Yine çarşamba, yine perşembe, işte cuma! Cumartesi... Bu ertesiler yok mu ertesiler! Bu ertesiler, o kendilerini birşey sanan insanlara benzer. Sanki devam ediyorlar. Sanki bir bayramı, bir oh deyişi, bir sevişmeyi, bir sulhu,bir özgürlüğü, bir oyunu,bir aşkı, bir kardeşliği, bir dudak dudağa,bir anlaşmayı decam ettiriyorlar; yalancılar! Pazartesi! Yürü geç git!
Kimine dar, kimine bolsun; pazartesi! Pazartesi! Sanki pazar bir şeymiş de onun bir de yarını, ertesi günü var. ... Geç git pazartesi sen de!.. Sende de iş yok!
Dunyada hiçbir şeyden zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmem. İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı. İnsanoğlu her şeyden evvel içindeki bu kıskançlıklardan, bu kinlerden, bu ahlaksızlıklardan daha pis şeyi söküp atmalıdır.
Uçurtma dermiş ki:"Ah! ipim olmasaydı!", Kant'ın güvercini daha ileri gitmiş:" Bir de şu hava olmasaydı!.." demiş. Her ikisi de kendilerini gökyüzüne yükselten şeyin bu iple, hava olduğunu unutmuşlar...