Peki neyin peşinde koşuyoruz? Aşamaları böyle atlamamıza iten hedef ne? Neye geç kaldık şimdiden? Çağımızın hangi konuda treni kaçırdığını söyleyeceğiz? Iskalamakta olduğumuz hayatın kendisi. Hatırlatmak gerekir mi? Hepimiz bitiş çizgisine varacağız. Hem de oldukça çabuk. Her şey yolunda gittiğinde ise fazla aceleci davranmaya istekli olmayanlarımızın sayısı oldukça kabarık yine de. Ne var ki, korkuyoruz.
İşte tepenin üstünde tek başına bir kavak ağacı görünüyor; onu kim dikmiş, neden orada Tanrı bilir. Düzgün gövdesinden ve yeşil giysisinden gözünü ayıramıyorsun. Bu yakışıklı mutlu müdür? Yazın yakıcı sıcağı, kışın ayazı ve Kar fırtınalarını, sonbaharda sadece karanlığı gördüğü ve öfkeyle uluyan serseri bir rüzgardan başka bir ses duymadığı korkunç geceler, asıl önemlisi de ömür boyu yalnız, yapayalnız...