yeLizLe

yeLizLe
@yeLizLe
Ankara
Ankara, 7 Eylül 1978
106 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Adın, cinsiyetin, dinin, dilin, ırkın ve dünya görüşün ne olursa olsun o demir kapı ardından gümbürtülerle kapanıp da o sürgü “taaak" diye çekilince ve sürgünün kapanan sesi dar ve karanlık koridorda yankılanıp usul usul karanlığa karışırken tüm varlığınla suçlusundur artık.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ulucanlar cezaevi…
Şimdi güneşin de tutuklandığı bir dönem başlıyordu, şu uzayıp giden koridorun sonunda. Elleri ayakları zincirli, prangalı ve hiç uğruna idama mahkûm gencecik çocuklar da bu koridorlardan mı yürütmüşlerdi? …Öyle mahzun, öyle tedirgin…. Şu kara taş zemine, o yorgun ayaklarıyla basıp başları dik öyle yürüdüler mi?
Ulucanlar cezaevi …
….sağcısı, solcusu, dincisi ne çok insan bu cezaevine tıkılmış ve zindanlarda ellerine ayaklarına pranga vurulup da günlerce, gecelerce işkence edilmişti. Kimin suçlu kimin haklı olduğunun asırlarca tartışılacağı bir güç kapışmasının da sembolüydü Ulucanlar.
Suç varsa ceza da olacaktır. Ulucanlar zindanlarına kapatılanların büyük çoğunluğu düşünce suçlusuydu ve düşüncenin suç ilan edildiği bir ülkenin cezaevleri her zaman tartışılacaktır.
Ulucanlar cezaevi …
Necip Fazıl Kısakürek diğer yanında Nazim Hikmet karşılıyor gelenleri… Öyle ya bir sağdan bir soldandı adaletin tecellisi… ….. Bu iki çelik iradenin sizi karşılaması tüm ön yargıları sıfırlıyor… Acının dili, dini, siyasi görüşü yoktu işte…