• MUHARREM AYI ve AŞURE'miz
    Malumunuzdur ki Muharrem ayındayız. Hadis-i şerifler Ramazan ayı dışında orucun en faziletli olduğu ayın Muharrem olduğunu beyan eder. Bir adam Peygamber efendimize gelerek Ramazan dışında oruç tutacağı bir ayı sorar. Peygamberimiz s.a.s Ramazan dışında bir ay oruç tutacaksa Muharrem ayında oruç tutmasını tavsiye etmiştir. Muharrem ayı aynı zamanda saygın yani haram aylardandır. Muharrem yeni yılbaşı ayıdır. Hicrî takvim yılı Muharrem ayı ile başlar.
    Muharrem ayının onuncu günü aşure (âşûrâ) günüdür. Bugün, öteden beri saygı görmüştür. Mekke müşriklerinden bile bugünde oruç tutanlar vardı. Yahudiler de bugünde oruç tutuyorlardı. Peygamberimiz bugünde oruç tutulmasını istemiş ancak farkındalık olsun diye tek gün değil de gün ilavesiyle iki veya üç gün tutulmasını tavsiye etmiştir.
    Bugün için pek çok tarihî olay söylenir fakat büyük çoğunluğu uydurmadır. Doğru olanları şunlardır: Hz Adem'in tövbesi bugün kabul edilmiştir. Hz Nuh'un gemisi bugün Cûdi dağına oturmuş ve tufan bitmiştir. Hz Musa ve beraberindeki İsrail oğulları bugün yol haline gelen denizden geçmiş ve Firavun ile taraftarları denizde boğulmuştur. Hz İsa bugün doğmuştur. Bir de tarih boyu üzüntü sebebi olan Kerbela olayında Hz Hüseyin efendimiz bugün şehid edilmiştir. Onun öcünü alan Muhtar es-Sekafî'ye minnet borcumuzu takdim ediyoruz.
    Müslümanlar bu mübarek gün için neler yapmalı: Bu güne öncesine ve arkasına birer gün ilave ederek iki veya üç gün oruç tutalım.
    Peygamberimiz bugün ailesi için alışveriş yapıp onlara rahatlık yaşatanlara ALLAH yıl boyu rahatlık yaşatsın diye duası olduğuna göre bugün gıda maddesi olarak ne varsa hepsinden az da olsa satın alalım. İşte tam bu noktada alimlerimizin çok önemli bir tavsiyesi var: Âşûrâ günü bütün gıda maddelerinden az da olsa satın alın. Sonraki günlerde bu gıda maddeleri daha bitmeden yenisini alın ve âşûrâ günü aldıklarınızın artanı ile karıştırın. Bu bitmeden yenisi ile tekrar tekrar karıştırıp yılı böyle böyle tamamlayın. Böylece tüm yıl bereketlenmiş olur.
    Bir de aşure çorbamız var. Kimileri buna bid'at diyebilir. Siz kulak asmayın bu gibi laflara. Bidat-ı hasenedir.(Guzel bir bidat yeniliktir.)Çorbayı pişirin ve dağıtın. Müslümanların kardeşlik duygularının artmasına vesile olur.
    Yeni yılımız, Muharrem ayımız ve âşûrâ günümüz hayır ve bereket dolu olsun. Ümmetin izzeti için dua edelim. Dua ve selam ile. Prof Dr Orhan ÇEKER
  • Yaşarken herkese o kadar kötü davrandı ki, öldüğünde yanında kimse yoktu.
    Charles Dickens
    Sayfa 67 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Jillian, acı bir geçmişi paylaştığı ikizini bulmaya çalışırken, Yılbaşı Arifesi'nde tarihin yeniden yaşandığını keşfeder. Çünkü 1937 yılında Isla gibi başka bir genç kız iki kişiyle birlikte aynı trenden kaçırılmıştır. Jillian ve Samuel, olayı çözmek için gece yarısında Doğu Ekspresi treninde yolculuk ettiklerinde kendilerini çok farklı bir durumda bulurlar.
    Kitap sevdikleriniz için neleri göze alırsınız diye soruyor.️
  • Şu ölümlü dünyanızdaki her şey sizin eseriniz. Bu dünyayı sadece insanoğlu şekillendirdi ve yaşamlarınızdaki iyi ya da kötü her şey sadece kendi eseriniz. Sorumluluğu başkalarına yıkmaya ne kadar da heveslisiniz!
    Charles Dickens
    Sayfa 46 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Etrafındaki insanlar için parmağını kımıldatmayabilirdi. Ama o, insanlara değer vermeyi ve çevresindekileri mutlu etmeyi seçti.
    Charles Dickens
    Sayfa 35 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • “Birilerine söyleyin...” diye fısıldadı çocuk. “Birilerine söyleyin benim burada olduğumu.”
    Eduardo Galeano
    Sayfa 79 - Can Sanat Yayınları 5. basım 2017
  • Bir Rum arkadaşıma sevimli bir kız soruyor:

    “Biz İstanbul’ a 1984’te geldik. Siz ne zaman geldiniz?”

    Arkadaşım sakince cevaplıyor “3000 yıl önce.”
    Bu hayatın bizim gibi farkına varmadılar, bunun hazzını çıkaramadılar.
    Bir Rum evinden gelen bir tepsi musakkaya karşılık annenin gönderdiği bir Anadolu mantısı
    ya da bir Ermeni evinden gelen midye dolma ve buna karşılık bir koca tabak baklava.
    Zeytinyağlıyı, balığı Rumların elinden,
    dolmaları topiği Ermenilerin elinden,
    hamuru Türklerin,
    eti Kürtlerin elinden yiyeceksin.
    Elden ele, komşudan komşuya, cenazede, mutlulukta, bayramda bunlar paylaşılırdı
    ve bunun farkına varırdın.
    Tabii yemekler, tatlılar. Bu renkler gitti, tatlar gitti, komşulara dağıtılan irmik helvaları, paskalya çörekleri, yumurtalar…
    Mesela dedem hacıydı
    ama Paskalya zamanı yumurta tokuştururdu benim arkadaşlarımla,
    yılbaşında başına kukuleta takardı,
    yılbaşı kutlanırdı
    ama Kandil’de de radyo başına geçilip Kandil dinlenirdi.
    Mevlitlere gidilirdi,
    kilisedeki düğünlere giderdi bu hacı hocalar, anneanneler.
    Yakın biri öldüğü zaman bizim mevlit olurdu
    Rumlar, Ermeniler, Yahudiler başörtüsü takıp bizim eve gelir, duaya katılırdı.
    Bu dünya, bu söylediğim şeyler hayat kaybı değil midir?
    İster Arap olsun, ister Kürt olsun, ister Türk olsun, Rum, Ermeni, bu medeniyetler, burada yaşayan kültürler, bunların hepsi yetiştikleri yerin iklimine göre davranmıştır.
    Adam bir yere köy kuruyor, rüzgârı nerden alacağını, sabah güneşinin nereye geleceğini, köyün evlerinin yüzünün nereye bakacağını hesaplıyor.
    Sahip olmak bu demektir, yoksa dünyada toprak herkesindir.
    Sınırsız bir dünyaya inanıyorum ben.
    Benim yerleştiğim, köklerimin yerleştiği bir yer varsa köklerim o topraklara, o denizlere göre hareket ediyor.
    Sen bu kökleri, o tohumları yok edersen, yerinden yurdundan edersen ve onun yerine benimkiler geçsin dersen
    dünya harikası bir caminin dibine gökdelen koyarsın.
    Yahu Şirince’de dünyanın en güzel zeytinlerinin olduğu yere Mübadeleyle gelen insanlar tütüncü.
    Zeytin ağacı hiçbir şey ifade etmiyor.
    Ama bir Anadolu Rum’u için zeytin ağacı onun ayrılmaz parçası.
    Oraya yerleştirdiğin adamsa bundan hiçbir şey algılamıyor.
    Kim mutlu oldu lanet Mübadele’den ne Müslümanı ne Hıristiyanı.
    Anadolu kurudu.
    Koskoca üzüm bağları, incirler, yemişler, meyveler, her şey kurudu, beton oldu.
    Dünyanın her yerinde bütün işgaller, savaşlar, bütün yer değiştirmeler aynı zamanda hayatın tadına karşı da yapılmıştır.
    Hepsi dindar, hepsinin dinleri var.
    Eğer Tanrı’ya inanıyor ve tapınıyorlarsa bence bu Tanrı’ya yapılmış en büyük ihanettir.
    Çünkü herkes başka bir dünyada daha rahat edeceği endişesiyle ibadet ediyor oysa dünya denilen yer bir cennet.
    Sen bu yaşadığın cennete ihanet edersen, öbür tarafın hangi kurgusuyla uğraşacaksın?
    (Uğur Yücel’le yapılan söyleşiden)