Yusuf, düzenin tuzaklarıyla dolu sokaklarda, yok edici ve yıkıcı ölümün kıyısında koparılıp umut içeren ve güven veren bir yaşama kavuşturulan bir kimlik. Oturmamış bir kimlik ve kişilik. Yani halkımızın deyimiyle ham bir kişilik.
Sıradan hayatlarda olan insanlara kimlik, güven ve yoldaşlık duygusu kazandıran devrimciliğin Yusuf’ta yarattığı dönüşüm, değişim, bağlılık ve inanç kitabın ana konusu olmuş.
Varoş kültürünün insanlarda yarattığı zıtlıklar, parça parça ve lime lime olmuş bir süreçtir bize yansıtılan. Ancak burada devrimcilerin humanizmi sayesinde ayakta kalmayı, “dik durmayı” becerenlerimizden olmuş Yusuf.
Belki bizim gecekondu ve varoş yaşamlarının sıradan ve bildik bir hikâyesi. Ancak en sıradan hayatlardan umuda yelken açan kıvılcımlara yol döşenebileceği de bize öğretilmektedir.
Benim Adım Yusuf romanı Ubuntu yayınlarında çıkan Yusuf Boyraz’ın samimi bir anlatımla işlediği bir hayat hikâyesidir. Yani daha çok Yusuf Boyraz’ın çocukluğunu kapsayan kısa bir biyografi romanıdır. İnsanı saran ve sona gitmesine neden olan akıcı bir dil (İmlâ redaksiyon bozukluklarını dışta tutarak) ajitatif bir anlatımı olan bir romandır. Belki birçok veya çokça biyografi ve benzer romanlar okumuşuzdur. Ancak bütün umutlarını yitirmiş, yaşama tamamen küsmüş, aile içi şiddeti, sevgisizliğin denizinde boğulmaya terkedilmiş bir çocuğun sevgi ve güvenle el uzatıldığında yoktan var edileceği bize anlatılan bir öyküyle yüz yüzeyiz. Yani bir varoş ve sokak çocuğunun gözüyle hayatın çıplak gerçeği ile karşı karşıya geliyoruz.
En büyük dönüşüm ve devrimcilik Yusuf’un kendi ezilen, yoksul, horlanan şiddet içeren çocuk duygusu üzerinde yarattığıdır. Bir çocuk elbette kendisine öğretilen, yaptırılan, anlatılan ve verilendir. Yani yönlendirilen ve iş yaptırılandır. Bütün bunlara Yusuf