“Çoğunun güçsüzlük sandığı yalnızlık, yalnızlığınca kalabalıklaşmasını öğrenmiş insanlar için en büyük güçtür. Boşuna, yalnızlık Allah’a özgü, denilmemiş. Yalnızlık güçlülük olmasaydı, insanlar göksel dinin tek Tanrısını, yalnız başına değil, kalabalık bir aile babası olarak tasarlarlardı.İşte bu nedenle, bana yalnızlığımı sevdiren, yalnızlığımın değerini öğreten erkeklere de kadınlara da teşekkür ederim.”
“… Herkes her yaşta çocuktur. Aradabir, ‘Verin bulutlarımı, onlar benim oyuncaklarımdı! Verin annemin türkülerini!’ diye bağırasım gelir. Sonra da gülerim kendime. Elli yaşında bir adamın, ‘Verin oyuncaklarımı!’ demesi gülünç değil mi? Ama nice gizlersek gizleyelim, hepimiz her yaşta yine çocuğuz; kimimiz elli yaşında bir çocuk, kimimiz yetmişinde bir çocuk… İyi ki çocukluklarımızdan bir küçümen parça içimizde gizli kalıyor. Yoksa büsbütün çekilmez olurduk.”
“…Fiyaka, caka biyana, kendini düşünmeyen, başkalarının yardımına koşan şövalye ruhlu adam.Kimseye boyun eğmemek, haksızlık yapmamak çabası içinde olan bir adam. Böyle bir adamın bu memlekette huzur bulacağına inanıyor musun? Hiç sanmam.”
“…Eğitim diye, iyi adam yetiştirmek diye, çocukların, gençlerin önüne boylarınca dikenli çalılar koyuyorlar. Bu dikenli çalılar arasından sıyrıklar, yara bereler içinde geçip, kan içinde kalıp kurtulmak zor… Bişeylerin, önemli bir şeylerin değişmesi gerekli. “İyi adam” deyince büyükler, yumuşakbaşlı, kabuğuna büzülmüş, nemegerekçileri anlıyorlar; hep böyle yılgın insan yetiştiriyorlar. Oysa ilerleme hep başkaldırmalardan, aşırılıklardan, kabına sığmazlıklardan doğmuştur.”