"Bu dediğimi yaptım da. Bu yüzden bana sırt çevi renler senden de sırt çevirenlerdir. Senin haklı olduğun ortaya çıkmıştı. Eskiden yüzüme gülen itibar ve nüfuz sahibi kimseler, unvan ve mevki sahibi yakınlar şimdi benden uzak duruyor. Ama İngiltere'nin en verimli bölgelerinden birinde, insana gülümseyen tarlalar ve rüzgarda salınan ağaçlar var. Orada, bir küçük köy kilisesinin yanında da... Rose, sevgilim benim... bir küçük köy evi var.
"Ah, güzel küçükhanım! Tanrı'nın hizmetinde olduklarını söyle yenler, acaba neden senin gibi sevecen, merhametli dav ranmazlar bizim gibi zavallılara karşı! Oysa sen gençsin,
güzelsin! Onlardan bin kat daha alçakgönüllü olacağına, bin kat daha kibirli olsan hakkındır!"
Yaşlı bey, "Kızcağızım, Türkler dua ederken yüzlerini sıvazladıktan sonra gündoğusuna doğru dönerlermiş!.." dedi. "Oysa bizim din adamlarımız, yüzlerini ancak Üzer lerinde gülümseyiş filan varsa yok olsun diye sıvazlarlar ve sonra da her keresinde gökyüzünün en karanlık tarafı na doğru dönerler!"
Oliver ertesi sabah günlerden beri unutmuş olduğu bir neşeyle kalktı ve istekle, severek çalışmaya başladı. Rose'un kuşlarının kafeslerini gene ötsünler diye eski yerlerine astı ve gene en güzel kır çiçeklerini, renk ve kokularıyla Rose'un içini açsınlar diye topladı. Günlerdir çevredeki bütün güzelliklerin üzerine inmiş olan hüzün sisi dağılmıştı artık. Yeşil yapraklardaki çiğ taneleri her zamankinden parlak, hafif esintinin dallarda çıkardığı hışırtının ezgisi daha tatlı, gökyüzü bile daha mavi daha ışıklıydı sanki! İşte kendi içinizdeki duygu ve dü şünceler dış evrenin görünüşü üzeride bile bu derece etkili olur. Doğaya ve insanlara bakıp bakıp da her şeyi karanlık ve kasvetli gören insanlar haklıdır. Ne var ki bu karanlık ve kasvet onların kendi tasalı ruhlarının ve görüşlerinin rengini yansıtır. Gerçek renkler inceliklidir. Seçebilmek için daha açık bir görüş ister.