Yeşim

Bilim inancının öngördüğü, cüretkâr ve nihai anlamda doğruluk/hakikat peşinde olanlar, hiç kuşkusuz, böyle yaparak yaşam, doğa ve tarih dünyasından başka bir dünyayı olumlar, ve bu "başka dünyayı" olumladıkları müddetçe, aynı anlama gelmek üzere muadilini, bu dünyayı, dünyamızı da yoksamaları gerekmez mi? Lafı nereye getirdiğimi anlamış olmalısınız: kısaca demem o ki, bilim inancımız hâlâ bir metafizik inanç temelinde yükseliyor.
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bilinç, denebilir ki, bizi doğa düzeni içinde ayrı bir yere koyar ya da doğa düzeninden koparır. Mantığımız bizi şempanzelerden ayırır. Tüm gününü bilfiil yiyerek, sıçarak, uyuyarak ve sikişerek geçiren insanın böylesi şeylere inanmasının güçlüğü, böylesi görüşleri somutlayan kaçış yollarına olan ihtiyacın büyüklüğünü gösteriyor. Gerçeklikle yüzleşme korkaklığı o kadar derinlere işler ki, insanı kendine dair en çıplak olgulara gözünü kapamaya götürür.
1000Kitap
Kaba deneyimde ya da şokta, en içten düşüncelerim açısından, yalnızca var olduğumun bariz bir göstergesiyle tanışmış olmakla kalmam, o an varoluşuma inanmam doğrultusunda ivedi bir çağrı da almış olurum... Deneyim, birbiri ardından gelen ve hafızada yer eden şok dalgaları olarak ne olduğunu anlamakta zorluk çeksek bile, mevcut bir ortamda konuşlanmış bağımsız varoluşlar dünyası demektir. Deneyime inanmak doğaya inanmaktır.
”bir yokluğun her türlü varlıktan çok daha fazla yer kaplayacağını asla düşünmezdim.”