Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Resûlullah efendimizin Kur’ân-ı kerîm’de geçen isimlerinden biri de Kur’ân-ı kerîm’in kalbi olan Yâsîn sûresindeki “Yâsîn” kelimesidir.
Ulemâ-i râsihînin büyüklerinden olan Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri; “Yâsîn, ey benim muhabbet deryâmın dalgıcı olan habîbim, demektir.” buyurmuştur.
Resûlullah efendimizin güzelliğini en iyi görüp anlayan ve anlatanlardan biri de zevcât-ı mutahheradan, müminlerin annesi Hazreti Âişe idi. Âişe “radıyallahü teâlâ anhâ” âlime, müçtehîde, akıllı, zekî ve edîbe idi. Gâyet belîğ ve fasîh konuşurdu.
Kur’ân-ı kerîm’in mânâlarını, helâl ve harâmları, Arap şiirlerini ve hesap ilmini çok iyi bilirdi. Resûlullahı medh eden şu iki beyti Âişe “radıyallahü teâlâ anhâ” söylemiştir:
Ve lev semi’û ehl-ü Mısre evsâfe haddihî.
Lemâ bezelû fî sevm-i Yûsüfe min nakdin.
Levîmâ Zelîhâ lev reeyne cebînehû
Le âserne bil-katil kulûbi alel eydi.
“Eğer Mısırdakiler, Onun (peygamber efendimizin) yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı, güzelliği
dillere destân olan Yûsuf aleyhisselâmın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Bütün mallarını, onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Zelîhâ’yı Yûsuf aleyhisselâma âşık oldu diyerek kötüleyen kadınlar,
Resûlullah’ın parlak alnını görselerdi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi de acısını duymazlardı.”