Ne elimde bir öfke demiri,
Ne cebimde namludan çıkmış bir söz.
Dünyanın yükü omuzlarımda ağır,
Ama bende ne taşkınlık var, ne göz.
Silahım yok benim, sigaram var...
Par par yanan bir kor dudaklarımda.
Geceyi kurşunla değil,
Dumanla vuruyorum sokaklarında.
Çatışmaya vaktim yok, derdim derin,
Kavgalardan süzülüp gelmişim sakin.
Her fırtınada bir fırt çekip içime,
Kendi külümden doğarım lakin.
Barut kokusu kirlidir, bilirim,
Bize tütünün yalnızlığı yaraşır.
Bir kıvılcım yeter karanlığı delmeye,
Duman gider, geriye efkârı kalır.
Kim daha temiz ?
Üstü başı parlayan mı ?
Yalan konuşmayıp yüreği ışıldayan mı ?
Kim dost ?
Yara bandı yapıştıran mı ?
Yaralarını öğrenmeye çalışan mı ?
Hangisi gerçek ?
Ölüm mü ?
Yaşam mı ?
"Zaman, herkesin izini yavaş yavaş siler.
Ölü, öldüğü gün hatırlanır;
gelin, geldigi gün deger görür.
Sonra hayat kaldığı yerden devam eder.
Bu yüzden ne övgüye fazla güven, ne de unutulmaya üzül.
Çünkü zaman, en güçlü alkışı da en derin acıyı da sessizce tüketir."