Emin K., bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor

Sosyal hayat şimdilik bir karmaşa halinde. Biz yılbaşı kutlaması yapıyoruz, bizi gâvur âdeti uygulamakla suçlayan komşularımız ise ganyan bayisidir.
Bu "Türk Muhafazakârlığı" üzerine çalışmak lazım. Yeterince kafa yorduğumuzu sanmıyorum.

Huzursuz Bacak, Mustafa KutluHuzursuz Bacak, Mustafa Kutlu

Bir süre sonra 😓
unutursun demişti 😓
Kaç doğum günü 😓
Geçti ustunden😓
Kaç yılbaşı...😓
Unutmadım..😓
Ya ezberim çok iyi😓
Yada acim çok derin😓
Bilemedim😓

ROMANTİK AŞK, Cezayir Menekşesi'ni inceledi.
22 May 15:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Güzel sarışınımız Selin, başarılı bir iç mimardır. En yakın arkadaşı Emoş'un çalıştığı şirketin yılbaşı partisine katılır Selin, Emoş ile birlikte. Ve bu partide gördüğü adama adeta vurulur. Bu adam, hiç kuşkusuz ders verdiği okulda kendisine "Buz Pelerin" lakabı takılan Kuzey Doğan'dan başkası değildir.
Kuzey, kendini aşktan arındırmış, kadınlarda sadece tutku arayan bir adam. Aynı kuzenleri gibi. Ünlü ve başarılı bir avukat ...
Burcu Büyükyıldız'ın kitaplarında en sevdiğim şey, kalabalık aile-kuzen ortamı...
Kitap kesinlikle güzeldi. Tavsiye ediyorum. iyi okumalar...

Sefer Fındık, Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'yi inceledi.
21 May 21:43 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yılbaşı gecesi Tarlabaşı sokaklarında işlenen bir cinayeti araştırıyor Başkomiser Nevzat. Cinayet tam bir sır perdesi. Bir okuyucu olarak katili tahmin edemedim kimsenin de edebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Ahmet Ümit güzel gizlemiş.

Tarlabaşı hakkında da ayrıntılı bilgiler veriliyor. Geçmişi, bugünü, halkı hakkında bilmediğim şeyler öğrendim. Ayrıca gezi parkı olaylarına da yer verilmiş. Bu da hoşuma giden şeylerdendi.

Kitap gayet sürükleyici. Okumayı bıraksanız bile aklınız kalıyor. Polisiye türünün üstünde bir kitap. Okuyun, okutun arkadaşlar tavsiyedir.

Nizar Kabbani - Kudüs
Ağladım tükeninceye kadar gözyaşlarım
Namaz kıldım sönünceye dek kandiller
Usanıncaya kadar rüku ettim
Muhammed'i sordum sende kaybolan
Ey Kudüs, ey nebilerin çıktığı şehirEy Kudüs, ey şeriatler feneri
Ey parmakları yanan güzel çocuk
Hüzün var gözlerinde, ey iffet şehri
Ey Resulün uğradığı bahçe
Kaldırımlarında hüzün var
Minarelerinde hüzün var
Ey Kudüs, ey karalara bürünen şehir
Kim çalacak çanlarını Kıyamet kilisesinin
Pazar sabahları
Kim taşıyacak çocuklara oyuncakları
Yılbaşı gecesindeEy Kudüs, ey hüzünler şehri
Ey gözlerinden kocaman yaşlar akan
Kim durduracak düşmanları
Üzerine çullanan, ey dinlerin incisi
Kim silecek kanları duvarlarından
İncil’i kim kurtaracak
Kim kurtaracak Kur'an’ı
Kim kurtaracak Mesih’i kendisini öldürenlerden
İnsanlığı kim kurtaracakEy Kudüs, ey şehrim
Ey Kudüs, ey sevgilim
Yarın, yarın çiçek açacak limon
Sevinecek yeşil sümbüller ve zeytin
Gözler gülecek
Geri dönecek göçmen güvercinler
Tertemiz yuvasına
Ve geri dönecek çocuklar oynamaya
Buluşacak babalarla oğullar
Ey memleketim
Ey barış ve bereket şehri

mahmut yiğiter, bir alıntı ekledi.
15 May 23:06 · Kitabı okuyor

Newroz
Sultanca bir destan olan Newroz'un kutlanması
Eski Kürdistani geleneklere uygun olarak
Sevinç ve şenlik mevsiminin adlandırılması
Ki onlar yılbaşı adını verirlerdi
Ve kavuşma bayramı olarak sayarlardı.

Mem û Zîn/ Ehmedê Xanî Latince'ye Çeviri, Mehmet Emin Bozarslan (Sayfa 32 - Deng yayınları)Mem û Zîn/ Ehmedê Xanî Latince'ye Çeviri, Mehmet Emin Bozarslan (Sayfa 32 - Deng yayınları)
Burcu'dan, Grapon Kağıtları'ı inceledi.
14 May 23:16 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Mayıs,2018

Didem Madak'ın hayatı hakkında bir şeyler okumadan kitaplarının sayfalarını çevirmeye elim gitmedi bir türlü. İnternet ortamında çok şiirine denk gelmiştim ama yaşamına dair çok şey bilmiyordum. Bu yüzden röportajlarını okudum,videolar izledim.

İzlediğim bir videoda "Kibritle oynayan bir çocuğun muzipliğini hissettim hep şiir yazarken ve genelde de yangın çıktı. Birileri hep kaçmamı söyledi, (yangın) yanan yeri bırakıp kaçmamı söyledi ama ben hep o yanan yeri grapon kağıtlarıyla süslemeye çalıştım." diyor ve böylece benim kararsızlığıma son noktayı koyuyor ,ilk hangi kitabını okuyacağıma karar veriyorum: "Grapon Kağıtları".
Bu kitabını şiirlerinde de hep var olan kardeşi Işıl'a ithaf ediyor Didem Madak.

Arka kapağında "Bu kitapta yer alan şahıs ve mekânların gerçekle alâkaları tamdır. Kahramanları hep yanlış ata oynayanlardır. Kediler, kadınlar, muhabbet kuşları, gözyaşları... hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır. Şiirden hazzetmeyenler, Grapon Kâğıtları'nı yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çağırma seansında, inatçı ruhlara seslenen uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler." diyor Didem Madak.

Şiirlerinde annesi Füsun'a, kardeşine, dostu Müjde Bilir'e, kadınlara, kedilere, kuşlara ve daha nice şeye sesleniyor.
Sayfalardan bize gösterdiği, hissettirdiği sevgisini, hüznünü, özlemlerini bir kaç alıntıyla hep birlikte tekrar okuyalım.
Kardeşine olan sevgisini, düşkünlüğünü cümleleriyle hissettiriyor.

"Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda
Ben Işıl'ın yelkenini üflememiştim
Bensiz uzaklara gitmesin diye"(sayfa 14)

"Işıl. Uzun siyah saçlı kız
Bu rutubetli mektup selamlarla doludur."
(sayfa 32)

Annesinin kaybının onda yarattığı yıkımı, annesine duyduğu özlemi şiirlerinin her dizesinde hissediyoruz.

"Şimdi mucizevi bir yerdeyim
Muc'un ucuz evinde
Sanki mürekkebi rutubet olan bir kalem
Duvarlara hep senin resmini çiziyor
Dili geçmiş zamanda birçok resim,
Hep gülümsüyorsun
Aklının ortasında mavi bir yıldız varmış gibi
Ve o yıldız karanlık bir şubat akşamında
Durmadan soluyormuş gibi."(sayfa 16)

"Vişne bahçeleriyle dolu
Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
Bazen ölmek istiyorum
Beni yeniden doğurman için
İri, ekşi bir vişne tanesi gibi."(sayfa 17)

Şiirinde Maviş anne diyor Müjde Bilir'e
"İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim biri mutsuz
Ben ölürsem maviş anne, mutsuz için
Dünyanın bütün sabahlarına bir bilet al.

Ben ölürsem mutsuza iyi bak!"(sayfa23)

Okurken o kadar çok dizenin altını çizmişim ki yazsam neredeyse tüm kitabı buraya eklemiş olurum. Kitaptaki her şiir çok özel.

"Güneşi özledim, sonra seni/ Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım." (sayfa 44) diyor. Ben penceremin önündeki fesleğene her su verdiğimde aklımdasın güzel anne.

Hayat bir Füsun aldı Didem'den bir Füsun verdi ama onunla da doya doya yaşayamadı. Çok erken ayrıldı aramızdan, çok erken ayrıldı kızından. Didem 13 yaşında kaybetti annesi Füsun'u, Füsun 3 yaşında kaybetti annesi Didem'i.

Didem Madak ölmeden önce kızına şu satırları bıraktı:
“Canım Kızım Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum reis! Canım kızım, cehaletimden şair oldum…
Annesizlikten.
Sen sakın şair olma!”

"Zaman bir salyangozun vücudunda yaşıyor burda
Ve çok ağır ilerliyor." demiş Didem Madak. Füsun'un geçen hafta ilkokul mezuniyet töreni oldu. Zaman geçiyor, zaman acımasız bir çabuklukla geçiyor artık. Annenin yaşayamadığı tüm yıllar senin olsun Füsun. Sen sakın şair olma!

Burcu'dan

https://youtu.be/-fqF0FVk26M

İşte Geldik Gidiyoruz
(Cem Karaca)

Bir çiviyi çakar gibi 
Vura vura günlere 
Dört nala gidiyoruz 
Bizi bekleyen yere 
Halimize şükran mı isyan mı etmeli 
Bütün ömür bir rüyaysa uyanıp kalkmamalımı 
İşte geldik gidiyoruz 
Bilinmez bir diyara 
Eskiden karpuz idik şimdi döndük biz hıyara 
Bir ayvayı dişler gibi 
Isır ısır ömrümüzü 
Bir girdapta dönüyoruz 
Yaşamadan günümüzü 
Deli gibi kutluyoruz yılbaşı doğum günümüzü 
Doğumada ölümede 
Çiçekler yolluyoruz