Netsem, neylesem, benim sekiz yönlü dileğim? Biliyorum, bütün yolların birleştiği noktada beni bekliyorsun. Bu engelleri sen koydun araya. Bu engeller sana ulaşmama değmezse, yeni engeller isterim. Alnım ak, yüzüm açık sana gelirim.
Çok eskiden çıktım yola. Düşüncelerin varamayacağı kadar eski. Ona "Ezel" diyorlar. Sen ona "Kâlû belâ" de. Yolumu çizen çizmiş, hedefimi gösteren göstermiş: Sana gelirim. Sen yağmur sonrası toprak kokusu, sen deniz mavisi, sen yüce dağlar başında duman, sen mücevher kakmalı bir hançer sapı, sen güzelliksin. Ve güzelliğe giden yollar...Gâhi kan revan içre, gâhi dudaklarımda mutluluk türküleriyle, sana gelirim.
Her işim, her teşebbüsüm böyle yarım kalmaya mı mahkûm? İstiyordum ki yanına geldiğimde nabızlarım yorgun bir bahadırın nabızları gibi vursun, bileklerimi örten kumral tüyler soluk soluğa kalkıp dikilsin... Göz pınarlarım yansın, ta gözbebeklerim acısın...Plâklar birdenbire en yanık türkülere başlasın...Ve bu koca şehrin izbelerinde dolaşan ne kadar hâneberdûş sevdâlı varsa, kollarını göğe açıp bağırsınlar... Kabuğunu zorlayan tomurcuklar, göğümüzden kaygısız geçen mor bulutlar, herkes duysun yıllar sonra sana geldiğimi... Olmadı!