NeverMore, bir alıntı ekledi.
14 dk. · Kitabı okudu · 10/10 puan

“Son yaklaştıkça, anımsanan birtakım imgeler kalmaz artık, yalnızca sözcükler kalır. Zamanın, bir zamanlar benim sözcülüğümü etmiş sözcüklerle bana yüzyıllarca eşlik etmiş olan kimsenin yazgısını simgeleyen sözcükleri karıştırması garip değil aslında. Homeros olmuşluğum vardır; yakında Hiç Kimse olacağım Ulysses gibi: yakında Herkes olacağım; öleceğim.”

Ölüm ve Pusula, Jorge Luis Borges (İletişim)Ölüm ve Pusula, Jorge Luis Borges (İletişim)
NeverMore, bir alıntı ekledi.
16 dk. · Kitabı okudu · 10/10 puan

“Belki de bu, durumla ilgili ayrıntıların kötüye kullanılmasından kaynaklanıyor, bu yöntemi ozanlardan öğrendim, her şeye düzmece bir hava bulaştırıyor; çünkü ayrıntılar, gerçeklerle dolup taşabilirler ama gerçeklerin anılarıyla asla. Yine de daha özel bir neden keşfettiğimi sanıyorum.”

Ölüm ve Pusula, Jorge Luis Borges (İletişim)Ölüm ve Pusula, Jorge Luis Borges (İletişim)
Orhan Uzun, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Eşik
Bu yekpâre akış, durgun, derinden…
Her aynada yalnız kendi görünen
Bu yüz ve şifasız hüznü eşyanın
Kendi cevherinde mahpus bir ânın
Dağıttığı dünya hep yaprak yaprak,
Dalgın, unutulmuş sesleri uzak
Bir uykudan bana tekrar dönenler,
İçimde, dışımda hep aynı çember!
Bin elmas parıltı oyun ve halka
Küçük ve hiç değişmez dalgalarla
Bende bana meçhul akşamlar yoklar!
Gülen ve gömülen gölge ufuklar
Acayip davetlerin rüzgârında
Her lâhza yine kendi sularında!…

Uzakta, aya çok yakın bir yerde,
Çılgın ve muhteşem harabelerde,
Büyük sükûtların fırtınası var.
Mermer duvarlarda kırılmış sazlar,
Çok genç uçuşunda ve hangi haşin
Yıldıza gülerek çarptığı için
Alnında bir siyah nokta geceden
Kovulanlar ışık bahçelerinden,
Bütün ayrılıklar hepsi orada
Bu çıplak, ümitsiz ve saf duada.
Ve bir kadın beyaz, sakin, büyülü
Göğsünde kanıyan bir zaman gülü
Mahzun bakışlarla dinler derinde
Olup olmamanın eşiklerinde.

Garip telâşını, binlerce fecrin
Ocağında nezir güvercinlerin
Hülyâm o kıvılcım ve kül yağmuru
Çırpınır bu beyaz mahşere doğru!
Ey hiç şaşmayan göz, büyük atmaca
Gölgesi güneşin üstünde uçan
Dişi kuyruğunda ebedî yılan,
Ve üstüste rüyâ!
Bir ses yavaşça,
Bir ses, bin uykudan mahmur ve zengin
Zümrüt usaresi maviliklerin
Suların üstünde arar kendini
Yoklar, ömrün bütün sahillerini
Çizgiler silinir, ufuk bir beyaz
Çin kâsesi olur, toprak, yosun, saz
Hep birden tutuşur, nârin kemerler
Alevden sütunlar, altın, mücevher,
Ah bu çılgın yağma…Orman çatırdar
Ve çıplak aynası ufkun tekrarlar
Büyük masalını aydınlıkların.

Elele bir oyun bugün ve yarın
Bütün pınarlara koştum cevap yok
Tekrar bana döndü her attığım ok
Her çığlık önümde tutuştu, yandı
Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı,
Yabanî otlarla örtüldü duvar…
İlhamlı çehresi hilkatin sular
Kaç kere değişti önümde böyle,
Birbiri ardınca gün ve mevsimle…
Ve kaç kere bahar güldü derinde
Güllerin kanıyan bekâretinde
Taze gülüşüyle toprağın suyun…
Tılsımlı kadehi her susuzluğun
Ey şafaktan, sırdan, arzudan hayâl
Yıldızların bize ördüğü masal
Kaç kere yarattım tenhada seni
Beyaz kollarını, sıcak buseni…
Bakışın, gülüşün, neş’en ve hüznün
Ay altında bir gül nağmesi yüzün…

Evet çok bekledim, kaç kere hazan,
Dinç atlar koşturdu boş ufuklardan
Yeleler alevli, ağız köpüklü,
Bulutlar bir kanlı hiddetle yüklü
Geçtikçe batıya doğru önümden
Zâlim ümitlerle ürperirdim ben,
Duyardım her an uzlette bir yeni
Âlemin yıkılıp devrildiğini
Çılgın mahşerinde ses ve renklerin…
Benden sor sırrını mesafelerin
Benden sor ve benden dinle akşamı…
Rabbim bu sonsuzluk ve onun tadı…

Bir ses yavaşça der, bırak yalvarsın,
Hayat bu kapıda…ne çıkar varsın,
Nakışlar gülmesin beyaz taşında
Ölüme benzeyen bu susuzluğun
Çağlayan hayâller yeter başında…
Bir fikir, bir şekil dalında olgun
Bu ağır sallanan hazan meyvası,
Gurbet, mendillerin çırpınan yası,
Yüzler ki bir uzak müjdeye benzer,
Her türlü ışığa kapanmış gözler,
Her şey, hepsi, gülen, susan, kamaşan
Rengiyle toplanır bende ve akşam
Rüzgârla tarümar, mevsimle sarhoş
Gelir ta kalbimde düğümlenir…
-Boş…
Boş ve ümitsizdir akşamın hüznü
Bu tenha çeşmede bir an yüzünü
Seyredenler altın sazlar içinde
Ruh muammasının ürperişinde
Kaybolmuş sanırlar kendilerini…
Bırak bu tesadüf bahçelerini…
Hakikat çok uzak, karanlık, derin
Bir dille konuşur, büyük köklerin
Toprakla ezelden karışmış dili!
Geceyle ölümdür asıl sevgili
Bu ikiz aynada toplanır yollar
Karanlık yaratır, ölüm tamamlar.
Kaçalım seninle biz de geceye
Ölümün kardeşi saf düşünceye…
Yeter büyüsüne aldandığımız
Güneşin…biraz da yalnızlığımız
Kendi aynasında gülsün, gerinsin
Güvercin topuklu sükût gezinsin..

Huzur, Ahmet Hamdi TanpınarHuzur, Ahmet Hamdi Tanpınar

Bekle dedi, bekle dedi gitti ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi.
Özdemir Asaf

Alia İzzetbegovic ölüm yıl dönümü anısına.
Madem Bilge kral'ın ölüm yıl dönümü, bugünün Türkiyesinin siyasi iktidarının sahiplendiği bu adamı bir öğüdü ile analım. Bakalım acaba ne kadar Alia'nın çizgisinden gidiyorlar ve bugün Alia hayatta olsaydı eğer bunlarla kol kola girermiydi.


İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah'ın önünde hesap verecektir.

Evet günümüz iktidarı bu öğüdü ne kadar dinliyor acaba?

Seni seviyorum Bilge Kral. Mekanın cennet olsun...

Deniz ATAÇ, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Jakob'u uyarmışlardı. Elbise, şapkacı dükkanındaki yardımcısı Süryani Hanım, görülmeden bir hafta önce ona yalvarmıştı. Ermeniler'in götürüldüğüne dair söylentiler duymaya başlamıştı. Komşular, başka mahallelerde jandarmaların bazen gece yarısı gelip erkekleri topladığını anlatmışlardı. Annesi kaçsın diye yalvarmıştı. Jakob soyadının ölüm fermanı olabileceğine inanmayı reddetmiş, hepsine gülüp geçmişti. Ne de olsa birçok kimliğin, dinin ve dilin yüzyıllar boyu bir arada var olduğu Smyrna'da yaşıyordu. Bu şehirde cümleye bir dilde başlayıp başka bir dilde bitirebilirdiniz, kimse bunu yadırgamazdı. Farklı dinlerden kimselerin evlenmesi yaygın olmamakla birlikte, bir Müslüman'ın büyükannesinin Yahudi olmasi, adı Achilles olan birinin babasının adının Ahmet olması, bir Patterson'ın Ermeni ataları olması da duyulmamış şeyler değildi.

İzmir Hayaletleri, Loren Edizel (Sayfa 26)İzmir Hayaletleri, Loren Edizel (Sayfa 26)