Bu insanın bir tek sözüyle bütün bu koca kitlenin (bu kitleye bağlı, ufacık bir kum tanesinin: kendisinin) suya, ateşe, cinayete, ölüme ya da müthiş kahramanlıklara atılabileceğini hissediyor, bu yüzden yaklaşan bu sesin önünde ürpermekten, donup kalmaktan kendini alamıyordu.
Her general, her asker kendisinin bu insan denizi içinde bir kum tanesi olduğunun farkındaydı ama aynı zamanda bu muazzam bütünün bir parçası olmakla kendilerini iki kat güçlü hissediyorlardı.
Doğruyu anlatmak çok güçtür, bu konuda gençler pek yetenekli sayılmaz. Onlar kendisinden, tepeden tırnağa ateşle nasıl yandığının, kendini bilmeksizin bir bora gibi kale nizamına nasıl saldırdığının, içeriye nasıl daldığının, sağı solu nasıl biçtiğinin, kılıcıyla etleri nasıl doğradığının, sonra bitkin bir hâlde nasıl düştüğünün, buna benzer şeylerin hikâyesini bekliyorlardı. O da onlara bütün bunları anlattı.