Yanmış köylerin isi çöküyor üstüme… Anılar dökülüyor gözlerimden hercai. Üstüm başım kuş ölüleri. Başak güneşleri. Ahşap :içinde yaşadığımız alevli ev… teneke saksılarda sardunyalar… sesi kısık eski bir şarkı. Hep yanımızdaydı toprak ,su,ateş ve keder…. Bir kaç fotoğraf gibi kaldık ortada ,solgun Ve yıprak,içinden gidenleri dalgınca izleyen. Her ruhun vatanı var, onu bulmak ve oraya ne kadar çorak ve uzak olsa da gidip yerleşmek, oranın lisanını öğrenmek zorunda, ne denildiğini anlamak, ağıtları çözmek zorunda. Bu yolculuğa çıkmak zorunda. Bir aşk,bin intihar yorgunu Acılarıyla demlenip,hüzünler damıtan şairler Zembereğinden boşalmış çılgınlık seansları Bak ! Delik çoraplarım da yok çekmecede Yamalı elbiselerimin hüznünü arıyorum askıda Bak! Azıcık masal oluyor hayatım Gözyaşlarımın hikayecisinde. . Kızıl-Deniz #DnzBzn
BAĞLIDIR
Asla gitmem amma gönül peşinden Ne çare ki gövde ona bağlıdır Aşkın ataşından sitem daşından Sinem netsin sevda ona bağlıdır Bak ki kainatta şu keşmekeşe Kâr kalmış kerize keleğe keşe Bülbül güle konar kuzgunda leşe Karga netsin kavga ona bağlıdır Sahra izsiz sema gözsüz çöl sağır Sopa sivri semer sıkı bel yağır Yollar yıprak menzil ırak yük ağır Kervan netsin kira ona bağlıdır Vallahi kıralı kargadan beter Toprak beylerindir bizimdir kan ter Kimisi güdülür kimisi güder Geda netsin moda ona bağlıdır Taassubun suru set çekmiş tana Bürhansız büyükler batmış böhtana Şahıs işler şeri atar şeytana Tekva netsin fetva ona bağlıdır Ne haşmetin kalır ne de heybetin Küle döner gider gül benzin betin Sıladan çekince yolu gurbetin Veda netsin gıda ona bağlıdır
Şiir
Reklam
Edip Cansever deyince en bi sevdiğim
PAS duvar diplerinde ve sakınaraktan duvar diplerinde ve alacakaranlıkta iyi yenmemiş bir kiraz çekirdeği gibi yıprak gidip geliyorsa durmadan gücenik bir köpeğin bir okul şarkısını anımsattığı gibi gidip geliyorsa ve çocukluğunun bir düğme kadar delik yerinden bakılırsa gözleri bir çağla çekirdeği gibi beyaz ve kocamansa o zaman gözleri iki safran ipliği şimdi. ve güneş kar topluyorsa bakışlarından biz ki utançlı bir kar seyircisi sen bak ki o beyaz karın kırmızı o beyaz karın ürkek o beyaz karın utanaraktan geri geldiğini seyrediyorsa susarak biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi biliyordur ki bir erdemdir yerine göre susmak. duvar diplerinde ve sakınaraktan bütün paslar kabarıyor bir bir ağzın ve dilin ve parmakların pası yüreğin ve bilincin bak işte, patlamış kentin su boruları da duyduğu bir çürük su şırıltısı ki hemen geliyor aklına bir şarkı ne zaman güzel değildir sonu olduğu zaman sonu yoktur çünkü güzel şarkıların kimse bir şarkıyı sonuna kadar söyleyemez nasıl ki ölüm öldürenlerinse
Şiir
Pas
duvar diplerinde ve sakınaraktan duvar diplerinde ve alacakaranlıkta iyi yenmemiş bir kiraz çekirdeği gibi yıprak gidip geliyorsa durmadan gücenik bir köpeğin bir okul şarkısını anımsattığı gibi gidip geliyorsa ve çocukluğunun bir düğme kadar delik yerinden bakılırsa gözleri bir çağla çekirdeği gibi beyaz ve kocamansa o zaman gözleri iki safran ipliği şimdi. ve güneş kar topluyorsa bakışlarından biz ki utançlı bir kar seyircisi sen bak ki o beyaz karın kırmızı o beyaz karın ürkek o beyaz karın utanaraktan geri geldiğini seyrediyorsa susarak biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi biliyordur ki bir erdemdir yerine göre susmak. duvar diplerinde ve sakınaraktan bütün paslar kabarıyor bir bir ağzın ve dilin ve parmakların pası yüreğin ve bilincin bak işte, patlamış kentin su boruları da duyduğu bir çürük su şırıltısı ki hemen geliyor aklına bir şarkı ne zaman güzel değildir sonu olduğu zaman sonu yoktur çünkü güzel şarkıların kimse bir şarkıyı sonuna kadar söyleyemez
Pas
duvar diplerinde ve sakınaraktan duvar diplerinde ve alacakaranlıkta iyi yenmemiş bir kiraz çekirdeği gibi yıprak gidip geliyorsa durmadan gücenik bir köpeğin bir okul şarkısını anımsattığı gibi gidip geliyorsa ve çocukluğunun bir düğme kadar delik yerinden bakılırsa gözleri bir çağla çekirdeği gibi beyaz ve kocamansa o zaman gözleri iki safran ipliği şimdi. ve güneş kar topluyorsa bakışlarından biz ki utançlı bir kar seyircisi sen bak ki o beyaz karın kırmızı o beyaz karın ürkek o beyaz karın utanaraktan geri geldiğini seyrediyorsa susarak biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi biliyordur ki bir erdemdir yerine göre susmak. duvar diplerinde ve sakınaraktan bütün paslar kabarıyor bir bir ağzın ve dilin ve parmakların pası yüreğin ve bilincin bak işte, patlamış kentin su boruları da duyduğu bir çürük su şırıltısı ki hemen geliyor aklına bir şarkı ne zaman güzel değildir sonu olduğu zaman sonu yoktur çünkü güzel şarkıların kimse bir şarkıyı sonuna kadar söyleyemez
Yaşamaya yerleşiyor seniha Kendi yaşamına -Güvercinsiz bir avlu mu? olabilir Sırları dökülmüş bir ayna? - Oysa çok geçti Yıllar yıllar yıllar Her geçen yıl elinde sanki Yıprak, filizî yıllar 'Şey' sözcüğü gibi bağıntısız Ağaççileği gibi durduğu yerde bir ezinti Piyano tuşları -tek tek bakıldığında- Çarçabuk bir göz atıldığında aynntısız -beyaz- Yıllar Seniha Gözlerinin altı uzun menekşe -Manastırlı Hilmi Beye Üçüncü Mektup-