Gazali'nin nihai hedefi, tahriptir, yıkımdır. Yani amaç sadece felsefi kanıtlama yöntemlerinin zaaflarını ortaya koymak değil, aynı zamanda bu zaafları ortaya koyarak filozofların o ilmi otoritelerini tahrip etmektir. Daha genel bir tutarsızlık fikrinden bahsedilecek olursa, Gazali Tehafüt'ünde filozofların hem kendi epistemolojik ilkeleriyle hem aklın genel ilkeleriyle hem de dinin ilkeleriyle çeliştiklerini, dolayısıyla hem yöntem, hem akıl hem de dine ait ilkeler bakımından tam bir tutarsızlık sergilediklerini göstermek istemiştir. Kuşkusuz İslam düşüncesinin özgünlüğü ve farklılığı, düşüncenin vahiyle kurduğu bağlantının niteliği ile ilgilidir. Gazali Mutezile ve Meşai geleneğin bu ilişkiyi zedelediğini düşünüyordu. Tehafüt el-felasife bu endişenin ürünüdür. İslam felsefi geleneğinin en önemli problemi olan "akıl-vahiy" ilişkileri hangisinin merkezi değer olacağı ile ilgilidir. Kuşkusuz Gazali, akla değil, Yunan aklının merkez olması gerektiği düşüncesine karşı çıkıyordu. Gazali'nin olumlu ve olumsuz yönde kendisinden sonra etkili olduğu açıktır. Ancak İslam dünyasının gerilemesini sadece Gazali'ye bağlamak indirgemeci bir anlayışın bayat bir ürünü olarak karşımıza ancak öyle çıkar. Hayatının sonrasında bile kimilerine bir kahraman kimilerine ise yozlaşmış felsefenin içini boşaltmış biri olarak görülür velhasıl kelam Gazali felsefenin aynası kim neyi görmek isterse onu görür.