Tarık Tufan’ın Hayal Meyal adlı romanı, insanın geçmişiyle hesaplaşmasını, aşkın bıraktığı izleri ve ölüm karşısındaki yalnızlığını konu edinen etkileyici bir eserdir. Yazar, okuyucuyu olayların heyecanından çok karakterlerin iç dünyasına davet eder. Bu yönüyle roman, psikolojik ve duygusal derinliği ön planda tutan bir anlatı sunar.
Romanın en dikkat çekici yönlerinden biri, Tarık Tufan’ın sade fakat şiirsel dilidir. Yazar, günlük hayatın sıradan ayrıntılarından güçlü duygular üretmeyi başarır. Özellikle yalnızlık, pişmanlık ve özlem duyguları etkileyici tasvirlerle okuyucuya aktarılır. Bu nedenle eser, olay örgüsünden çok atmosferi ve duygusal yoğunluğuyla öne çıkar.
Hayal Meyal, aşkı romantik bir mutluluk hikâyesi olarak değil, insanı değiştiren ve derin izler bırakan bir deneyim olarak ele alır. Aynı zamanda ölüm düşüncesi de roman boyunca hissedilir. Bu iki tema, kahramanın iç dünyasında birleşerek eserin duygusal gücünü artırır.
Sonuç olarak Hayal Meyal, insan ruhunun kırılganlığını, geçmişin ağırlığını ve hayatın geçiciliğini anlatan başarılı bir romandır. Tarık Tufan, güçlü anlatımı ve derinlikli karakterleriyle okuyucuya unutulmayacak bir okuma deneyimi sunmuştur. Özellikle psikolojik çözümlemelerden ve duygusal yoğunluğu yüksek eserlerden hoşlanan okurlar için değerli bir yapıttır.
Hayal MeyalTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20207,2bin okunma
Cadılar bayramı ile başlıyor kitap. Bu zamanda ölülerin ruhu özgürce insanlar arasında gezmektedir. Yazar da kendi ölülerini bekler. Ama istediği kişileri göremez de hatırlamak istemediğini görür. Tanıdığından daha farklı bir insan olarak gelir. Daha sakindir. Aslında ikisinin de çok farklı olmadığını söylemek için oradadır.
Kendi çocukluğuna dönen yazar babasıyla , onun yalanlarıyla ve zorlu geçen çocukluğuyla yüzleşir. Babası terk edilmiş bir çocuk, olduğu yerden farklı bir yerde olursa her şeyin düzeleceğine, daha mutlu olacağına inanan biri. Alk*l bu ruh durumunda onun biricik eşlikçisi. Bir yerden gelmek onun için önemli. O yüzden yalanlarına sığınıyor. Bir yerden geldiğini hissetmek istiyor, terk edilmiş biri olmak istemiyor. Yetersizliklerini alk*lle, şidd*tle ve yalanla çözen birisi.
İşçi sınıfı olarak yoksullukla geçen yıllar, ayak bağı olarak gördüğü ailesi, mutsuz, depresyonda bir eş ve kafası karışık, babalarının sertliği ve şiddetini yaşayan çocuklar ise onun gerçekliği.
Dışarıdaki imajı onun için önemli. Gittiği barda öfkeli, sert ve tehlikeli imajı bozulsun istemez. Değersizliği, yetersizliği ve kıl payı kaçırdığı başarışarıyla suçlayacak birilerini arar. Oğluna zamanında kendine öğretilen erkek benliğini öğretmek, oğlunda yumuşak gördüğü ne varsa yok etmek ister. Erkek yıkar, döker, kontrol eder ve sevmek zayıflıktır.
Ailenin bu hali çocuklara da tabi ki olumlu yansımaz. Yazarımız okulda başarılı bir çocukken zamanla okulu umursamayan bir çocuğa dönüşür. Kendini sigaraya, alk*le ve uy*ştur*cuya verir. Farkeder ki zamanla babasına benzemektedir. Onu anladığını hisseder. O da babası gibi olması gerektiği yerin başka yer olduğunu düşünür.
" Nasıl ki aynaya onun yüzünü görmeden bakamıyorsan, kendimden söz etmeden onu anlatamam."
Yazar samimi bir
Ben ilk defa böyle bir kitap okudum (yani uzaylı filan ) çok beğendim,çok da düşündüm .insanlar ile ilgili doğru tespitleri.gerçekten ucunda ölüm varken-bukadar kısıtlı zamanımız varken -bukadar boş şeylere vakit harcamamız;
“Acaba vejeteryan olabilirmiyim?,denesemmi?” diye de ara ara sordum kendime :)
Olgunluk ve acılarla doğmak zorunda bırakılan çocukların hikayesi. Kelimeler arasında sahneleri tahayyül etmeniz kitap sonunda okudum mu, izledim mi diye sorgulatır insanı.
Hislerini o kadar güzel yansıtmış ki tadını bilmediğim ve hiç bilmek istemediğim hislerin tadını aldırdı bu kitap bana.Babalar hep var olsun.Çünkü onlarsız bir dünya düşünemiyorum.Hele ki kız çocukları için yerleri çok ayrı.(Tabi her baba için değil yorumum.)
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
"Burada ölen yalnızca bedenimdir; ki zaten ölümlüydü , ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz. Düşüncem yaşayacak."
Erdal Öz; Deniz, Yusuf ve Hüseyin ile aynı ceza evinde kalmış. Deniz ve Yusuf ile gizlice konuşarak banka, adam kaçırma olaylarını detaylarıyla birlikte yazmış ve bizlere aktarmış. O sırada Hüseyin savunma yazdıği için onunla konuşma fırsatı olmamış.Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına yürürken bile fikirlerinden vazgeçmemiştir. Saygıyla anıyoruz!