Zeki Kara

Zeki Kara
@yazimakinesi
Gazeteci - Eğitimci ✓Türkiye'nin Yaşayan Yazı Makinesi GENEL KÜLTÜR KİTAPLARI 1) Veda Eden İsim 2) Üçüncü Sınıf Vatandaş 3) Kadın, İnsanın Yarısıdır 4) Sökülen Seslerin Dansı
Yüksek lisans
24 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yaşanan günlük olaylara "gündem" denir. Herkesin gün içindeki gündemi farklı. Niyetler, düşünceler, eylemler, olaylar, durumlar... İnsanın başına gelenler de farklı. Sonuçlar da farklı. Kimi sabahın ilk ışıklarıyla evinden çıkıyor, kimi de gün boyu evin içinde vakit geçiriyor. Evinden dışarı çıkan insanların neler yaptığını bilemiyoruz. Doğada hareket hâlinde her şey. İnsan da hareketliliğin en büyük parçasıdır. Gündem dediğimiz şey, aslında herkesin kendi gün haritasıdır. Aynı şehirde yaşasak da aynı havayı solusak da, her birimizin zihninde ayrı bir başlık, ayrı bir öncelik vardır. Sabah uyanan biri için gündem geç kalmamaktır, bir başkası için günü atlatabilmektir. Kimisi işine yetişmenin telaşındadır, kimisi bir sınavın kaygısındadır. Kimisi de bir hastalığın pençesiyle boğuşur. Mesela sabah evden erken çıkan bir çalışanı düşünelim. Onun gündemi trafiktir, toplantıdır, yetişmesi gereken bir dosyadır. Aynı saatte evde kalan birinin gündemi ise çocuk bakımı, ev düzeni ya da yalnızlığını yönetmektir. İkisi de meşguldür ama meşguliyetlerinin adı farklıdır. Bir öğrenci için gündem dersler, ödevler ve sınavlardır. Bir esnaf için gündem müşteridir, kazançtır, borçtur. Bir çiftçi için gündem hava durumudur; yağmur yağacak mı, don olacak mı? Bir hasta için gündem sağlığıdır; bir randevu, bir ilaç, bir umut. Aynı gün, bambaşka öncelikler taşır. Evinden dışarı çıkan birinin gündemi çoğu zaman görünmezdir. Onun yüzünde sakin bir ifade olsa da içinde yoğun bir hesaplaşma yaşanıyor olabilir. İş görüşmesine giden birinin gündemi umut ile kaygı arasındadır. Bir anne için gündem evladının geleceğidir. Bir babanın gündemi ailesinin güvenliğidir. Herkes kendi sorumluluğunun ağırlığını taşır. Doğa da sürekli hareket hâlindedir. Rüzgâr eser, su akar, mevsimler değişir. Hiçbir şey
Duygu ve Düşünce
Reklam
"Sırlarını kimseye anlatma! Onların bir kısmı günah, bir kısmı hata, bir kısmı ise yanılgıydı. Hayat devam ediyor, sen onları telafi edersin ama onlar başkalarının zihninde hep canlı kalmaya devam eder." Üstteki cümleyi az önce internette okudum. Eski bir Arapça metinden çevrilmiş. İnsan, bazen en büyük yükünü sırtında değil de dilinde taşır. Sır dediğin şey, senin geçmişindir ama başkasının zihnine düştüğünde artık senin kontrolünde olmaz. Bir hata anlatıldığında küçülmez, aksine anlatıldıkça büyür. Bir yanılgı paylaşıldığında kapanmaz, yorumlarla çoğalır. Bir pişmanlık dile geldiğinde hafiflemez, başkalarının bakışında yeniden şekillenir. Hayat ilerler. Sen değişirsin, olgunlaşırsın, telafi edersin. Ama söz bir kez yayıldı mı geri toplamak neredeyse imkânsızdır. İnsanlar çoğu zaman affeder fakat hiçbir şeyi unutmaz. Her şeyi anlatmak açıklık değildir. Bazen gereksiz açıklama, geçmişi bugüne taşımaktır. Sır, kişisel bir arınma alanıdır. Onu herkese açmak, içindeki düzeni dışarıdaki gürültüye teslim etmektir. Her doğru her yerde söylenir mi? Söylenmez. Akıllı olanlar da zaten söylemiyor. Her yaşanmışlık herkesle paylaşılmaz. Bazı hikâyeler, sadece sahibinin kalbinde olgunlaşmalıdır. Sen hatanı düzeltebilirsin ama başkalarının hafızası senin hayat planına göre silinmez. Bu yüzden seçici olun. Sessizliğin değerini küçümsemeyin. Her gerçeğin konuşulması gerekmiyor. Bazı gerçekler, sükûnet içinde daha sağlıklı iyileşir.
Duygu/Düşünce
“Kişinin hem kendine hem toplumuna yararlı bir insan haline gelebilmesi için yalnız aklının değil, gönlünün de eğitilmesi lâzım.” (Oktay Sinanoğlu) İnsan, gönlünü eğitebilir mi? Önce "gönül" kelimesini hatırlayalım. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. duyguların kaynağına "gönül" denir. Mecaz anlamda da "istek" anlamına gelir. Duyguların doğru şekilde yönetilmesi ve doğru tepkiler verilmesini mi kastetmiş acaba Oktay Sinanoğlu? İnsanı yanlışa sürükleyen unsur akıl mı yoksa duygu mu? Düşünce ve duygular, insan davranışını ortaya çıkarıyor. Akıl yolu gösteriyor ama o yolda nasıl yürüyeceğimizi gönül belirliyor. Kalbin kötü veya temiz olması da gönlüm eğitilmesiyle ilgili. Gönlün eğitilmesi ne demek? Bana göre duyguların dizginlenmesi, nefsin kontrol edilmesi, asgari düzeyde empati kurulması, öfkenin ölçülmesi, kibrin törpülenmesi ve merhametin güçlendirilmesidir. Mesela bir insan çok bilgili olabilir ama başkasının hatasına sabır gösteremiyorsa bu durum gönlün eğitilmediğini gösterir. Gönlün eğitimi insanlara ne kazandırır? Büyüklere saygı, küçüklere şefkat, farklı olana hoşgörü kazandırır. Bir başarının ardından başkalarını küçümsememeyi, bir kaybın ardından umudu kaybetmemeyi öğretir. Eğitilmiş gönül, iyiliği karşılık beklemeden yapar. Haksızlık gördüğünde öfkeye değil, adalete yönelir. Kendi çıkarı için değil, ortak fayda için düşünür. Gücü eline aldığında merhameti bırakmaz. Son söz: Topluma yararlı insanın sadece doğru düşünmesi yetmez. Aynı zamanda doğru hissetmesi de lazım. Vicdanın canlı ve duyarlılığın diri olması gerekir insanın. Akıl rehberdir, hepimize lazım. Gönül de yön duygusudur, bu da hepimize lazım. Biri pusula, diğeri istikamettir. İkisi dengeli çalıştığında insan hem kendisine hem çevresine gerçek anlamda faydalı olabilir.
Hayata Dair
Huzur ve mutluluğa artırarak mı ulaşırız yoksa azaltarak mı? Çok para, çok söz, çok eşya vb. bizleri çok mu huzurlu kılıyor? Bence huzur bulmak istiyorsak azaltmayı mutlaka öğrenmeliyiz. Neyi azaltacağız? 1) Konuşmayı azaltmak: Her şeyi anlatma ihtiyacını bırakmak. Boş tartışmalardan uzak durmak. Her fikre cevap yetiştirme telaşını terk etmek. Bazen susmak, en güçlü cevaptır. 2) Aşırılığı azaltmak: Öfkenin hızını düşürmek. Kıskançlığı beslememek. Alınganlığı büyütmemek. Duyguları kontrol edebilmek önemli. Taşırırsak bizleri yorar ve tüketir. 3) Eşyaları azaltmak: İhtiyaç fazlasını biriktirmemek. Evdeki fazlalıkları sadeleştirmek. Sürekli yenileme arzusunu durdurmak. Fazla eşya, çoğu zaman fazla yük demektir. 4) Gürültüyü azaltmak: Sosyal medya kalabalığını sınırlamak. Sürekli bildirimlerin zihni işgal etmesine izin vermemek. Zihne sessizlik alanı açmak. 5) Bazı insanları azaltmak: Sürekli tüketen, sürekli eleştiren, sürekli huzur bozan ilişkilerden uzaklaşmak. Sınır koymayı öğrenmek. Her iletişimin ve ilişkinin sağlıklı olmadığını kabul etmek. Bazı insanlar hayatımıza katkı sunmak yerine, maalesef karmaşa getiriyor. Son söz: Huzur nedir? Sadeleşen bir ev, sakinleşen bir zihin ve hafiflemiş bir kalptir. Azalan her fazlalık, ruhumuzda bir alan açar. Hepimiz delice koşuyoruz. Sakinleşelim. İşimizle meşgul olalım. Üretelim, boş zamanımızda kendimize vakit ayıralım. Azaltalım her şeyi.
Hayata Dair
“İnsanın bu dünyada gerçekten mutlu olması için sadece üç şeye ihtiyacı vardır: seveceği bir insan, uğraşacağı bir iş ve umut edeceği bir şey.” Üstteki yazıyı az önce okudum. "Seveceği bir insan" sözüyle sevgiyi ve aşkı ifade etmiş. Keşke herkesin sevdiği bir insan olsa. Karşılıklı sevgi ve saygı içinde yaşasalar. Bazıları seveceği insanı bulamıyor. Bazıları da birden fazla kişiyi seviyor. Arka plandaki iletişim ve ilişkileri bilemiyoruz. "Uğraşacağı bir iş" sözüyle herkesin bir mesleği olması kastedilmiş. Mesleğin dışında insanın boş zamanlarında meşgul olacağı ve oyalanacağı faaliyetler içinde olmasını da ifade ediyor. Herkes işinde gücünde olursa, işini düzgün yaparsa toplumda kavga olmaz. Başkasına zarar vermeyen etkinlikleri de yaparsak dünya daha güzel hâle gelir. Mesela ben boş zamanlarımda yazı yazıyorum. Kendimi bu şekilde oyalıyorum. Kimseye bir zarar vermeden günümü geçiriyorum. "Umut edeceği bir şey" sözü çok geniş bir anlam ifade ediyor. Beklentiler, hayaller ve hedefler... Umut, yaşamak için bir sebeptir. Herkesin kendine göre umudu var. Olması da şart. Umutsuzluk, insanı yorar ve mahveder. Tükenmişlik iyi bir şey değil. Bu sebeple umutlarımızı canlı tutmalıyız. Bu üç şey dışında insanın mutlu olması için neler lazım? ✓ İçinin rahat olması lazım. ✓ Kendini anlatabileceği ortam veya ortam. ✓ İyi bir niyet ve amaç. ✓ Sığınacağı bir sessizlik. ✓ Öğrenme isteği, merak. ✓ Kendisini geliştireceği işler. ✓ Paylaşabileceği güzel anılar. ✓ Affedebileceği bir geçmiş. ✓ Güven duyacağı bir yuva hissi. ✓ Kalbini diri tutacak bir heyecan. ✓ Kendi olabileceği bir özgürlük. ✓ Ayakta tutacak bir inanç.
Duygu ve Düşünce
Reklam