Ah! Keşke bunun nasıl bir şey olduğunu,
nasıl ölündüğünü bilseydim! Fakat bu
korkunç bir şey! Bilemiyorum...
Onun adı bile dehşet verici ve bugüne
kadar o kelimeyi nasıl bu kadar
rahatlıkla yazıp söyleyebilmişim
anlayamıyorum.
Tanrım! Hapishane, ne kadar yüz karası bir şey! Orada her şeyi kirleten bir zehir var. Her şey, hatta on beş yaşındaki kızın şarkısı bile soluyor! Orada bir kuş buluyorsunuz, bakıyorsunuz, kuşun kanadı çamur içinde; elinize güzel bir çiçek alıp kokluyorsunuz: Pislik kokuyor.
Lal rengindeki o tatlı dudaklardan çıkan bütün bu ürkütücü sözler ne kadar da tiksindiriciydi! Bir gülün üzerinde gezinen bir salyangozun ardında bıraktığı sümük izlerine benziyor sanki.
(Hücresinin dışında ağıt benzeri bir şarkıyı mırıldanan küçük kızı dinledikten sonra)·Kitabı okudu
Artık, Bicetre'den fazlasıyla usanmıştım. İyi
kalpli Tanrı'nın bana merhamet etmesi gerektiğine ve en azından karşı binanın çatısında, benim için ötecek minik bir
kuş gönderebileceğine inanıyordum
Acaba yok edilmesine karar verdikleri kişide,
hayata dört elle sarılmış aklıyla, ölümü kabullenmeyen bir canın var olduğu fikri hiç akıllarına gelmiyor mu?