski zamanlara duyduğu özlem ateşi bağırları yakmaya devam ediyor. Bu hali yaşı ileri olanlar yani eskiler daha derinden hissediyor doğal olarak.
Her şeyi hızla tüketiyoruz, iştahla yeni alışkanlıklar arıyoruz dünyamıza ve artan boşluğumuza. Böyle bir zamanda Fatma Barbarosoğlu, toplumumuzun belki de en büyük yaralarından biri olan ‘değişen değerler ve artan huzursuzlukları’ gündemimize taşıyor Profil Yayınlarından çıkan ‘Hakikat İncinmesin’ adlı yeni romanında.
Fatma K. Barbarosoğlu sosyolog olması hasebiyle de topluma dair gözlemleri derinlik taşıyan, donanımlı, şuurlu bir yazar. Başta Nihayet dergisi olmak üzere nitelikli pek çok oluşumun içinde bulunmuş, toplumu her kademesiyle gözlemlemiş, meselelerini dillendirmiş, dikkate değer tespitlerde bulunmuş edebiyatımızın müstesna kalemlerinden biri. Aynı ideolojik görüşte olmayanların dahi hakkını teslim ettiği Barbarosoğlu naif bir tarzda bize bizi etkili ifadeler eşliğinde anlatması ve polemikten uzak tutumuyla da takdir edilir.
‘Hakikat İncinmesin’, onun son romanı. Önceki eserlerinde olduğu gibi doğruyu insanın gözünün içine sokmadan, rahatsız etmeden, doğru yaklaşımlarla, etkileyici vurgularla ve mizahla ciddiyeti yerinde harmanlayarak taliplisine ulaştırıyor.
Roman; sağlam kurgusu, okuyucunun karakterleri içselleştirmesi, Flashback(geriye dönüş), kolaj, metinlerarasılık gibi postmodern tekniklerin başarılı bir şekilde kullanımıyla dikkat çekiyor.
&&&
Na anlatıyor ‘Hakikat İncinmesin?’ Merkezde dört kadın var, farklı kuşaklardan, ayrı ayrı dertleri, alışkanlıkları olan dört kadın…
Evin kızı Bilge öğrencidir, aklı başında sorumlu bir kızdır.
Anne Müberra… Annesiz babasız, devlet yurdunda büyümüş bir yetim. Sağlık Meslek Lisesinde okumuş, hemşire. Hastanede hastabakıcı olarak çalışmaya başlar. Baktığı hastalardan bir olan Nurullah Paşanın oğluyla evlenir. Kocası Cüneyt, oğlu İlter ve kızı Bilge ile yaşamaktadırlar.
Naciye Paşa… Nurullah Paşanın karısı, Müberra’nın kayınvalidesi.76 yaşında, kuralcı, ‘burnu yere düşse eğilip almayacak’ bir kadın, evdeki en büyük otorite.
Evren Hoca… Fizik öğretmeni. Çıraklık Okulunda beraber çalıştıkları edebiyat öğretmeni Seyfi ile evlenir. Çocuğu olmayınca Seyfi, Evren Hoca’dan boşanır. Evren Hoca, KHK’dan açığa alınınca yakın arkadaşı Berna ile yaşamaya başlar.
‘Hakikat İncinmesin’in odağındaki kahramanlar bunlar.
Kitap, Müberra’nın hazin öyküsüyle başlar. Okulda öğretmeniyle ‘hatıra’nın ne olduğuna dair bir diyalogla açılır perde. Müberra’nın annesi, babası, dedesi, ninesi kimi kimsesi yoktur, yani hatıralarını yaşayacağı, anlatacağı, dinleyeceği kimsesi; ‘ Hatıraların sadece birilerinin bize anlattıklarıyla değil, bizim de birilerine anlattıklarımızla inşa olduğunu fark ettiğimde, yaşadıklarımı anlatabileceğim hiç kimsenin olmadığını henüz bilmiyordum. (s.11-12)
Remzi Şimşek’in Sacit Kalamar’ını okuyanlar aynı vakanın taraflarının bakış açılarıyla tekrar tekrar ele alındığını hatırlayacaklardır. Barbarosoğlu da benzer bir tekniği deniyor ‘Hakikat İncinmesin’de. Olaylar Müberra, kızı Bilge, Naciye Paşa ve Evren Hoca’nın dünyalarından aktarılır okuyucuya.
İlk söz evin kızı Bilge’nindir. Bilge, 92. sayfaya kadar ağırlıklı olarak babaannesi Naciye Paşa’yı anlatır. Mizahın sarıp sarmaladığı bu bölümde babaanne Naciye Paşa bir anda teknoloji canavarına dönüşür. Bilge’den yaşlandırma programı FaceApp kullanmayı öğretmesini ister. Teknolojiye o kadar dalar ki, sık sık yemekler yaparak davet ettiği aile efradı bir süre sonra dışarıdan yemek siparişleri veren mekanlara birilerini görmek için gitmeye başlayan bir babaanne ile karşılaşırlar. Tabi bu teknolojiye düşkünlük, seyahatlere çıkma isteklerinin arkasında bambaşka bir hazin gerçek vardır.
Daha sonra Müberra alır eline sazı. Naciye Paşa’nın sakladığı gerçeği, değişiminin altında yatan nedeni öğrenir ve bu sırrı saklar. Kırşehir’de bir sağlık meslek lisesini bitirir, hastabakıcı olarak çalışmaya başlar. Çalıştığı hastaneye bir gün Nurullah Paşa, yani bir asker emeklisi gelir. Müberra, herkesin çok sevdiği Nurullah Paşa’ya bir gün serum takarken ‘incittim mi?’ diye sorar. Paşanın cevabı kitabın ismi de olacaktır; ‘ yeter ki hakikat incinmesin. Tendeki, kemikteki incinmenin adı anılmaz.’
Müberra paşayı çok sever. Paşa bir gün ölür, Müberra paşanın mezarını ziyaretlere başlar. Bu süreç paşanın oğlu Cüneyt’in dikkatini çeker. Sonrasında kader onları birleştirecektir: Yolda buldukları iki nikah şahidi eşliğinde sade bir törenle evlenirler.
Naciye Paşa kısa bir anlatıyla okuyucu huzurundadır. Daha çok bir iç hesaplaşma ve kocası Nurullah Paşa’yı anmakla yetinir, bir de gelini Müberra’ya haksızlık ettiğinin bilincinde ve kendisiyle ilgili gerçekleri bilip de gizli tuttuğu için gururludur. Naciye Paşa’yı en iyi kendi sözü anlatır kitapta; ‘ Annem öldüğünde 67 yaşındaydı ve çok yaşlıydı. Ben 76 yaşındayım ve çok gencim.’
Son sözü söyleyen Evren Hocadır. Asıl ismi Lale’dir, ama öğrencilerine’ anı zihninize kaydedin, anı kaydetmek için idrak etmek lazım, evreni içinize çekin’ şiarını aşıladığından Evren Hoca ismiyle müsemma kılınır. Fizik öğretmenidir, sevilen ve çalışkan bir hocadır. Aynı okuldaki mesai arkadaşı edebiyat öğretmeni Bedri ile Bedri, çocuğu olmadığı için Evren’den boşanır. Üstüne Evren Hoca okuldan ayrılmak zorunda kalır, nedenini ailesinden gizli tutmak zorundadır. Yakın arkadaşı Berna’nın yanına, İstanbul’a taşınır. Bir kafede tesadüfen Naciye Paşa ve arkadaşlarıyla tanışır. Onlara öncülük eder, amaçları doğrultusunda nasıl hareket edeceklerine şekil verir.
Kitabın ilk sayfasında olduğu gibi son sayfasında da atlanan bir zaman vardır, bu kez ileriye doğru. Yine derin keder vardır, hüzne gark eder okuyucuyu bu müstesna bölümler.
&&&
‘Hakikat İncinmesin’ toplumun iyi gözlemlendiği, tam da bize özgü, içimizde, çevremizde yaşayan dert ve neşelerimizin dile getirildiği bir roman. Yazarı, Yeni Şafak’taki yazılarının bazılarında da belirttiği gibi ara sıra kalabalık yerlere oturur, çevresini gözlemler, konuşmalara kulak misafiri olur. Anlatısındaki sahiciliği ve nokta atışı çıkarımları bu vasfına borçludur Barbarosoğlu. Oluşturduğu metinlerde sahici anekdotlar, incelikli detaylar vardır bu yüzden. Zaten ‘Hakikat İncinmesin’in ilk bölümü yani Bilge’nin anlattıkları Yeni Şafak’ta tefrika edilmiş ve çok beğenilmiştir. Bu çaba dahi, artık hayatımızda olmayan ‘Arkası Yarın’ların, tefrikaların tekrar hayatımıza girmesi, yaşaması isteğinden doğmaktadır. Romanda bir zamanların popüler dizisi Altın Kızlar, Ajda Pekkan, birlikte yenen yemekler, uzun sohbetler vs. vasıtasıyla genç okuyuculara eski güzellikler hatırlatılır. Bunun yanında günceli takip ettiğini, çağın gelişimine ayak uydurduğunu da hissettirir okura Fatma K. Barbarosoğlu; Netflix de vardır, FaceApp da romanda.
Mustafa Özel’in son dönemdeki romana dair çalışmalarından bir kez daha hatırladık ve umutlandık ki iyi bir roman pek çok hayali gerçeğe çevirebilir, pek çok meseleyi aydınlatabilir, kavratabilir. Bu minvalde Barbarosoğlu güzel şeyler, daha doğrusu özlem duyduğumuz güzellikleri anlatıyor. Tüm bu emek neden eskinin unutulmuş erdemlerini tekrar yaşamımıza katmasın?
________________________________________
208 syf.
·22 günde·Puan vermedi
“İnsan kaderine doğru mu gider yoksa kaderi mi her hâlükârda insanı gelip bulur? Kader kendisine gittiğimiz midir, kendisinden kaçtığımız mı? Gidişlerin ve gelişlerin yolu sandığımız kadar net değil. Bazen gidiş zannettiğimiz şey, kaçmaya çalıştığımız yere hızlı bir dönüş olabiliyor.”

“Hakikat İncinmesin” dört kadının iç içe geçen hayatlarını; ölüm, mahremiyet, masumiyet, hatıralar, yaşlılık ve gençlik üzerinden başlatılan bir sorgulamaya dönüştürüyor. Fatma Barbarosoğlu bu romanında okuyucusunu yakın tarihin değil, yakan tarihin bellek duraklarında ağırlıyor.

 
208 syf.
·10/10
Bilge’nin anlattıklarını okurken acı acı tebessüm ettim. Sonra Müberra’nın anlattıklarını okurken yüzümdeki tebessümler kayboldu, ama acısı kaldı. Yüreğimde acı en çok da bu bölümde kaldı. Devletin kızı Müberra’nın kendine bir geçmiş inşa etmesi, saklaması, saklanması. “Hakikat incinmesin.” diyen Nurullah Paşa’nın mezarıyla ünsiyet kurması. Kaderinin ince ince örülmesi bu arada. Müberra’nın penceresinden, Bilge’nin anlattıklarıyla beni tebessüm ettiren kayın validesi Naciye Paşa’yı tanımak. Bilge’nin anlattıklarının, çatır çatır yıkılması zihnimde. Müberra’daki sakinliğinin içinden nehirler akan şehirlerin sakinliğiyle özdeşleştirilmesi. Ve derken Naciye Paşa’nın anlattıklarıyla önyargıların, peşin hükümlerin, değerbilmezlik hallerin pişmanlığa bürünmesi. Ve en çok da Evren Hoca’nın yani Lale’nin anlattıklarıyla yaşadıklarının ve onun son halinin içimde bıraktığı büyük hüzün.

Yazarın günlük olayları, günceli romanlarına konu olarak alması yeni değil. Birçok romanında bunu yapıyor. Onun okuduğum her bir romanı içimde derin boşluklar oluşturuyor. Ve ben bu boşlukları romanın etkisinden çıkana kadar derin derin nefesler alarak dolduruyorum.

Kitap yeni çıktı. Tavsiye ederim.

Hakikat İncinmesin, Fatma Barbarosoğlu, Profil Kitap, İstanbul, 2020
208 syf.
·6 günde·Puan vermedi
HAKİKAT İNCİNMESİN – Fatma BARBAROSOĞLU
“Yazmak yaralara merhemdir. Yazmak bazen de yaralanmaktır.”
Hani olur ya kitapçıda rastgele dolaşırken gözünüze bir kitap takılır, arkasını incelersiniz ve almaya karar verirsiniz. Bu kitapta tam benim için öyle oldu.
Kitabın konusu, farklı kuşaklardan dört kadının dertleri, yaşam tarzları, alışkanlıklarını anlatıyor. Bilge, Müberra, Naciye Paşa, Evren Hoca.. Hepsinin birbirinden farklı yaşam öyküsünü anlatmış sevgili yazarımız.
Kitap başlangıçta küçük küçük öykülerle başladı. Ve uzun süre böyle devam etti, sanki günlük toplumda yaşanılan sorunları öyküleştirerek anlatmıştı yazar. Daha sonra yazılan öyküler birleşti ama zihnimde kopan bir şeyler vardı. Kitap çok kalın değildi fakat uzun süre okudum. Neden bilmiyorum ama çekmedi beni içine. Roman okuyor gibi değildim, öykü okuyor gibi hiç değildim. Sanırım bunun etkisiyle kitabın yarısına geldiğimde hevesim kırıldığı için zihnimde parçalar birleşmedi.
Kısacası ben pek beğenemedim. Yeni çıkan bir kitap bu yüzden çok fazla yorumlara da denk gelmedim. Sizler okudunuz mu ? Okursanız yorumlarınızı paylaşın benimle lütfen..
Kitaplı günler dilerim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Zeynep Ekşi
Unvan:
Editör

Yazar istatistikleri

  • 25 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.