zeynep

zeynep
@yepppuda
res cogitans
1996
905 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 577)
832 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Korkulan ve tehlikeli bir hayvan olan kobra Antik Mısır'da güçlü bir semboldü. Arada sırada kraliyet başlıklarının ön tarafına yerleştiriliyordu. Bu sembol, güneş tanrısının kendi gözüyle seçtiği hükümdarın göz korkutucu ve saygın otoritesini ve onu koruyup kollayan tanrıçayı temsil ederdi.
Sayfa 68 - Kanes Yayınları
Araştırma-İnceleme
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yeni Krallık döneminde Antik Mısır'da sikke veya başka türde para birimi yoktu. Genelde ödemeler ekmek ile bira gibi ürünler kullanılarak yapılırdı. Takas alışverişin normal bir parçasıydı ve deben adı verilen, yaklaşık 90 gram bakıra denk gelen bir takas birimi vardı. Farklı malların görece de­ ğerlerine bu ölçü birimine göre değer biçilebiliyordu.
Sayfa 65 - Kanes Yayınları
Araştırma-İnceleme
Mısır takvimi her biri otuz gün olan on iki aydan oluşur­du. Gerçek güneş yılına tamamlamak için tanrıların doğum günleri olarak belirlenen beş gün bu takvime eklenirdi. Şu anda bir yılı 365 gün 6 saat olarak kabul ediyoruz ve mo­dern takvimde her dört yıldan biri "artık yıl" olarak kabul ediliyor. Temellerinde tarım olan bir toplum olarak Mısır yılı dört aylık üç mevsime bölünmüştü; taşkın, yetiştirme ve hasat. Belli tarihler hükümdarın saltanat yılıyla ilişkilendi­rilmişti. Örneğin, Aakheperure Amenhotep'in saltanatının 12. yılı, hasadın üçüncü ayının 17. günüydü.
Sayfa 65 - Kanes Yayınları
Araştırma-İnceleme
Büyük oranda sodyum karbonat ve sodyum bikarbonattan oluşan natron, kuru göl yataklarında doğal olarak bulunan bir maddedir. Mumyalama işlemi için bu maddeden bolca kullanılıyordu ve mumyalama endüstrisi için gereken deva­sa miktarlar, çöl ile şehir arasında mekik dokuyan eşek kervanları sayesinde temin ediliyordu.
Sayfa 34 - Kanes Yayınları
Araştırma-İnceleme
Mısırlılar kalbi birinin fiziksel varlığının, zekasının ve duy­gularının merkezi olarak görüyordu. Kişi hayattayken his­sedilen nabız öldüğünde dururdu. Korkudan romantizme kadar tüm duygular nabız hızını etkiliyordu. Diğer yandan beyin ise sadece kişinin kafatasındaki boşluğu dolduran bir şey olarak görülüyordu. Doktorların kafatasının farklı şekil­lerde kırılmasının sakatlanmaya veya ölüme neden olabilen bilinç kaybına ya da felce yol açtığını Il. Amenhotep döne­minden çok önce fark etmesine rağmen beynin görünürde hiçhir işlevi ya da dini önemi yoktu.
Sayfa 33 - Kanes Yayınları
Araştırma-İnceleme