Eskimolardan Kim Kaldı?, bir alıntı ekledi.
16 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ve öyle sanıyorum ki, beni ölüm döşeğimden çağırsaydın bile, yataktan kalkıp seninle gitme gücünü toplardım.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 48)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 48)

Bir umutsa yaşamak
Gece midir ölüm?
Ve bir rüya olursa geçmiş
Geleceğe bakacak mı zaman?
19-08-2017
Uğur UKUT

Raskolnikov, bir alıntı ekledi.
 1 saat önce · Kitabı okudu · 6/10 puan

15 Mayıs
__"Saygınlıklarını Korumak İçin Kendilerini Halktan Uzak Tutmaları Gerektiğini Düşünenler, En Az, Düşmanın Karşısında Ölüm Korkusuyla Gizlenenler Kadar Yerilmeyi Hak Eder."

Genç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von GoetheGenç Werther'in Acıları, Johann Wolfgang Von Goethe
Namık incekara, Son Ada'yı inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

SON ADA
Hayalinizde olabildiğince yalın ve az insanla dolu olan bir ada hayal ettiniz mi ? içinde çokça duygu barındıran bir hikaye bu adada yaşananlar. Aşk, dostluk mücadele gibi birçok durum var.
Ada halkını tabiri caiz ise kendi cennetlerini kurdukları bir yer. Ana karadan uzak ferah huzurlu.
İşte böyle bir ortamda yaşayıp giderlerken adaya yeni biri gelir. Darbe yıllarında ülkeye başkanlık etmiş biri yerleşir bu adaya ve artık adada hiç birey eskisi gibi olmayacaktır.
Gelir gelmez kendi düzenine insanları da alet eder. Yazar anlatan ve anlatanın sevgilisi Lara dışında tabi. Anlatıcı kitapta o kadar çok martılardan bahsediyor ki aklıma Martı Jonathan Livingston
Kitabı geldi neyse.
Bu adam yine allem edip kalem edip adaya komisyon kurar ve komisyon başkanında kendi olur derki hizmetin büyüğü küçüğü olmaz devlet tecrübelerimi adanın uygarlığı için kullanacağım.
Uygarlık katliam yapmaksa başka tabi
Adam o kadar kinle doludur ki gerçek ada sakinleri ve adandın esas sahipleri olan martıları telef eder aldığı kararla ama martılar akıllı hayvanlar ya intikam alırlar. Kafasına koyduğu fena fikirleri kurduğu komisyonla herkesi dâhil eder ve martılardan kurtulmak için bu seferde tilki getirilir adaya. Martı popülâsyonu azaldıkça tilkiler ürer piyasaya zehirli yılanlar çıkar falan.
Yani bu anlamsız inat yüzüne adada huzur nizam dostluk kalmamıştır.
Ada yakılmaya kadar gider bu seferde sırf tilkileri azaltmak uğruna.
Ada yanar ve tek sorumlusu baksan suçluluk duygusu hiç hisseder mi yıllarca devlet eliyle canlar almış biri ise hele de.
Bana göre asıl Kahraman kitapta bakkalın sakat oğlu. O kadar sıcak yazılmış bir hikaye. Livaneli darbe zamanlarını yaşadığı için bu dönemi güzel yazabildiğini düşünüyorum. Bir kedi bir adam bir ölüm dede yazmıştı.
Akıcılığı çok hoş ve hızlı okunan bir kitap umarım becermişimdir :)

İsimsizlik Üstüne
Yüzünü taşıyordum içimde
Bütün kuytular tanrılara ait
Bütün başakların tohumları göçebe
Biz ikimiz yoldaş gibiydik
Dallarımıza vurunca filizkıran fırtınası
Yok hükmüde sevdalar zulalardık
Yüzün tuhaf bir tanıdıklık gibiydi
Sesim ölümlerden ölüm seçerdi
Bir garip yılgınlık çökerdi bedenime
O vakit
Haritadan silinmiş bir mezraydı hayat
Koordinatlar bilinmiyordu
Ve şifrelenmişti her bir kapı
Bilinmeyen bir dilde ötüyordu
Kırmızı gagalı dağ kargaları
Kutsal kitaplar tozlanmıştı raflarda
Yelkenli bir gemiyi bekliyor gibiydi ispinozlar
Iskarpinler boyanmamıştı henüz
Henüz bir veri aktarılmamıştı sabıka kayıtlarına
Ve baristik raporları inceleniyordu kırık yüreklerin
Sıska bir çocuğun vitaminsiz gözleri ile sevdim seni
Ve bir neşter gibi parçaladım bütün mahrem örtüleri

Bogart'ın şiiridir hacılamayın.

İstersen binlerce insanla birlikte öl, yine de yalnız ölüyorsun.
Yapayalnız.
Sırayla değil ölüm.
Kitlesel değil. Geleneksel değil.
İlk defa sen ölüyorsun. Son defa sen...

Senai Demirci