Bir millet yükselme iradesini taşımazsa, kendine güveni olmazsa, başkalarını taklitten başka bir şey yapamazsa, geçmişiyle övünmezse, başkalarından üstün olmak istemezse, ülkü için ölümü göze almazsa, savaştan korkarsa, o millet içinden çürümüş demektir.
Arkadaşlar! Egemenlik kayıtsız şartsız daima ve daima milletin uhdesinde kalacaktır. Milletin egemenliği yüzyıllarca devam eden felaketlerden, facialardan, rezaletlerden sonra, başı sonu gelmeyen yumruklar altında ezile ezile hurdahaş olduktan sonra idrak ettiği benliğini kullanarak fakat çok güçlükle elde edilebilmiştir. Bu kadar fedakarlıkla ve bilhassa bu kadar çok büyük uyanık- liktan sonra eline geçirmiş olduğu bu milli egemenliktir kı, demin bir arkadaşımızın sorduğu saltanatı yıkmıştır. Saltanatın yıkıldığına bu milletin hiçbir ferdinin artık şüphesi kalmamıştır. Çünkü arkadaşlar, bunu telaffuz ettiğimiz bu zamanda pekâlâ biliyoruz ki saltanatı yıkmış olan yalnız bu kitabın yaprakları değildir. Bu söylediğimiz sözler bu kitabın içinde yazı halinde vücuda gelmeden evvel milletin vicdanından, ruhundan ve azminden doğmuştur. Ve millet hakkı olan ihtiyacının bunu elde etmekte olduğunu anladıktan sonra buna da muvaffak olabilmek için mutlaka başında baykuş gibi daima duran bir mevcudiyeti esasından ve bütün temelleriyle bütün yüzyılların kökleştirdiği yerini, bu temellerin son taşını çıkarıp havaya atmak suretiyle yapmıştır.