Onu pencerenin o şiirsel çerçevesi içinde böyle görünce, düşündüğüm kadın olduğuna inanmak istemedim, çünkü hayatımın en sonunda kötü bir romana bu kadar benzeyebileceğini kabulmek gelmiyor içimden.
Damat eve gelmeden gelinliğini giymeye yanaşmamıştı. "Düşünsene bir kere" demişti bana, "hiç gelmese daha da sevinirdim, ama gelinliğimi giymiş olarak ortada kalmaya dayanamazdın."
Kendi düşüncesine göre, kapalı yerdeki çiçeklerin kokusunun ölümle yakın bir ilişkisi olduğunu sık sık söylerdi bana, o gün de tapınağa girerken aynı şeyi söylemişti, "cenazemde çiçek istemem ha" demişti bana, ertesi gün oraya çiçek konmaması işiyle benim uğraşacağımı aklına bile getirmeden.